Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
KAPLUMBAĞA KAÇAKÇILIĞI VE NÜKLEER SANTRALLAR

 
 




Biz Türkiye'de hâlâ birbirimizi yemeğe devam ederken, dünya, Soğuk Savaş'ın bitiminden sonra, kendine yeniden çeki düzen vermeyi sürdürüyor.

Hiç kuşkusuz Yirminci Yüzyıl'ın en önemli olgularından bir Sovyetler Birliği idi.

İnsan doğasına ve tarihsel gelişmelere aykırı nitelik taşıyan bu Leninist-Stalinist uygulama başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, dünya bir yandan bu deneyimin yaralarını sarıyor, öte yandan, bazı çevreler tarafından yeniden gündeme getirilen saldırgan ve denetimsiz liberal ekonominin ve kaçınılmaz küreselleşmenin olumsuz etkilerinden kendini korumaya çalışıyor.

Aynen Hitler Almanyası'nın insanoğlunun tarihsel gelişiminde açtığı yaralar gibi, Sovyetler Birliği'nin neden olduğu sorunlar da uzun dönemli ve kalıcı sonuçları olan deneyimler olarak tarihe geçti.

Eski Doğu Almanya'nın "Ecza Deposu" diye adlandırılan Bitterfeld ilçesinde, çevre uzmanı olan Dr. Fred Walkow'u dinlerken tüylerim ürperiyor.

Pek çok sayıda ilaç ve kimya fabrikasının yer aldığı Bitterfeld'de, hem kullanılan liknayt denilen bir tür kömür havayı zehirlemiş, hem de pek çok fabrikanın zehirli kimyasal atıkları toprağa ve suya karışarak doğayı yok etmiş.

Tabii bu toprakta yetişen bitkileri yiyen, zehirli suları içen hayvanların etleri, sütleri ve yumurtaları da zehirlenmiş.

Bitterfeld, çevreye ve insana önem vermeyen bir endüstrileşme anlayışının insanlığı yokedici sonuçlarının somut olarak görüldüğü bir ilçe.

İki Almanya'nın birleşmesinden sonra, bütün bu etkinlikler durdurulmuş, liknayt kullanımına son verilmiş, yeni endüstrilerin bölgeye gelmesi için pek çok teşvik ögesi kullanılmış.

Ama henüz tam bir canlanma yok.

Bayer, yeni gelen fabrikalar arasında başı çekiyor.

Bu arada zehirli atıkların oluşturduğu göller, kilometrelerce uzanıyor boş arazide.

Devlet, yeni endüstrileri teşvik etmek için, bu "eski kirlenmeden" kimsenin sorumlu tutulmayacağına ilişkin bir yasa çıkarmış.

Bu nedenle de eski çevre kirlenmesinin sonuçları henüz bütün dehşeti ile ortada.

Dr. Walkow'u dinlerken, bir gün önce yine eski Doğu Almanya'nın Brandenburg ilçesinde "Doğadaki hayvan ve bitki türlerini koruma uzmanı" Dr. Zimmermann'ın söyledikleri aklıma geliyor:

Eski Doğu Alman ordularının terkettiği barakalarda yerleşmiş bulunan "Doğayı Koruma Birimi"ndeki birfingte, Dr. Zimmerman, çevredeki bitki ve hayvan türlerinin yokoluşlarını önlemek için aldıkları önlemleri anlatırken, birdenbire, Almanya'ya Türkiye'den kampumbağa kaçırıldığını söyleyiverdi.

Önce çok iyi anlayamadığımı sandım ve tekrar sordum.

Evet, Türkiye'den Almanya'ya büyük sayıda kaplumbağa kaçakçılığı söz konusu imiş.

Almanya'da evcil hayvan olarak kaplumbağa beslemek son günlerdeki modalardan bir haline gelmiş.

Resmi yollardan satın alınan sertifikalı bir kaplumbağanın fiyatı seksen marka yaklaşırken, kaçak yollardan getirilenlerin fiyatı yirmi markın altına kadar iniyormuş.

Dr. Zimmermann, artık Bulgaristan'da pek kaplumbağa kalmadığını yakında Türkiye'de de nesillerinin sona ereceğini belirtiyor.

Ben şaşkınlık içinde "özgürlük ve umut üzerine kurulu insan kaçakçılığından sonra üç-beş mark için yapılan bir kaplumbağa kaçakçılığını" kafamda nereye oturtacağımı düşünüyorum.

Bu konuyu bir yazımda dile getireceğimi ve Türkiye'de, hem insanları hem de resmi makamları uyaracağımı söylüyorum.

Evet, işte asıl "küreselleşme" bu:

Almanya'da ortaya çıkan evde kaplumbağa besleme modasının Türkiye'deki kaplumbağa neslini tehdit etmesi.

Bu açıdan Almanya'nın 2001'den itibaren bütün nükleer santrallarını kapatma kararı, sadece kendisi için değil, tüm dünya ve özellikle de Türkiye için büyük önem taşıyor.

Türkiye, "küreselleşme olgusunu, kaplumbağa-nükleer santral parantezine alarak yorumlamalıdır" diye düşünüyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional