Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ZERZEVATÇI HOPARLÖRÜ, MİLLİ GÜVENLİK VE CAN KIRAÇ

 

Türkiye'de adına yıllarca "laik ve demokratik sosyal hukuk devleti" dediğimiz ve aslında ne laik, ne demokratik, ne sosyal, ne de hukuk devleti olan bu siyasal sistemin dibe vurduğu ve bu aldatmacayla artık hiç bir yere gidemeyeceğimiz açıkça ortaya çıktı.

Mesut Yılmaz'ın, hem kendisinin ANAP içindeki konumunu güçlendirmek, hem de oy kaybeden partisini yeniden toparlamak için, bence çok yanlış bir taktik olarak, başlattığı son "Milli Güvenlik Kavramı" tartışması ve Genelkurmay'ın buna verdiği yanıt, bu teşhisimin en güzel kanıtı.

Bir iktidar düşünün ki, somut olarak, en üst düzeyde, banka hortumlamalarını engelleyemiyor, hortumlanan miktarda kredi bulmak için IMF'ye teslim oluyor, en alt düzeyde vatandaşlarının beyinlerinde patlayan ve günlük yaşamı çekilmez bir işkence haline getiren cızırtılı zerzevatçı hoparlörlerini bile durduramıyor, ama soyut olarak "Milli Güvenlik Kavramını" tartışmaya açıyor.

Aslında "Milli Güvenlik Kavramının" her düzeyde ve her ortamda tartışılması, hiç kuskusuz, "Demokratik ve laik, bir sosyal hukuk devletinin" en büyük gücüdür:

Çünkü halk bu yolla varlığını tehdit eden sorunların bilincine varır ve kendisini temsil eden siyasal otoriteye bu konularda destek vererek, onu özellikle uluslararası planda güçlü kılar.

Ama Türkiye'de böyle olmuyor.

Neden?

Çünkü siyasetçiler, "Milli Güvenlikle" filan değil, ceplerini doldurmakla meşguller.

Halkın günlük yaşam koşulları altında ezilmesi ve mutsuz olması, en önemlisi de gençlerin geleceğe ilişkin umutlarını yitirmesi umurlarında bile değil.

Peki umurlarında olan ne:

Soygunlarını sürdürebilecekleri iktidar gücünü ellerinde tutmaya devam edebilmek.

İşte, halkın en ufak sorunuyla bile somut olarak ilgilenmeyen, bırakın banka hortumlamalarını, örneğin, çok küçük ve basit bir sorun olan, "hoparlörlü satıcıların" yol açtıkları inanılmaz gürültü terörünün yarattığı mutsuzluk ve umutsuzluğu dikkate bile almayan siyasal iktidar, halkın desteğini yitirdiğini gördüğü anda, günün modasına uygun sloganlar çerçevesinde "soyut kavramlar" ve "soyut düşmanlar" üzerinde tartışma açarak, gündemi değiştirmeye ve başarısızlığını saklamaya kalkışıyor.

Koç gurubunun yıllarca en üst düzeydeki yönetciliğini yapmış olan Can Kıraç, "teknokratlar hükümeti" konusunda şöyle bir öneri yollamış bana:

"1) Hükümet Başbakan Bülent Ecevit tarafından kurulur.

Bahçeli ve Yılmaz başbakan yardımcısı olurlar.

Böylece; siyasal irade, yeni bakanlar kurulunun temelini oluşturur.

2) Kemal Derviş ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olarak hükümetteki yerini alır.

3) Diğer bakanlıklara (tabii bakanlık sayısı azaltılarak), TBMM dışından, mesleklerinde ehliyetlerini kanıtlamış kişiler atanır. Atamalarda, bu kişilerin, cumhuriyetin temel ilkelerine ve ekonomik programa uyumlu icraat yapacakları konusunda ön mutabakat sağlanır.

4) TBMM, seçimle ve partilerle ilgili yeni düzenlemeleri yasalaştırır.

5) 2002 yılı Mayıs ayında yeni seçim yapılır."

Can Kıraç mektubunun sonunda şöyle diyor:

"Bu önerimin, ‘demokrasi'yi her vesileyle katleden ve ‘Cumhuriyet'e olan inancı zedeleyen bugünkü rejimden daha fena sonuç vereceği görüşüne hiç ihtimal vermiyorum ve ‘ara rejim' olarak tanımlamasını da, Ecevit'e rağmen (!), içime sindiremiyorum!".

Ben Can Kıraç'ın mektubunu, "aydın vatandaşların", siyaset hakkındaki düşüncelerine bir örnek oluşturduğu için aktardım.

Önerinin, "siyasal irade eksikliğinden" dolayı, uygulanabilir olduğunu da sanmıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional