Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

DEPREMİN SOSYOLOJİK FOTOĞRAFI

17 Ağustos 1999 sabahı 03:02 de çekilen Türkiye'nin deprem fotoğrafına bakıyorum:

Bina enkazlarının önünde ellerinde zebani çatalları ile, fötr şapkasını giymiş bir politikacı ve koca göbekli bir müteahhit var.

İkisi de otuziki dişlerini gösteren bir biçimde sırıtıyor:

"İşte bizim Türkiyemiz" diyorlar.

Politikacıya yakından bakıyorum tanımak için:

Allah Allah, gelmiş geçmiş başbakanlardan, bizim ilçenin belediye meclisindeki üyelere, bakanlardan ve belediye başkanlarından, partilerin kurultaylarında görmeye alıştığımız delegelere kadar o kadar çok kişiye benziyor ki, teşhis etmekte zorlanıyorum.

"Acaba" diyorum, "bu politikacı, büyük kentlerdeki toprak yağmasını özendiren belediye başkanlarına mı, yoksa bu yağmayı durduracağına, ondan kendisine ve yandaşı işadamlarına en büyük payı koparmaya çalışan başbakanlara mı daha çok benziyor?"

"Yoksa" diyorum, "bu, bizim mahallede oturan ve ‘Kurultay Delegesi' diye kart bastırmış olan komşum mu?"

Politikacının suratını çıkaramıyorum, ama, biliyorum, "Ben bunu bir yerden anımsıyorum". Birden bire gözlerimin önündeki sis dağılıyor ve kimliğini bir türlü belirleyemediğim bu suratın, daha evvelden gördüğüm "önce" ve "sonra" fotoğrafları canlanıyor belleğimde:

"Önce" fotoğrafı, yırtık pırtık bir gömlek, sakalları uzamış bir surat ve sıska bir bedenin simgelediği "yoksul" ama gözleri fıldır fıldır bir "kurnaz".

"Sonra" fotoğrafı, şişmanlıktan sarkmış yanaklar, iyi traş edilmiş bir surat, kocaman bir göbek, elinde bir puro, "zenginlik timsali" bir adam ve gözler aynı, "yine fıldır fıldır".

"Neden önce" ve "neden sonra" diye sorarsanız, buna "politikaya atılmadan önce" ve "politikaya atıldıktan sonra" diye yanıt verebileceğiniz gibi, "vurgundan önce" ve "vurgundan sonra" da diyebilirsiniz.

* * *

Müteahhide yakından bakıyorum.

Onu da bir türlü çıkaramıyorum.

En düşük fiyatı vererek bütün rakiplerini eledikten sonra, "iflas ettim" diyerek işi başkasına devreden ve fiyat artışları ile elde ettiği kârla da yetinmeyip malzemeden bile çalan "devlet müteahhidi" mi?

Kentsel, tarihsel ve doğal alanların yağmalanmasına, ve siyaset-bürokrasi-mafya-tarikat-ticaret beşgeninin soygununa, yasal faaliyetlerinden zaten çok para kazandığı için karşı çıkması ve şeffaf hukuk devletini kendi çıkarları gereği savunması gerekirken, "bu yağmadan ben nasıl pay kaparım" diyerek, sahilleri ve ormanları yağmalayan holding patronu mu yoksa?

Birden aklıma takılıyor, "Mafya niçin Birleşik Amerika'da işçi sendikalarında gelişti de, Türkiye'de bu alana hiç giremezken, inşaat sektörünün tümünde egemen oldu?".

* * *

Fotoğrafa biraz daha dikkatle bakıyorum ve farkediyorum ki, en önde duran politikacı ve müteahhidin ellerindeki çatal biçimi mızraklar beni yanıltmış; bunlar "cehennemden fırlamış zebaniler" değil, "çok partili demokrasiye geçtiğimizden beri üretim hızını çok arttırdığımız ve "kitlesel imalata" başladığımız yamyamlar".

* * *

Fotoğrafın ikinci sırasında asil ve necip medyamızın patronları ve çalışanları yer alıyor:

Hani hem promosyon yasasını delen, hem de medya sahiplerinin devlet ihalelerine girememe kuralını "yanından dolaşarak" aşıp enerji ihalelerini alan patronlar.

Medya çalışanları da aynı sırada: Hani başkalarının arsalarını gaspederek, kenti yaşanmaz hale getiren kural tanımaz insanları "zavallı yoksul halkımız", ve kaçak yapıları yıkmak isteyen belediyeleri de "halk düşmanı" ilan ederek, yıkımları "zulüm sahneleri" olarak ekrana getiren medya çalışanları.

* * *

Fotoğrafın üçüncü sırasından itibaren artık hiçbir yüz seçilmiyor, çünkü çok kalabalık: Kurallara boş vermekle övünen, bireysel yamyamlığının toplumsal yoksullaşmaya yol açtığını farketmeyen, demokrasiyi "başkalarının uymaları gereken kurallar bütünü sanan" 40 milyona yakın seçmen.

Bu fotoğrafı tarihe armağan ediyorum: Bizi acımsızca yargılayacak olan tarihe.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional