Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
 

POST MODERNİZM VE SANAL EKONOMİ II





Hemen belirtmeliyim ki bu yazıda "sanal ekonomi" terimini, İnternet üzerinden yapılan etkinlikler, yani örneğin, e-ticaret gibi faaliyetler için kullanyorum.

"Sanal ekonomi" terimini burada, sadece "moneter" yani "parasal" etkinlikler yapılan ve yanlış olarak, sanki gerçekten "ekonomik faaliyette" bulunuluyormuş izlenimi veren bir anlayış için kullanıyorum.

Post modernizm, nasıl çevremizdeki toplumsal ve siyasal gerçeğin algılanmasını, inançlarımız doğrultusunda saptırmanın gerekçelerini hazırlıyorsa, aynı biçimde ekonomide de gerçeklerden sapmamızın, servet ve gelirin el değiştirmesine yol açan "parasal manipülasyonların" gerçek ekonomik etkinlikler gibi algılanmasının temelini oluşturuyor.

Gerek Özal ekonomisinin, gerek Reaganizm-Thatcherizm anlayışının, gerekse IMF reçetelerinin temelinde işte bu yanılsama, bu "sanal ekonomi" anlayışı yatar.

Sadece gelirin ve servetin el değiştirmesi üzerine kurulu olan "moneter ekonomi", post modernist anlayış sayesinde, yani yaşamın tüm alanlarında inançların yönlendirilmesi ve gerçeğin saptırılması yoluyla, geniş kitlelerde "sanki" ekonomik faaliyet yapılıyormuş gibi yanlış bir izlenim yaratmak için kullanılır.

Bu izlenim yanlıştır çünkü, nasıl yeni bilgilere ancak deneysel yöntemle ulaşabilirsek, zenginliğe yani kalkınmaya da ancak fiziksel üretim ile ulaşabiliriz.

Ekonomik zorlukları aşmanın yöntemi, gelirin ve servetin el değiştirmesinden değil, fiziksel üretimin ve verimliliğin arttırılmasından, yani fiziksel yatırım yapılmasından geçer.

Nasıl "tümden gelimci" yöntemler, yeni hiç bir bilgi üretmez ve ancak eski bilgilerin yeniden kullanılması yoluyla çevremizi açıklamaya yardımcı olursa, "moneter ekonomi" de aynen tümden gelimci mantık gibi, yeni mal yani yeni zenginlik üretmez, sadece mevcudun yeniden dağıtılmasına yol açar.

Üstelik de aynen dünyanın düz olduğu varsayımına dayalı "tümden gelim" yöntemleri gibi, mevcut yapının yani mevcut çarpıklığın daha da kök salmasına ve güçlenmesine yol açar, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapar.

Çünkü bu "sanal ekonomi" anlayışı yoksulların daha az tüketmeleri, zenginlerin daha çok gelir elde etmelerine dayalıdır.

Bu anlayışın ardındaki varsayım, "yatırım yapan" grup olarak düşünülen zenginlerin, ellerine geçen gelirin artmasıyla daha fazla yatırım yapacaklarıdır.

IMF reçetelerinin tümünün mantığı budur.

Aslında ekonomi doğru dürüst işlese, kapitalizm çerçevesinde çok da geçersiz bir mantık değildir bu.

Ama ekonomi doğru dürüst işlemediği için, yoksullardan transfer yoluyla ellerine geçen para artan zenginler, bunu yatırımda kullanmak yerine, ya medya gibi verimsiz ama nüfuz arttıran alanlara harcamakta, ya da bankalarının ve şirketlerinin dışına kaçırarak, kişisel mal varlıklarını veya lüks tüketimlerini arttırmakta kullanmaktadırlar.

Böylece IMF reçetelerine uygun olarak yapılan zamlar sonunda kısılan tüketimden artan gelirlerle, aynı reçetelere göre arttırılan vergilerden kazanılan gelir, dışardan sağlanan kredilerle birleştirilerek hep birlikte, özelleştirme, krediler, teşvikler ve benzeri yollarla zenginlere aktarıldığında, bu paralar yatırımlar yerine, onlara aracılık eden politikacılarla birlikte kendi ceplerine gitttiğinden, Türkiye, fiziksel yatırım yaparak büyüyemediği için hem nüfus artışından dolayı sürekli yoksullaşmakta, hem de gelir dağılımı adaletsizliği dehşet verici boyutlara ulaşmaktadır.

İşte tam bu noktada post modernist anlayış, yaşamın tüm alanlarındaki egemenliği ile birlikte devreye girmekte, kamuoyuna "parasal operasyonlarla" sanki ekonomi kurtuluyormuş gibi yanlış bir izlenim verilerek, geniş kitleler "uyutulmaktadır".

Böylece, felsefede, sanatta, edebiyatta, yepyeni ve güzel ufuklar açan post modernizm, insanı gerçeklerden koparmanın yöntemi olarak, toplumsal, siyasal ve ekonomik yaşamda, şeriatçılığın, bölücülüğün ve gelir dağılımını sürekli olarak bozan verimsiz parasal etkinliklerin temel çerçevesi haline gelmektedir.

Daha vahimi, post modernist yaklaşım, demokrasi karşıtı olan şeriatçı ve bölücü akımların "demokrasi" adına, ekonomik kalkınmayı engelleyen parasal önlemlerin "kalkınma" adına, yeni sömürgeciliğin de küreselleşme adına desteklenmesine yol açmaktadır. Böylece "trajik" bir durum, "faciaya" dönüşmektedir.
 
 
 
 
 
 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional