Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
EKİN DELİGÖZ VE "TÜRK-ALMANLAR"







Ekin Deligöz, Tokat'ta doğmuş bir Türk kızı.

Sekiz yaşındayken Almanya'ya gelmiş.

Şimdi 25-30 yaşlarında görünen bir genç hanım.

Alman Parlamentosu'nun, hani şu genel kurulunun arka duvarı şeffaf olan ve herkesle birlikte bütün ziyaretçilerin de içerde neler olup bittiğini koridorlarda gezerken gördüğü Parlamento'nun lokantasında konuşuyoruz.

Aslında Parlamento'nun lokantası bizim Meclisinkine göre hayli küçük.

Oldukça sessiz ve sakin olan lokantanın fiyatları da dışarıya göre daha ucuz değilmiş.

Yani temiz, küçük ve sakin bir "işyeri lokantası" havasında Alman Parlamentosunun lokantası.

Ekin Deligöz, kazandığı burs ile yüksek tahsilini Avusturya'da yapmış parlak bir genç.

Yeşillerden milletvekili seçilmiş.

Almanya'yı, Almanya'daki Türkleri ve Almanya'daki genel sorunları konuşuyoruz.

Deligöz, makyajsız yüzü, ufak tefek ve genç görünümü ile benim üniversitedeki öğrencilerimi anımsatıyor.

Konuşurken, kendi kendini yetiştirmiş, kararlı, iradeli, sorunlar hakkında bilgisine ve dolayısıyla kendine güvenen bir genç insanın gelişmiş ve sağlam kişiliğini hissedebiliyorsunuz.

Deligöz'ün üzerinde en çok durduğu konu, Almanya'daki Türkler'in üçüncü kuşağı.

"Bazı üçüncü kuşak gençler, kendilerini ne Almanca ne de Türkçe ifade edebiliyorlar" diye yakınıyor Deligöz.

Kanımca "Alman Türkler"in en önemli sorunu bu:

Gerek Almanların ülkelerine konuk işçi olarak gelen Türkleri yıllarca "geri dönecek" biçimde görmelerinin ve onlara böyle muamele etmelerinin, gerekse Türkiye'nin bu modele uygun olarak Türkçe hocası ve imam yollayarak oradaki vatandaşlarımızı Alman toplumunun dışında tutma çabalarının bedelini bugün "üçüncü kuşak" gençler ödüyor.

Şimdi gerek Almanya, gerekse Türkiye bu politikanın yanlışlığını kavramış ve artık "Türk Alman" kavramına destek vermiş görünüyorlar ama, yine de 35-40 yıldır uygulanan "tecrit" politikalarının sonuçları özellikle Almanları çok uğraştıracak gibi görünüyor.

Almanya özellikle "birleşmeden sonra" büyük bir dönüşümün ve siyasal-kültürel gelişmenin içinde.

Önce, orada çalışan işçi kardeşlerimizin ailelerinin bütünleşmesine yani çocuk ve eşlerinin Almanya'ya gelmesine izin vermişler.

Bu değişme ve demografik gelişmeler (yani ikinci üçüncü kuşak Türlerin doğması) sonunda Almanya'daki Türk nüfusunun ağırlığı işçilerden, esnaf, iş adamı ve öğrencilere doğru kaymış.

Son yıllarda Almanya, Anayasasında da değişklikler yaparak, "vatandaşlık" kavramını "Cermen ırkından olma" anlayışından kurtarıp, "siyasal yurtaşlık" anlayışına dayalı olarak ırklar ve dinler arasındaki hukuksal eşitliğe uygun bir biçimde geliştirince "Hırıstiyan ve Cermen" olmayan insanlara da "eşit vatandaşlık" hakkı tanınmış.

Bu çerçevede Almanya'da yaşayan Türklere de vatandaşlık yolu açılmış.

Böylece "Türk Almanlar" ortaya çıkmış.

Deligöz ile konuşmamızdan iki hafta kadar önce, Sevgili Hikmet Çetinkaya ile birlikte katıldığımız bir "Halkevi toplantısında" Frankfurt'taki Türkler bana bu konuda ne yapmaları gerektiğini sordukları zaman hiç tereddüt etmeden onlara, "önce içinde yaşadığınızı ülkenin vatandaşları ile eşit haklara sahip olun, istiyorsanız, kültürel kimliğinizi sonra nasıl olsa yeni elde ettiğiniz haklarla daha kolay korursunuz" diye yanıt vermiştim.

Deligöz ile bu durumu konuşurken, o da, esas olanın, içinde yaşanan toplumdaki "eşit haklara" kavuşmak olduğunu, bunun da Türklerin Alman vatandaşlığına geçmesine bağlı bulunduğunu vurguluyor.

Kendi hakkında ise, "geçen gün seçmenlerimle, yaşlıların sosyal hakları konusunda yaptığım bir toplantıda ilk kez bana ne genç, ne kız, ne de Türk olarak baktılar. O toplantıda ilk kez bir 'Alman Parlamenter olarak' gördüler beni" diyor ve bu değişmenin altını çiziyor.

Böylece benim kısaca "Türk-Alman" dediğim, "Türk asıllı Alman vatandaşlarının" önemi bir kez daha vurgulanıyor.
 
 
 
 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional