Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ADALET REFORMU ŞART

 

Dünya değişiyor.

Biz farkında olmasak da değişiyor.

Hem de çok hızlı değişiyor.

* * *

Türk adalet sistemi bu değişimin kesinlikle gerisinde kaldı.

Bir yandan neredeyse Osmanlı döneminden kalma yasalar, öte yandan yetersiz bina ve araç-gereç donanımı, yetersiz maaş ve üstüne üstlük bir de şeriatçı çevrelerin, "adalet mekanizmasını ele geçirmek için" yaptıkları saldırı.

Vatandaş artık "mahkeme kapısını" bir hak arama yeri olarak değil, bir "çile yeri" olarak algılamaya başladı.

Tabii, toplum boşluk kaldırmaz; derhal, "çek-senet mafyaları", "tarikatlar", "babalar", "rüşvet ve iltimas", adalet mekanizmasının yerini aldı.

Sonunda toplum, "sadece güçlü olanın hak arayabildiği" bir noktaya geldi.

Hiçbir çağdaş toplum böyle bir yapıyı kabul edemez.

* * *

Ayrıca Türkiye'nin de bir üyesi olduğu "çağdaş ülkeler topluluğu" ve bu topluluğun uluslararası organları, "aile içi" sorunları çözerken artık, kredi, dış yardım, ihale ve benzeri parasal ilişkilerde, özellikle "rüşvet ve zimmet" olaylarını bütünüyle önlemek istiyorlar.

Pek doğal olarak gerek "rüşvet"in gerekse "zimmet"in doğrudan bürokrat ve politikacıları ilgilendirdiği açık.

"Dış dünya" Türkiye'nin kalkınması için verdiği kredilerin, yaptığı dış yardımların, kazandığı ihalelerin, politikacıların ve bürokratların cebine girmesini engellemek ve amaçlarına uygun olarak ülkenin kalkınması yönünde sarfedildiğine emin olmak istiyor.

Oysa politikacılar ve bürokratlar "şeffaf devlet"i üretmek için çaba sarfetmek yerine, adalet mekanizması ile ilgili olarak katillerin ve ırz düşmanlarının afları ile meşgul olmayı yeğliyorlar.

Sonra da çıkıp, "Politikacılara haksızlık etmeyin" diyorlar.

* * *

Adalet reformu üzerine ilk yazdığım yazıdan sonra, pek çok mektup, faks ve e-posta aldım.

Bunların çoğu yargıç ve savcılar tarafından yollanmıştı

Yargıtay Onursal Üyesi Çetin Aşçıoğlu'nun mektubunu, bütün öteki iletileri de kapsadığı için, özetleyerek buraya alıyorum:

1. 1980 sonrası yargıda kötüye gidiş hızlanmış, çürüme, yozlaşma açıkça ortaya çıkmıştır.

2. Parti farkı olmaksızın bütün bakanlar ve hattta Cumhurbaşkanları, yargıya kendi görüşlerini empoze etmeye çalışmışlardır.

3. Yüksek Kurul'dan sadece Bakanın ve Müsteşarın çıkarılması çözüm değildir. 1980 öncesi de başarılı bir sınav verememiş olan Yüksek Kurul üyeleri, yüksek yargıçlar arasından kura çekme usulü ile atanmalıdır. Yargıç ve savcıların atama ve yükseltmelerinde ise bugünkü yöntemler bütünüyle terk edilmeli, sadece başarı ölçütü kullanılmalıdır. Yargıçların yer ve görev güvencesi olmalı, Yüksek Kurul'un bu konudaki yetkileri sınırlandırılmalıdır.

4. Usul yasalarının değiştirilmesi gerekmez. Sorun bu yasalardan değil, bu yasaların yetkin bir biçimde uygulanamamasından doğmaktadır.

5. Gerekli gereksiz bilirkişiye başvurulması, kararların gerekçelerinin açıklanmaması, yargıçların kendilerini yetiştirmemesi yargının en önemli sorunları arasındadır.

6. Adli polis kurulmalı ama, savcılık kurumu da yeniden düzenlenmelidir.

7. Alt yapı sorunları çözülmeli, maaş sorunu halledilmelidir.

8. Yargıç güvencesiyle birlikte, "yargıç sorumluluğu" da gündeme getirilmeli, yargıçlar mesleki açıdan denetlenmelidir.

Aşçıoğlu'na ilgisi ve değerli düşünceleri için teşekkür ederim.

İlerde bu konuya yeniden döneceğim:

Adalet ve eğitim reformları yapılmadan Türkiye düze çıkamaz.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional