Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TAYYİP ERDOĞAN'A SOSYOLOJİ DERSLERİ-II

 

Tayyip Erdoğan, yeni partisinin kurulduğu gün "Birey laik olmaz, devlet laik olur" dedi.

"Laik olmayan bireylerden kurulu laik bir devlet" düşünebiliyor musunuz?

Tepeden oluşturulan bir devrim döneminde "Evet". Ya da bir diktatörlükte "Belki".

Ama demokrasinin iyi kötü işlediği, demokratik mekanizmaların bir ölçüde de olsa çalıştığı bir herhangi bir düzende böyle bir uyumsuzluk olanaklı mıdır?

Hiç kuşkusuz "Hayır".

O zaman bu ifadenin ardındaki esas amaç bellidir:

Önce laik olmayan bireyler yetiştirileecek, sonra da devletin lakiliği yok edilecektir.

Tabii bu süreç, "laik ve demokratik" bir düzende pek de olanaklı olmadığı için, "laiklik, müslümanlık gibi bir din midir ki, bireyler laik olsunlar" diye yanlış bir önerme ile işe başlanmıştır.

Ancak, laikliği dinsizlikle, yani ateizm ile bir tutan bir yanlış ve çarpık anlayış, bir insanın hem müslüman hem de laik olamayacağı önermesini öne sürebilir.

Bu anlayış ise, dünyaya din ile nizam vermek isteyen yani laikliği reddeden "şeriatçı" bir yaklaşımın yansımasıdır.

"Şeriatçı" bir yaklaşım ise, ortaçağlardaki tarıma dayalı imparatorluklar için geçerli olabilir.

Tarihe baktığımızda "dinin siyasal egemenliğinin" yani "şeriat" aşamasının çok gerilerde kaldığını görüyoruz.

Her toplum, önce "toplayıcılık" dönemi yaşar.

Sonra, ok, yay gibi araç ve gereçleri icad eder, "avcılık" dönemi başlar.

Daha sonra, toprağa yerleşir ve "tarım" dönemine geçer.

Tarım döneminde, teknolojinin gelişmesiyle, yeni enerji türleri ve fabrikalar ortaya çıkar. İnsanoğlu artık "endüstri" (ya da "sanayi") aşamasına sıçramıştır.

Bugünlerde ise dünya endüstri toplumunu da aşarak, yeni bir döneme doğru yol almaktadır.

İnsanın doğa ile olan çelişkisinde ortaya çıkan "teknolojinin" belirlediği bu dönemlerde, yine insanın kendisi ile olan çelişkisi (yöneten-yönetilen ilişkisi) "egemen ideolojileri" doğurur.

Toplayıcılık ve avcılık dönemlerinin egemen ideolojileri, totemizm ve şamanizmdir.

Tek tanrılı dinler, tarım döneminde insanlığa egemen olmuşlardır. "Şeriatçılık" bu dönemler için geçerli bir "siyasal ideolojidir".

Endüstri döneminin ideolojileri, dinlerin siyasal egemenliğini azaltarak ama onları tümüyle inkar etmeden, milliyetçilik üzerine kurulmuştur.

Milliyetçilik ideolojisi, bir kolu faşizme, bir kolu (zıt bir tepki ile oluşan) sınıf diktatörlüğüne, bir kolu da ulus-devlete giden bir biçimde gelişir.

Yirminci yüzyılda faşizm ve sınıf diktatörlüğü yıkılmış, ulus-devlet ise, "laik ve demokratik sosyal hukuk devletine," kısaca "demokratik devlete" doğru evrimleşmiştir.

İşte "insan laik olmaz devlet laik olur" demek, çok kısaca anlattığım bütün bu gelişme ve değişme aşamalarını birey düzeyinde reddederek, insanlığın tarım döneminde, yani ortaçağlardaki ideolojik aşamasında ürettiği birey tipine geri dönmeyi istemek anlamına gelir.

Bu işin birinci aşamasıdır.

Tabii sonra da bu "bireylere" dayanarak, üstelik de "demokrasi adına" devletin laikliğini sorgulamak, ikinci aşama olarak gelecektir.

Oysa, demokrasiye inanan birey "demokrat", adalete inanan birey "adil", laikliğe inanan birey de "laiktir".

"Şeriat" devletine inanan bireyin "şeriatçı", "faşizme" inanan bireyin de "faşist" olduğu gibi.

Her hangi bir din ya da bir millet mensuplarının, laik ve demokratik bir rejime olan bireysel onayı ve bağlılığı reddetmesi, ancak "şeriatçı ya da faşist" birey tipini savunan bir zihniyeti yansıtır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional