Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ŞİMDİ BİR RÖNTGEN FİLMİNE İHTİYACIMIZ VAR

Şimdi yaraları sarma zamanı.

Şimdi dostluk, kardeşlik, insanlık zamanı.

Şimdi özveri zamanı:

Yemeyeceğiz yedireceğiz, içmeyeceğiz içireceğiz.

Belki de kuralsızlık, rüşvet ve ahlaksızlık bataklığına saplandığı için bir türlü gereken toplumsal-ekonomik atılımı yapamayan Türkiye, bu felaket dolayısıyla silkinip kendine gelecek ve çağdaş devletler topluluğu içinde lâyık olduğu yeri alacak.

"Bir musibet bin nasihattan evladır" diyen büyüklerimizi haklı çıkaracak biçimde, Osmanlı döneminde ezile ezile sonunda Sevr ile yok olan ve Mustafa Kemal Atatürk sayesinde yeniden başını dik tutmayı öğrenen Anadolu-Trakya halkı belki yeniden doğacak.

Türkiye yılda ikiyüz milyar dolar milli geliri olan bir toplumdur.

Depremin zararı 6-8 milyar dolarla sınırlıdır.

Bu rakam son yıllarda toplumdan ve özellikle bankalardan, politikacı-bürokrat-mafya-ticaret-tarikat beşgeni tarafından hortumlanan milyarlarca doların bile altındadır.

Zurnanın zırt dediği nokta da tam buradadır işte:

Bu özveriyi kim toplayacak, kim yönlendirecek, daha da önemlisi kim harcayacaktır?

Devlet bankalarını devletin en üstündeki ilişkileri ile hortumlayanlar ve deprem fotoğrafı içinde, en önde poz verenler mi?

Depremde yerle bir olan evlerin imar planlarını onaylayan politikacılar ve bu evleri yapan müteahhitler mi?

Bu soru vatandaşların beynini bir burgu gibi delmekte, yardım için çırpınan herkes, politikacılara ve bürokratlara güvenmediği için, ne yapacağını bilememektedir.

Bu felaketin yaralarının sarılması için "toplumsal bir örgütlenmeye" gereksinme vardır.

Peki bunu kim yapacak?

Deprem sınavında kitle iletişim araçları (medya) sınıfını geçerken, politikacılar yine çaktı.

Zaten deprem felaketinin tam bir toplumsal trajediye dönüşmesinin ardında yatan yılların ihmalinden sorumlu olanlar da politikacılar değil miydi?

Bunu bilmeme ve bütün toplumsal gerçekçiliğime, yani kötümserliğime karşın ben bile hayretler içinde kaldım:

Öyle bir politikacı düşünün ki, bir zamanlar Türkiye'yi saran cinayet dalgasını yaratan şöven milliyetçiliğini dizginleyemiyerek, Kürtlere destek verdikleri için İsveçlileri, tarihsel düşmanımız sandığı için Ermenileri kovuyor, sonra hızını alamayıp, Amerikan yardımını da reddediyor, en sonunda ise gerçek yurtseverlerin başında yer alan AKUT'a karşı çıkıyor.

Ve bütün bunları kendisinin örgütlenme yetersizliği, eşgüdüm beceriksizliği ortaya çıkmasın ve pazubentli yandaşlarının deprem bölgesindeki egemenlikleri engellenmesin diye yapıyor.

Yine öyle bir politikacı düşünün ki, bu hataları yaptıktan sonra özür dileyeceğine, suçu kitle iletişim araçlarının üzerine atıyor, Kanal 6'yı bir hafta süreyle kapatıyor ve Rusya'da bile tarihe karışmış olan komünizmi Türkiye'de yeniden hortlatarak, kendisine karşı komplo kurmakla suçlayıp, yaptıklarının vebalinden kurtulmak istiyor.

Öyle bir politikacı düşünün ki işgal ettiği en yüksek makamda, "Deprem için Allaha'mı kızacaksınız" diyerek yılların üzerine yüklediği sorumluluktan kurtulmak istiyor.

Öyle bir politikacı düşünün ki, bütün yerel imar yetkilerini merkezde topluyor ve yeni yağmaların kapısını açmak için, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası'nı değiştireceklerini açıklıyor.

Öyle bir politikacı düşünün ki, deprem kargaşasından yararlanarak, ideolojik nedenlerden dolayı elleriyle öğrencileri gırtlaklamış katilleri af kapsamına alıyor.

Öyle bir politikacı düşünün ki, sırf iktidarını sürdürmek uğruna, tüm geçmişini yadsıyarak yukardaki davranışları haklı buluyor, bunları desteklemek için, tüm kimliğini ve kişiliğini redderek, medyaya karşı sansürcü ve baskıcı bir tavır sergiliyor.

Yardımları bu politikacı mı toplayacak ve harcayacak?

Türkiye'yi bu hale getiren ve deprem sırasında da yukardaki tavırları sergileyen politikacıya nasıl güveneceğiz?

Bu sorunun yanıtı verilmeden hiç bir kampanyanın "bir toplumsal seferberliğe" dönüşme şansı yoktur.

Türkiye bugün yardımların toplanması ve harcanması konusunda tam bir "şeffaflığa" muhtaç:

Kimler yardım yapmış, bunlar nerelerde toplanmış ve nerelere, nasıl harcanıyor?

Bu soruların yanıtlarını herkesin, her an, heryerde izlemesine ve denetlemesine olanak veren bir röntgen filmi çekilmezse, deprem üzerinden yine politikacılar ve vurguncular zengin olacak demektir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional