Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MİRASYEDİ LİDERLERİN YAPIŞKANLIĞI

1999 seçimleri, gerek yapılmasına karar alınış biçimiyle, gerek sonuçları açısından Türkiye'de daha çok tartışılacak.

Sanıyorum, bir yandan CHP'nin Meclis dışı kalması, öte yandan ANAP ve DYP'nin büyük ölçüde oy yitirmesi ve Fazilet'in gerilemeye başlaması ile MHP'nin yükselişi, siyasal yaşamımızın önümüzdeki yıllarını önemli ölçüde etkilemeye devam edecek.

Ben bu yazımda, Türk siyasal yaşamına musallat olmuş bir "lider hastalığından" "mirasyedi liderlerin yapışkanlığından" söz etmek istiyorum.

* * *

Bir kez hemen belirtmeliyim ki, pek çok kimsenin "lider hegemonyası" ya da "lider sultası" diyerek yakındığı ve esas olarak "liderin egemen olduğu parti yapısı" ve "liderin temsil ettiği parti imajı" anlamına gelen sorun sadece Türkiye'ye özgü değil, bütün demokratik ülkelerde görülen bir "sendrom"dur.

Yani liderler bütün ülkelerde partilerine egemendir ve bütün dünyada seçmenler bir partiye oy verirken onun liderine bakarlar.

Aslında böyle olmasında da şaşılacak bir taraf yoktur. Çünkü gerek ideolojiler gerekse programlar, genellikle seçmen tarafından "simgelerle" algılanır.

Esas olarak ortalama seçmen bunları teknik anlamda okuyup irdelemez ya da felsefe planında tartışmaz:

Seçmen, genellikle bir "genel izlenime", bir "yaklaşıma", bir "doğrultuya" oy verir.

İşte "lider" bu genel yaklaşımı, bu genel doğrultuyu temsil eden bir simgedir ve onun için de çok, ama çok önemlidir.

Öte yandan, bir partinin genel doğrultusu, genel yaklaşımı, ideolojisi ve programı ne olursa olsun, seçmenle ilişkisindeki en önemli öge, "güven" ögesidir.

Bir partinin söylemi ne kadar doğru ve geçerli olursa olsun, ancak seçmenin onu ifade eden lidere, yani partiyi temsil eden simgeye duyduğu güven, bu söylenenleri anlamlı kılar ve oya çevirir.

Kendisine duyulan güveni yitiren bir lider, ne kadar güzel şeyler söylerse söylesin, söyledikleri ne denli doğru ve geçerli olursa olsun; Türkçemizin güzelim deyimi ile, isterse "ağzıyla kuş tutsun", kimse artık ona inanmaz ve o liderin partisi artık iflah olmaz.

* * *

Türkiye'nin "lider sorunu", "lider hegemonyası" probleminden değil, halkın güvenini yitirmiş mirasyedi liderden partilerin kurtulamayışı meselesinden kaynaklanmakadır.

Bir başka deyişle, Türkiye'nin sorunu, liderin partiyi yönetiş biçimi ya da demokratik olup olmaması değil, başarısız liderin değiştirilememesi meselesidir.

Türkiye'deki Siyasal Partiler Yasası'nın yanlışlıklarından da kaynaklanan bir biçimde, hiçbir parti, kolay kolay başarısız liderinden kurtulamaz.

* * *

Bugün CHP Kurultayı dolayısıyla öne çıkan konu, CHP lideri'nin kişisel bir sorunu, ya da CHP'ye özgü tekil bir olay değildir.

Bakınız, daha 1991 yılında, Mesut Yılmaz, Özal'dan devir aldığı yüzde 36.4 oyu yüzde 19.6'ya, Tansu Çiller, Demirel'den devir aldığı yüzde 27 oyu yüzde 19.2'ye, Deniz Baykal, İnönü'den devir aldığı yüzde 20.8 oyu yüzde 10.7'ye indirmemiş miydi?

Bu her üç başarısız lider de, kendilerinden önceki liderlerin topladığı oyları bir mirasyedi sorumsuzluğu ile "dayatmacı iktidarları" için çarçur etmediler mi?

Üstelik bu utanç verici sonuca karşın, üç liderin üçü de olanca yetkileriyle partilerini 1999 seçimlerine kadar, mutlak bir erk ile, "dikensiz bir gül bahçesi" olarak yönetmediler mi?

Peki bu ikinci denemenin sonucu ne oldu?

ANAP yüzde 13.2'ye, DYP yüzde 12'ye, CHP yüzde 8.7'ye düştü.

Yani 1995 seçimlerindeki oy kaybının bir defaya mahsus bir kaza olmadığı, bu liderlerin partilerinin oylarını eriten yeteneksizlik ve beceriksizliklerinin bir genel eğilimi yansıttığı kanıtlandı.

Meclis dışında kalarak 1999 seçimlerinden en büyük zararı gören CHP'nin liderinin bile gitmemek için son ana kadar nasıl direndiği kamuoyunun gözleri önününde cereyan eden bir trajediye dönüştü.

İşte bunun için diyorum ki: Türkiye'nin bugünkü sorunu, "lider hegemonyası" meselesi değil, "kifayetsiz-muhteris, mirasyedi liderler ve bu liderlerden kurtulamayış" problemidir.

CHP'nin bile, yeni Genel Başkanı Altan Öymen ile, Kemalist ve Sosyal Demokrat tüm mirası yiyip bitiren Baykal'dan kurtulup kurtulamayacağını ancak zaman gösterecektir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional