Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

1982 ANAYASASI BİR HİLKAT GARİBESİDİR

Yeniler belki bilmez, "hilkat garibesi", "garip yaratık" demektir.(Uzun "a" ile "hâlik" yaratan, ince "a" ile "hâlk" yaratma, normal "a" ile "hilkat" yaradılış).

Esas olarak "doğada görmeye alıştığımız biçimlerden farklı nitelik taşıyan" anlamına gelir:

Üç gözlü bir insan, beş ayaklı bir koyun, ya da direksiyon başında oturan ve konuşan bir ayı gibi. (Aslında bu sonuncu örnek artık bizim toplum için "hilkat garibesi" olmaktan çıkıp, normal ve doğal bir hale geldi ya, neyse işte, sözgelimi!)

Bugün içinde yaşadığımız "temsili demokrasi krizi"nin "hukuksal kaynaklarının" başında, hiç kuşkusuz 1982 Anayasası gelir.

Bu Anayasada vatandaş yoktur. Devlet vardır.

Anayasa, vatandaşların "demokratik hak ve özgürlüklerini" her saydığında bunların nasıl sınırlanabileceğini ve kısıtlanabileceğini öyle ayrıntılı ve güzel açıklamıştır ki, bu Anayasaya "özgürlükler Anayasası" değil, "özgürlüklerin kısıtlanması Anayasası" denilebilir.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti'ni hem "laik" diye nitelemekte, hem de "din derslerini"ilk ve ortaöğretimde zorunlu kılmaktadır

Anayasa yapılırken ben, bu hükme ısrarla karşı çıkmış ve o zamanlar çok etkili bir yayın organı olan Mehmet Ali Kışlalı'nın YANKI dergisinde, birkaç mülakatta bunun "laik bir Anayasada" yer alamayacağını savunmuştum.

1982 Anayasa'sı, bu Anayasa'yı kaleme alan komisyonun Başkanı olan Orhan Aldıkaçtı'nın karşı çıkmasına rağmen, kendisinden önce kabul edilmiş olan YÖK yasasını benimseyen ve bu kuruma boyun eğen bir biçimde kaleme alınmıştı.

Ben buna da şiddetle karşı çıkarken, YÖKü bugün eleştiren siyasal İslamcı kardeşlerimiz, yapılanlara alkış tutuyorlardı.

Nitekim, ben YÖK'ün, sıkıyönetim aracılığıyla Üniversitelerdeki tasfiyesine karşı çıkıp istifa ederken de, bugün YÖK'ü topa tutan siyasal İslamcılar, tasfiye edilenler demokrat oldukları ve yerlerine "milliyetçi-mukaddesatçı" öğretim üyeleri ve yönetciler atandığı için,YÖK'ün o uygulamalarını da bütün yürekleriyle destekliyorlardı.

12 Eylül Yönetimi, bir yandan Atatürkçü olduğunu öne sürüyor, öte yandan gerçek Atatürkçüleri hapse atıyor ve Atatürk'ün kişisel mirasını bile zedeleyerek, O'nun özel dernek olarak kurduğu Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarını ortadan kaldırıp, onları "Devlet Denetiminde" birer "resmi örgüt" haline getiriyor ve üstelik bunu Anayasa'ya da sokuyordu.

1982 Anayasası'nın en sakıncalı maddesi ise geçici 15'inci maddedir.

Bu madde hem o dönemin yönetcilerinin yargılanmasını önler, hem de o sırada çıkarılan kanun ve kararnamelerin "Anayasaya aykırılık" gerekçesi ile iptallerini yasaklar.

Bu hüküm, bugünkü "arabesk yağma kültürünü" büyük ölçüde desteklemektedir.

Merkezi hükümete "Turizm Alanları ilan etmek" yetkisini veren ünlü "gasp" kararnamesi bu sırada çıkarılmış ve sadece Özal döneminde İstanbul'un ve Türkiye'nin yağmasına yol açmakla kalmamış, Refahyol Hükümeti istifa ettikten sonra kurulan Yılmaz-Ecevit Koalisyonu bu hükme dayanarak, Beşiktaş'taki Serencebey Parkı dahil, son yeşil alan kırıntılarını da yağmalamaya çalışmıştır.

Ayrıca bu Anayasa'nın "milletvekilliği dokunulmazlığı" ve "düşünce özgürlüğü" maddeleri de dokunulmazlıkların sınırlandırılarak kısıtlanması, özgürlüklerin ise genişletilerek güvenceye alınması için değiştirilmesi gereken hükümler arasındadır.

Size bir de eğlenceli anı:

Anayasa taslağı ilan edilmiş, güya tartışmaya açılmış.

Bu çerçevede Anayasa'nın mimarı Prof. Orhan Aldıkaçtı'nın sunuş yaptığı bir toplantı düzenlenmiş.

Aldıkaçtı, Anayasa taslağına karşı çıkanların ne denli önyargılı ve kötü niyetli olduklarını anlatmak için "Biz bu Anayasa Taslağı'nı öğleyin 13'de açıkladık, saat 17'de taslağın yanlışlığı hakkkında demeçler verildi. Bu kadar kısa sürede bir anayasa taslağını değerlendirmek olanağı yoktur. Eleştirenlerin ön yargısı ve kötü niyeti buradan da bellidir" dedi.

Bunun üzerine ben de söz alarak, "Yeni doğan bir çocuk zeka özürlü ise, bunu anlamak aylar alabilir, ama bir hilkat garibesi ise bu ilk bakışta hemen anlaşılır. Bu Anayasa Taslağı da bir hilkat garibesi olduğu için yanlışlığı ilk bakışta anlaşılıyor" dedim.

Şimdi "Anayasa muhalifi kesilen kahramanlara" ithaf olunur.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional