Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
YÖK VE AB KONULARINDA UNUTULAN GERÇEKLER






Değerli okurlarım, büyük basın, magazin haberlerini sadece birinci sayfalara taşımakla kalmadı, en ciddi konuları bile magazin haberciliği yaklaşımıyla ele almaya başladı.

Böylece "reyting" ve "tiraj" kaygılarıyla, yüzeysel ve çatışmacı bir yaklaşım hem gazetelerde hem de televizyonlarda egemen oldu.

Her haber son derece "yüzeysel bir biçimde" ve "taraflar arası bir çatışma" anlayışı içinde yorumlanıyor.

Çatışma yoksa bile insanlar ve olaylar "şablonlar" içine yerleştiriliyor ve "haberler" bu şablonlar arası çelişkiler vurgulanarak "işleniyor".

Gerçek haberciliğin, aklın, mantığın, bilimin, gerçeğe ve insana saygının yeri kalmadı artık medyamızda.

Ben, medyamızın bu "aşamayı" da atlacağına, dürüst haberciliğin, yani önce okura, sonra da tüm insanlara saygılı yayıncılığın er ya da geç egemen olacağına inanıyorum.

Şimdi gelelim, iki önemli kurum hakkında son günlerde bütün medyamızın baş köşelerine yerleşen tartışmalarda "unutulmuş" olan gerçeklere.

Önce YÖK konusunda unutulan tarihsel gerçekler:

Bugünkü üniversiteler artık eski üniversiteler değil.

Rektörler için "eğilim yoklamaları" niteliğindeki seçimlerin yapıldığı üniversiteler, sanki eski üniversitelermiş gibi bir tartışma sürüyor medyada.

Burada unutulan nokta, "YÖK sonrası üniversitelerin" büyük ölçüde, bilim dışı ölçütlere göre, milliyetçi-mukaddesatçı ideoloji çizgisindeki personelle doldurulmuş olmasıdır.

YÖK önce, eğitim enstitüleri gibi, ideolojik çizgide yapılanmış "üniversite dışı" pek çok kurumu üniversitelere bağlamış, sonra buradaki personelin beş yıllıklarına doçent, on yıllıklarına profesör olma hakkı tanıyarak, üniversitelerin bilimselliğini tahrip etmiştir.

Bu operasyonu gerçekleştiren Evren-Doğramacı ikilisi, tüm yöneticileri de değiştirmiş, seçilerek gelen rektör ve dekanların yerine, milliyetçi-mukaddesatçı çizgide yeni rektörler ve dekanlar atamıştır.

Bu arada, sıkıyönetim aracılığı ile, aralarında uluslararası çapta değerli bilimadamları da bulunan pek çok hoca, sadece "demokrat oldukları için" ya üniversiteden atılmış ya da istifa etmek zorunda bırakılmıştır.

Yeni yöneticiler, daha da gevşekleştirilen "akademik atama ve yükseltme ölçütlerini" bilimsel değil, ideolojik çizgide kullanarak, üniversiteleri, özellikle de yeni kurulanları, genellikle bilimsel açıdan niteliksiz ve yeteneksiz, ama ırkçı ya da dinci ideolojilere bağlılığı su götürmeyen personelle doldurmuşlardır.

İşte bugün, "yöneticileri seçilsin mi atansın mı" diye tartıştığımız üniversiteler böyle oluşturulmuşlardır.

Bu tarihsel gelişim gözlemlenmeden, bu farklılığın ayırdına varılmadan yapılan seçim ya da YÖK tartışmaları anlamsızdır.

Açık ve net olarak söylüyorum: YÖK'ün tahrip ettiği bugünkü üniversite sistemi içinde seçim de yapsanız, atama da yapsanız, hiçbir şey değişmez.

Üzülerek belirteyim ki bu durumun onarılması, bugünkü siyasal koşullar çerçevesinde, kısa dönemde de uzun dönemde de pek olanaklı görünmemektedir.

Gelelim Avrupa Birliği'ne.

Bugünkü AB de artık eski AB değil.

Bugünkü Avrupa Birliği, ne Türkiye'nin 1963 yılında "ortaklık anlaşması" imzaladığı Avrupa Ekonomik Topluluğu'dur, ne de 1975 yılında, Yunanistan üyelik için başvurduğunda, "sonradan Yunan vetosu ile karşılaşırsınız, siz de şimdi başvurun" diye bizi çağıran Avrupa Topluluğu'dur.

Bugünkü AB, Yunanistan'ın üye olmasından sonra, Birliğin üyelerine tanıdığı veto hakkı yoluyla, Türkiye'yi bin yıldır yaşadığı Anadolu topraklarından sürmek isteyen bir anlayışın sakatladığı bir siyasal topluluktur.

Bu tarihsel değişim gözlemlenmeden, bu farklılığın ayırdına varılmadan, Atatürkçülük, ya da islamcılık veya küreselleşme şablonları çerçevesinde yapılan (benim de katılmak zorunda kaldığım) AB'ye üyelik tartışmaları da anlamsızdır.
 
 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional