Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

TÜRKİYE BİR BÜYÜK MEZARLIĞA DÖNÜŞÜRKEN AVUSTRALYA'DAN SATIR BAŞLARI

 

Ülkede nereyi kazsan bir ceset.

İşçiler bile isyan ediyor, "Artık kazmayız" diye.

Din adına, İslam adına, Allah adına cinayet işleyen teröristler ülkeyi büyük bir mezarlığa dönüştürmüşler.

"Bunların Hizbullah olduğu nereden belli" diyen sağ basındaki yazar-çizer kardeşlerimiz, "Biz Hizbullah'ın inananları öldürdüğünü bilmiyorduk" diye demeç veren siyasal İslamcı politikacı dostlarımız, "Türkiye'de irtica tehlikesi yoktur" diye fetva veren televizyoncu meslektaşlarımız, soldaki benzerlerinin yıllardır acımasızca yaptıkları özeleştirinin binde birini yapmayı düşünüyorlar mı acaba?

Aslında benim onlarla hiç bir alıp veremediğim yok.

Okurlarım bilirler, bana sataştıkları, iftiralar atıp haksız yere karaladıkları zamanlar bile hiç birine yanıt vermedim.

Ama şimdi yukardaki soruyu soruyorum:

Çünkü bu teroristlerin yetiştiği iklim, gökten zembille inmedi.

Yıllarca, özenle, inatla, ısrarla, yazılıp çizilerek, örgütlenilerek ve eğitim yapılarak oluşturuldu.

Şimdi bu iklimin oluşturulmasında payı olanlar özeleştiri yaparlarsa, belki bu çılgınlığın gelişme hızı (durmasa bile) biraz hafifler diye düşünüyorum da ondan yukardaki satırları yazdım.

Hizbullah terörü, son tahlilde, "monist" yani, "tekçi", "tekilci" ve "tekelci" bir kültür anlayışının dışa vurumu üzerine inşa edilmiştir.

Bu yazıda okurlarıma hem ilginç bir ülkenin yaşamından izlenimler aktarmak hem de bu "tekçi", "tekilci" ve "tekelci" kültür anlayışının karşıtı olan "çok kültürlülük" üzerine kurulu bir başka toplumdan kesitler vermiş olmak için, Avustralya'dan bazı satır başları aktarmak istiyorum.

Avustralya esas olarak "göçmenler" üzerine ve "göçmenlik" esasına göre kurulmuş bir ülke.

Örneğin, Sydney'de Deniz Müzesi'nin yanında oluşturulan ve ülkenin en büyük iletişim şirketlerinden biri tarafından desteklenen bir "Hoşgeldin Duvarı" var. Bu duvara, ülkeye farklı zamanlarda gelen değişik din, mezhep, dil, ırk ve milliyetteki göçmenlerin adları ve anıları yazılı.

Böylece Avustralya'nın "çok kültürlülüğü" somut ve fiziksel bir simge ile de anlatılıyor. (Bu duvarda Türkiye'den de Ümran Baran'ın ismi kazılı).

SBS adını taşıyan radyo ve televizyon, 67 ayrı dilde yayım yapıyor.

Bu istasyon ilk olarak Türkçe, Arapça, Yunanca, İtalyanca, Maltaca, İspanyolca ve Yugoslavca olan yedi dilde yayıma başlamış.

Yayımlar ulus bazında değil dil bazında.

Göçmenler ülkeye, her yıl belirlenen meslek bazındaki önceliklere göre kabul ediliyor.

Geçen yıl en çok istenen meslek aşcılık. Hekim olmak eksi puan alma sonucunu doğuruyor. Çünkü doktora gereksinmeleri yok.

Göçmenliğe kabul edilince belli bir süre sonra hem vatandaşlık haklarından hem de bu haklar çerçevesinde işsizlik sigortasından ve pek doğal olarak sağlık sigortasından da yararlanmaya başlıyorsunuz.

Dolayısıyla, Almanya'nın yaptığı gibi, "buraya çalışmaya geldiniz, hocanız, imamınız, öğretmeniniz, özel okullarınız ve özel haklarınız var, işiniz bitince haydi ülkenize" demiyorlar Avustralyalılar. Gelen göçmenleri vatandaş olarak bağırlarına basıyorlar.

Belki de bu yüzden vize alınması en güç ülkelerden biri.

Kendisinin göçmenlik hakkı tanmadıklarının ülkeye tursit olarak bile girmelerini önlüyor neredeyse.

Eskiden, resmi dairelerde kimlik bile sorulmazmış. Vatandaşın kişisel beyanı yetermiş.

Bizim uyanıklardan biri, aynı anda, onyedi ayrı mahallede, onyedi ayrı kimlikle, onyedi kez işsizlik sigortası alırken yakalanmış.

Avustralya bu denli farklı kültüre mensup insanı birlikte yaşatmak için, artık son derece kuralcı bir ülke olmuş. Her iş için bir yönetmelik var ve bu yönetmeliklere kimse karşı gelemiyor.

Demokrasi, özellikle de "çok kültürlü demokrasi" son derece disiplinli ve kuralcı bir rejim görünümünde.

Avustralya, ne yazık ki, tüm dünya Reagan-Thathcer dönemini arkada bırakıp, yeniden "Sosyal Refah Devleti" modeline dönerken, kendisinin çok mükemmel olarak uyguladığı "Sosyal Refah Devleti" modelini terketmeye başlamış.

Kıtanın yerlileri olan aborijinlere sömürgeci beyaz adamın yaptıkları ise ayrı bir yazı konusu.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional