Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

OLUMLU BİR TOPLUMSAL HİSTERİ: GALATASARAYMANİA

 

Türkiye bir "Galatasaraymania" yaşıyor.

Olaya soğukkanlı bir biçimde baktığımızda şunları görüyoruz:

Dünya futbol topluluğunda tarihsel olarak söz sahibi olan üç tür takım vardır:

1) Gelişmiş ülke takımları. Bunlar İngiltere, Almanya gibi, gelişmiş endüstri ülkelerinin takımlarıdır. Gelişmiş nitelikleri futbolda sürekli olarak iddia sahibi olmalarına yol açar.

2) Diktatörlük rejimlerinin takımları. Bunlar eski Sovyetler Birliği gibi futbolun, rejimin ideolojik propagandası için kullanıldığı ve bu amaçla da devletin tüm olanaklarının tahsis edildiği, ya da İspanya ve Portekiz gibi, diktatörlerin, faşist rejimlerine halkın desteğini sağlamak için, milliyetçiliği futbol aracılığıyla körükledikleri, toplumu ünlü "üç f" (futbol, fado, fiesta) formüleyle uyuşturdukları ülkelerin takımlarıdır.

3) Latin Amerika takımları. Bunlar melez ırkın spora yatkın özellikleriyle de desteklenen, ayrıca ataları İspanya ve Portekiz gibi kimi zaman diktatörlerin de, halkı uyutmak ve milliyetçilik çizgisindeki ideolojik baskıyı sürdürmek için futbolu destekledikleri ülkelerin takımlarıdır.

Türkiye bu her üç grubun içinde de yer almamaktadır.

Çünkü Türkiye ne henüz gelişmiş bir endüstri ülkesidir, ne futbola özel önem veren bir diktatörlük, ne de nüfusunun genel nitelikleri futbola özellikle yatkın bir otoriter ülke.

Dolayısıyla Türkiye dünya futbol liginde kendi başına bir kategori oluşturmaktadır: Batı modeline göre gelişmekte olan bir ülke kategorisi.

Aynen tek ve biricik demokratik ve laik bir müslüman ülke olarak dünya demokrasi liginde de kendi başına bir kategori oluşturduğu gibi.

İşte "Galatasaraymania"nın birinci nedeni Galatasaray'ın, Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal olarak erişmek istediği hedefe, bir futbol takımı olarak varmış olmasıdır.

Böylece Osmanlı döneminde başlayan ve üçyüz yıldır süren "Batılılaşma, uygarlaşma, çağdaşlaşma" hedefine yönelik çabaların, bu hedefe varan bir başarısı ve simgesi olmuştur.

"Galatasaraymania"nın ikinci nedeni, bu toplumsal tepkinin önce medya, sonra belediyeler ve hükümet yani devlet tarafından örgütlü biçimde desteklenmesidir.

Leeds maçıyla başlayan bir "toplumsal ve siyasal tepki", dalga dalga tüm bireyleri kucaklamış, tüm toplumu sarmış, bireysel tepkiler medya başta olmak kaydıyla tüm resmi ve gayri resmi örgütler tarafından desteklenerek toplu hale dönüştürülmüştür.

Galatasaray'ın başarısının altında, henüz ülkemizde yerleştiremediğimiz ama filizleri görülen şu ögeler yatmaktadır:

1) Bireysel "yıldız sistemine" karşı "takım ruhu".

2) Kısa dönemli, saman alevi gibi sönecek "geçici ve tesadüfi başarı hedeflerine" karşı, "uzun dönemli yapısal gelişmeyi hedefleyen sistematik yöntem".

3) Yönetimde "sık sık değişen yaklaşımlara ve yöneticilere" karşı "istikrar".

4) Köşe dönmecilik,adam kayırma ve kişisel iltimas gibi "fırsatçı ilişkilere" karşı, "sürekliliği olan, güvene dayalı ve liyakat esasına göre geliştirilmiş bir ilişkiler ağı".

Dikkat edilirse, bütün bu özelliklerin, genellikle "gelişmiş endüstri ülkelerinin" nitelikleri olduğu ve ülkemizde bunların tohumları atılmış olmakla birlikte, henüz toplumsal olarak uygulamada yaygın olarak kullanılan ilkeler olmadıkları görülür.

Nitekim ülkemizi haklı olarak etkileyen "Galatasaraymania"nın, "zaferi kutlamak için atılan kurşunlarla ölümlere yol açması" Galatasaray'ın sahip olduğu bu özelliklerin toplum tarafından benimsenebilmesi için daha "kırk fırın ekmek yememiz" gerektiğinin en belirgin örneğidir.

Dilerim, "Galatasaraymania", Galatasaray'ın toplumun genel düzeyine geri çekilmesiyle değil, tüm ülkenin Galatasaray'ın başarı düzeyine doğru yükselmesiyle sonuçlanır.

Bu hedef, "Galatasaraymania"nın, bu güzel histerinin yaratılmasında rol alanlar tarafından, olumlu değerlerin topluma aşılanmasında kullanılabildiği oranda ulaşılabilir hale gelecektir.

Neden "zaferi silahla kutlamayalım" sloganı ile işe başlamıyoruz?

İnsan yaşamından daha mukaddes bir değer var mı toplumda?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional