Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BERLİN DUVARI TÜRKİYE'DE

28 ŞUBAT 1997'DE YIKILDI

 

Tarihçilerin merakıdır, büyük dönüşümleri belli olaylarla simgeleştirirler.

İstanbul'un fethinin, ya da Amerika'nın keşfinin Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul edilmesi böyledir. Fransız Devrimi'nin, dolayısıyla Yakın Çağ'ın da, Bastille'in zaptı ile başlatılması aynı simgeleştirme merakının bir sonucudur.

Aslında bu doğru ve güzel bir meraktır.

İnsanların uzun sürede gerçekleşen dönüşümleri tek bir olayla algılamalarını kolaylaştırır.

İşte 9 Kasım 1989'da Doğu Berlin ile Batı Berlin'i birbirinden ayıran Berlin Duvarı'nın yıkılması da Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ve dünyada Soğuk Savaş'ın sona ermesinin simgesi olarak kabul ediliyor.

Oysa Sovyetler Birliği hukuken, 21 Aralık 1991 yılında Rusya, Belarusya, Ukrayna, Kazakistan, Moldova, Azerbaycan, Ermenistan, Özbekistan, Tacikistan Türkmenistan ve Kırgızistan arasında Almatı'da imzalan ve Bağımsız Devlet Topluluğu'nu kuran anlaşma ile tarihe karıştı.

Sovyetler Birliği'nin çöküşü aslında uzun bir süreçti; 21 Aralık 1991 anlaşması ile sona eren bir süreç!

Hiç kuşkusuz bu süreç, 9 Kasım 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasından daha önce başlamıştı.

Ama "Doğu Bloku" ile "Batı Bloku"nu birbirinden ayıran "Demirperde"nin, ikiye bölünmüş Berlin kentindeki görüntüsü olan "Duvar"ın yıkılışı, bütün bu süreci simgeleyen bir olay olarak tarihe geçti.

Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile tüm dünya dengeleri alt-üst oldu.

Bu çöküş ile Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği'nin etrafında "kutuplaşmış" olan dünyaya egemen olan "Soğuk Savaş" da sona erdi.

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle, Batı Alemi'nin, Sovyetler Birliği'ni hem dışardan sınırlamak, hem de içerden sarsmak için kullandığı din gibi milliyetçilik gibi ideolojilerin ve bu arada özellikle de "Siyasal İslam"ın işlevleri değişti.

Eskiden "Komünizme" karşı savaş aracı olarak beslenen ve geliştirilen bu ideolojilerin, "Komünist tehdit" birdenbire ortadan kalkınca, pek doğal olarak hemen zayıflamaları söz konusu değildi.

Bu ideolojiler bu kez, yeniden yapılanan dünyada, farklı din ve milliyetteki insanların Orta Çağ'ı anımsatan bir biçimde birbirlerini öldürmelerine yol açan bir işlev görmeye başladılar.

Oysa artık dünya, Birleşik Amerika Devletleri'nin kendisini jandarma olarak gördüğü, "tek kutuplu", "tek liderli" bir "küreselleşme" sürecine girmişti.

"Ortak düşman" olan "komünizm"in ortadan kalktığı bu dünyada, din ve milliyetçilik ideolojileri, aynı bölgede (ve hatta aynı ülkede) yaşayan insanların birbirlerini öldürerek dünya barışını tehdit eden bölgesel çatışmalara yol açtıkları sorunların kaynağı haline gelmiş ve dünya barışını tehdit etmeye başlamışlardı.

Temelde insanların kimliklerini belirleyen ve bu anlamda gerekli olan din ve milyetçilik ideolojilerinin yüksek dozlarındaki şeriatçı ve ırkçı çizgideki bölücü ve yıkıcı güçlerini kanalize etmek isteyen Huntington gibi düşünürler, bu savaş potansiyelini, "dinler (uygarlıklar) çatışması" adı altında formüle ederek yeni bir dünya düzeni çözümlemesi yapmaya çalıştılar ama, sonucu sadece Orta Çağ'a dönüş olabilecek olan bu çaba dünya entellektüelleri ve politikacıları arasında rağbet görmedi.

Şimdi "küreselleşen" bu yeni dünyada, din ve milliyetçilik, sadece insanların kimliklerini belirlemekte kullanılan ve "barış içinde bir arada yaşamayı" sağlayan "demokratik rejim" ölçülerinde kabul edilen ideolojiler haline dönüşmek zorundalar.

Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak, dış dünyada olup bitenleri biraz geriden izliyor.

Yukarda açıklamaya çalıştığım gelişme ve değişmeleri de algılaması biraz zaman aldı.

İşin ilginç yanı bu değişme sürecini, politikacılardan önce, dünya olaylarını milli güvenlik stratejisi açısıdan yakından izleyen askeri bürokrasi yakaladı.

İşte çok kısaca, komünizm tehdidinin ortadan kalktığını ve artık asıl tehdidin şeriatçılık olduğunu ilan eden 28 Şubat 1997, Berlin Duvarı'nın Türkiye'de yıkıldığı tarihtir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional