Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

DİNCİLİK, MİLLİYETÇİLİK,

ANTİ-KOMÜNİSTLİK VE DEMOKRATLIK

Dünyada "Soğuk Savaş" biteli on yıl oldu.

Türkiye'de "soğuk savaş" döneminin örgütlenmeleri ise, bu dönemin tatlı kârlarından vazgeçemedikleri için, hâlâ varlıklarını sürdürüyor ve sıkışınca da soğuk savaş döneminin "anti-komünist" söylemine sığınıyor.

* * *

Bilmem dikkat ettiniz mi:

Son günlerde iki ayrı yerde, ama aynı bağlamda "anti-komünizm" edebiyati yeniden gündeme geldi.

Yani yaklaşık on yıldır ölü olan bir kavram diriltildi.

Halk deyimi ile "hortladı".

Birinci olarak geçen hafta, Fazilet Partili bir politikacımız, "Kemalist maskeli komünistler Fazilete saldırmayı sürdürüyorlar" mealinde bazı yakınmalarda bulundu.

İkinci olarak, Fethullah Gülen, televizyonlarda yayınlanan kasetlerine karşı Zaman Gazetesi'nde yaptığı savunmada, bütün yaşamı boyunca komünizme karşı mücadele ettiğini vurguladı.

* * *

Aman bir yanlış anlama olmasın:

Hortlayan, yani öldükten sonra yeniden yaşama dönen kavram "komünizm" değil, "anti-komünizm"dir.

Zaten Soğuk Savaş "Batı Kampı"nın zaferiyle sona ereli yani komünizm öleli yaklaşık on yıl oluyor.

Komünizm, tarihin bağışlamaz mezarlığında gömülü iken, nasıl oluyor da, onun varlığı ile can bulan "anti-komünizm" yeniden gündeme gelebiliyor?

Komünizm hortlamadan, "anti-komünizm", nasıl yeniden canlanıyor?

Bu sorunun bir tane yanıtı var:

Ne yazık ki Türkiye'deki dinci örgütlenmeler, "dış konjonktür" açısından dünyada olup bitenleri (şu anda) en az on yıl geriden izliyor.

* * *

Aslında "cemaat" ve "parti" bağlamında herkesin son günlerde yerli yersiz kullandığı "sosyolojik" açıdan durum son derece açık:

"Soğuk Savaş" döneminde Birleşik Amerika'nın da desteği ile, gerek Sovyetlere karşı Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan çizgisinde bir "yeşil kuşak oluşturulması" gerekse "dinci ideolojilerin" Sovyetlerin içinde "muhalif eylemler" için kullanılması sırasında, "İslamın siyasallaşması", Türkiye'nin iç dinamikleri ile de çakışan bir biçimde, devlet tarafından desteklenen ve üstelik para ve kuvvet getiren bir girişim niteliğine kavuşmuştu.

Sonunda Sovyetler çöktü, soğuk savaş bittti, ama bu savaştan İslam dini adına para ve kuvvet kazananlar, örgütlerini ve eylemlerini tasfiye etmek istemiyorlar.

Yani hem siyasette hem de ekonomide büyük kâr getiren "din ticareti"ni sürdürmek istiyorlar.

İşte komünizm dirilmeden, anti-komünizmin hortlamasının altında, dünyanın ve ülkenin "soğuk savaş sonrası" koşullarında gittikçe tarih ve bilim dışı duruma düşen, taban ve destek yitiren "soğuk savaş örgütlerinin" "din ticaretini" sürdürmek istemesi yatmaktadır.

* * *

Dincilik ortaçağdaki tarım imparatorluklarının, milliyetçilik ise 19. Yüzyıldaki endüstrileşmenin ürettiği ulus-devletlerin siyasal ideolojilerdir.

21.Yüzyıl'ın siyasal ideolojisi ise, "hukuk devletinin" eşit "vatandaşlık" ve "insanlık" kavramlarına dayalı olan "demokrasi"dir.

Hiç kuşkusuz, herkes "vatandaşlık" ve "insanlık" kavramlarına dayalı "demokrasiyi" kabul etmek ve buna inanmak zorunda değildir.

Hiç kuşkusuz, dinsel ve mezhepsel inançları ön plana çıkaran, millet ya da ırk kökenlerini daha çok önemseyen, bunlara göre yaşayan ve siyaset yapmak isteyenler olacaktır.

Bu "inanç" onların en doğal hakkıdır.

Ama bu "inançlarını" "kamu alanına" taşımaları, yani dinciliği (şeriatı) ya da milliyetçiliği (şövenizimi) herkese empoze etmek istemeleri, onların ne hakkıdır, ne de demokrasi buna izin verir.

Sadece belli bir dine ya da mezhebe, veya bir ırka ya da millete mensup oldukları için "bazı insanların öteki insanlardan daha makbul ya da üstün olduğunu" kabul eden ideolojilerin kamu alanına taşınmalarının, (bazı kişilerce) "demokrasi adına" desteklenmesi ise (eğer kötü niyete dayalı değilse) en hafif deyimiyle "bilgisizliktir".


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional