Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ÇAĞIMIZDA KİMLİK SORUNU

İlkel insan dünyaya "ben ve düşmanlarım" olarak bakar.

Uygarlık geliştikçe, "ben" kavramı "biz"e, "düşmanlar" kavramı da "ötekiler"e dönüşür.

Ne yazık ki bu gelişme ne somut olarak düşmanları ne de soyut bir kavram olarak düşmanlığı ortadan kaldırır.

Çünkü "düşman", "biz" kavramının tanımlanması ve belirlenmesi için gereklidir aslında.

Önce dinler, sonra mezhepler, sonra ırk ve sonra milliyet, "biz" kavramının tanımlanmasında en önemli "birleştirici" ve tanımlayıcı işlevi yerine getirir.

Tarım imparatorlukları zamanında "bizden olmayan" "düşmandır".

Bu yaklaşım endüstri toplumları aşamasında da ne yazık ki geçerliliğini sürdürür.

Tarım toplumlarında "biz" kavramını tanımlayan din ve mezhep inançlarının yanında, endüstri toplumlarında ırk ve milliyet de yerini alır.

Fakat endüstri aşamasında toplumlar artık karmaşıklaşmış olduklarından dolayı, aynı milletten olduğu halde farklı din ya da mezhep mensupları, ya da aynı din ya da mezhepten olduğu halde farklı milliyetlere mensup olanlar, birlikte yaşamaya başlamışlardır.

Çağdaş sınıfların yani sermaye ve işçi sınıflarının ortaya çıkması ile demokrasi gelişmiş, çıkar çatışmaları ve farklılıkları artık sınıfsal ve siyasal düzeye taşınmış, ama din, mezhep ırk ve milliyet ayrımları da varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir.

Böylece çağımızdaki toplumlardaki "gruplaşmalar" ya da "farklılaşmalar", bireyler arası cinsiyet ve yaş farklılıkları gibi demografik ayrımlara ek olarak, din ve mezhep farklılıkları, ırk ve milliyet ayrımları, ve sınıf farklılıkları olarak üç ayrı ana eksen üzerinde belirginleşmiştir.

Bunlara coğrafya ya da kültür çizgisinde belirlenen yerel farklılıklar da eklendiğinde, pek çok değişik insan grubu aynı siyasal sınırlar içinde "vatandaş" olarak yaşamaya başlar.

Çağdaş toplumlarda siyasal parti farklılaşmaları da bütün bu grupları çapraz kesmekte, aynı siyasal parti içinde, farklı din, mezlep, ırk, milliyet grupları, coğrafi ve kültürel bakımdan birbirinden değişik insanlar yer alabilmektedir.

İşte çağdaş devlet, kendi vatandaşları arasında din, mezhep, ırk, milliyet, cinsiyet, yaş, coğrafya, kültür ve siyasal parti farklılığı ayrımı yapmadan, kendisine vatandaşlık bağı ile bağlı herkese eşit davranan, varlığını, vatandaşlarına sağladığı, başta güvenlik olmak kaydı ile sağlık, eğitim ve benzeri hizmetler ile meşru kılan bir örgütlenmedir.

Toplumlar uygarlığın ileri aşamalarındaki teknolojileri kullanmaya başladıkça, daha da karmaşıklaşarak, bireylerine, mesleki kimlikler de kazandırırlar. Öğretmen, subay, din adamı, doktor, mühendis, bilgisayarcı, sosyal hizmet uzmanı gibi.

Bu mesleki kimlikler de kendi aralarında geçişli ve dolayısı ile daha karmaşık bir ilişki ve kimlik bağı oluştururlar: Mühendis-öğretmen, genetikçi-yazar, subay-pilot, milletvekili-avukat gibi.

Bunlar ayrıca dine, mezhebe, ırka, milliyete, ve öteki özelliklere bağlı kimliklerini de koruduklarından, ortaya sayılamayacak kadar çok kimlik çıkar.

İşte günümüzde insanlığın eriştiği aşamada toplumları teker teker ve insanlığı tüm olarak ileriye götürecek etkinliklerin, dine ve milliyete bağlı kimliklerden değil, meslek etkinliklerinden kaynaklanan başarılar olduğu ortaya çıkmıştır.

Çünkü ilerleme artık, dine ve milliyete bağlı olan toprak savaşları ve fetihlerle değil, bilime ve üretime dönük başarılar ile olanaklı olmaktadır.

İnsanlık bu gerçeği milyonlarca kişinin yaşamına mal olan Birinci ve İkinci Dünya Savaşı katliamları ile öğrenmiştir.

Bütün bu değişme ve gelişmeler karşısında, toplumuna ve insanlığa meslek alanında katkıda bulunanların, insanlar arası düşmanlıkları azaltıcı ve barışcı bir tavır sergiledikleri, buna karşılık meslek alanında başarılı olamayanların ya da hiç mesleği olmayanların, dine ve milliyete ilişkin kimliklerini ön plana çıkarıp, düşmanlıkları körüklediği, kendilerine böylece bir yaşam alanı yaratmak istedikleri sosyal-psikoloji biliminin bulgularından biri olarak ortadadır.

Ahmet Taner Kışlalı cinayetine bir de bu açıdan bakmak yararlı olur diye düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional