Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ-3

 
 


Kemalizm, Atatürkçülük ve Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri üzerine yazdığım iki yazı tahminimin üzerinde yankı uyandırdı.

Bu nedenle bugün burada konuya devam etme kararı aldım.

Zaten Ankara'nın başarılı eski belediye başkanı ve AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzalayan dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın da arayarak çok önemli açıklamalar yaptı.

Önce kendi yazdığım "Altı Ok bugün de bize ışık tutacak" cümlesini biraz açıklayayım.

Geçen haftaki yazımda Altı Ok'un "kısa yoldan bir çağdaşlaşma reçetesi olduğunu" zaten belirtmiştim.

Altı Ok'un bugün de bize ışık tutacağını söylerken bu niteliğini, yani kısa yoldan çağdaşlaşma reçetesi olmasını işaret ediyorum, yoksa bütün "ok"ların tek tek 1930'lu yılların anlayışıyla uygulanmasını değil.

Şimdi gelelim Karayalçın'ın açıklamalarına.

Dış politikayı büyük bir titizlikle izlemeyi sürdüren Karayalçın, Kemalizm, Atatürkçülük ve Avrupa Birliği üzerine yazdığım ikinci yazıdan sonra aradı ve beş önemli açıklama yaptı:

1) Türkiye, Gümrük Birliği'nin karar organı olan Avrupa Birliği'nin siyasal kurumlarında temsil edilmiyor ama, herhangi bir anlaşmazlık halinde 1963 Ankara "Ortaklık Anlaşmasına göre" hakeme gitme hakkı var.

Hakem ise klasik yöntemle belirleniyor: Bir bizim temsilcimiz, bir AB'nin temsilcisi, bir de bu iki hakemin belirleyeceği üçüncü bir kişi.

2) Ayrıca Türkiye, kendi pazarındaki bir sektöre, ya da bir ürüne doğrudan zarar verebilecek uygulamaları tek taraflı durdurma hakkına sahip.

3) Ama ne yazık ki bu iki hak da şimdiye kadar hiç kullanılmamış. Karayalçın, burada "benim bütün uyarılarıma ve ısrarlarıma rağmen" diye de ekledi.

4) Karayalçın, bugünlerdeki lüks otomobil ithalatının, Türkiye'deki otomotiv endüstrisine doğrudan zarar verdiği, bu nedenle de durdurulması gerektiği kanısında.

5) AB de, veto hakkının, Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı tutumunda olduğu gibi Birliğin çalışmalarını çıkmaza soktuğu anlayışı içinde, gelecekte, siyasal organlardaki karar alma mekanizmasını veto yetkisinin dışına çıkarıp, "çoğunlukla karar alma" ilkesini uygulamaya sokmak istemekte. (Tabii o zaman birliğin bütünlüğü ne olur, o ayrı bir konu.)

Karayalçın'ın açıklamalarından da anlaşılacağı üzere, hükümetler, AB ile olan ilişkilerimizde yeterince "enerjik" davranmıyorlar. Böylece "dışa bağımlı" hale gelmemiz, aynen "Soğuk Savaş" döneminde olduğu gibi bugün de "bizim kendi kararlarımızla" oluşuyor.

Tabii ne 2000'li yılların dünyası eski dünya, ne de Yirmibirinci Yüzyıl'ın Türkiyesi 1930'lu ya da 1940'lı yılların ülkesi.

AB ile olan ilişkilerimizde üç kritik sorunu çözmemiz gerek:

1) Türkiye laik ve demokratik bir sosyal hukuk devleti yapısına kavuşturulmalıdır. Bu, sadece AB için bir hedef değil, Atatürk'ün de işaret ettiği "çağdaş uygarlık düzeyine" erişmek ve asıl kendi halkımızın refahı ve mutluluğu için gerekli bir amaçtır.

2) Türkiye AB'ye üye olacaksa, bu, öteki üyeler gibi tam ve eşit bir statü çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

3) AB, Türkiye'ye karşı önyargılı davranmasının önemli nedenlerinden biri olan Yunanistan ögesini dengeleyecek önlemler almalı ve ayrıca her türlü önyargısından kurtulmalıdır.

Sonuç olarak ben, AB ile bütünleşmenin, Kemalizmle (ya da Atatürkçülükle) çelişen bir tarafı olmadığını ama bu bütünleşmenin, "tam ve eşit üyelik" koşulları çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca, hemen eklemeliyim: Ulus-devlet kavramı da, ne AB içinde son bulmuştur, ne de yakın gelecekte Türkiye'de son bulacaktır. Bu açıdan da AB ile Türkiye arasında bir çelişki görmüyorum.

Çelişki, kendi ulus-devlet yapılarını kıskançlıkla koruyanların, etnik ayrımcılık ve şeriatçılık konularında çifte standart kullanarak Türkiye'ye hakemlik taslamalarındadır.
 
 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional