Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

KAFASI KARIŞIK OLANLAR İÇİN İKİ KRİTİK SORU

12 Mart ve 12 Eylül yönetimlerinin, 27 Mayıs 1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlükçü ve demokrat açılımları sınırlamak ve kısıtlamak için uyguladıkları baskıcı önlemler, günümüzdeki meyvalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kadar taşıdı.

Meclis'e taşınan "türban olayı" önce üniversitelerimizde filizlendi.

Çünkü, 12 Mart ve 12 Eylül'ün "depolitizasyon süreci" sadece demokrat açılımları ezdi, marjinal ve militan akımların önünü kesemedi.

Sonuç olarak üniversitelerimizdeki gençlerin ezici bir çoğunluğu, bugün, toplumsal ve siyasal olaylara son derece ilgisiz ve umursamaz bir tavırla yaklaşmaya başladı.

"Bu işten benim çıkarım ne?", ve "köşeyi nasıl dönerim", gençlerimizin toplumsal ve siyasal sorunlar karşısındaki tutumlarını belirlemek için sordukları iki temel soru.

Tüm demokrat açılımları "sğuk savaş dönemi" mantığı içinde "sola karşı savaş" adına bastıran, ülkeyi, din eğitimi ve tarikatlar aracılığı ile "milliyetçi-mukaddesatçı" gençlere emanet eden bir yaklaşım, üniversiteleri de aynı anlayışla 12 Eylül'de "temizledikten" ve Evren-Doğramacı ikilisinin eliyle yeniden "milliyetçi-mukaddesatçı çizgide" yapılandırdıktan sonra, Türkiye 21. yüzyılın eşiğinde, utanç verici bir "türban krizi" yaşıyor.

Önce üniversitelerde, sonra da Mecliste.

12 Mart ve 12 Eylül yaklaşımları, Sovyetler Birliği çöktükten sonra anlamsızlaşan "soğuk savaş" yöntemleriyle, Fadimeleri, Merveleri üretmiş, siyasal ve toplumsal alanı "siyasal islam" ve "şöven milliyetçilik" sorunlarının egemenliğine terketmiştir.

Bu çerçevede, halkın bir kesimi ile birlikte üniversiteli gençlerimiz de, tanık oldukları olayları şaşkınlıkla izlemekte, "türban krizi" karşısındaki tutumlarını bir türlü sağlıklı bir biçimde belirleyememektedir.

* * *

İnsanlar şu iki sorunun açmazı arasına sıkışmış kalmışlardır:

Türban bir "demokrasi mücadelesinin", bir "insan hakları savaşının" mı; yoksa, şeriat devleti kurmayı amaçlayanların bir başkaldırısının, "demokrasi karşıtı bir eylemin" mi simgesidir?

Bir kez hemen şunu belirtmeliyiz ki, din ve dindarlık ile hiçbir ilgisi olmayan pek çok kişi, türban eylemine "demokratik hak ve özgürlükler" adına destek vermekte, buna karşılık pek çok dindar kişi, "siyasal amaçlı kullanıldığı ve rejim bunalımı yarattığı için" bu eyleme karşı çıkmaktadır.

Bu sorunun kırılma noktası, bir anlamda, "dindarlar-dindar olmayanlar" ya da "şeriatçılar-laikler" karşıtlıklarının kalıplarını da aşmakta, bütün bu zıtlıkları çapraz kesen ilginç bir yapı oluşturmaktadır.

Sanıyorum bu "gri alan yaygınlığının" altında, başı örtülü olanlar arasında, başörtüsünü ve türbanı siyasal amaçla takanların da, onun bu biçimde kullanılmasına karşı çıkanların da bulunduğu, ve ayrıca ülkemizdeki dindarların büyük bir kesiminin de başının açık olduğu gerçekleri yatmaktadır.

* * *

Ben bu yazıda, "kafası karışık olanlar" için "türban" takanlara, sorulması gereken iki kritik sorudan söz etmek istiyorum.

Sanıyorum, başı örtülü olanlara, ya da başını türbanla ya da başörtüsü ile örtmeyi savunanlara bu soruları sorduğunuz zaman aldığınız yanıtlar, sizin de kendi inancınıza göre daha net bir tutum takınmanıza yardımcı olacaktır:

Birinci soru, "Başı örtülü kadınların temsil ettiği siyasal anlayışın egemen olduğu toplumlarda müslüman kadınlar, başlarını örtmeden sokağa çıkma özgürlüğüne sahip midirler?"

İkinci soru, "Siz bu özgürlükten, yani müslüman kadınların başlarını örtmeden sokağa çıkma özgürlüğünden yana mısınız, iktidara gelirseniz, bu özgürlüğü tanıyacak mısınız?"

Bu sorulara takiyye yapmadan, dürüstçe verilecek yanıtlar, size, karşınızdaki "türban eylemcisinin" gerçek niyetlerini (bu niyetler her ne ise) açıklamasına ve böylece sizin de türban eylemlerine karşı tutumunuzu belirlemenize, yardımcı olacaktır.

Unutmayın, demokrasi, demokratik hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmek yerine, bu hak ve özgürlükleri yok etme özgürlüğünü savunacak kadar bilinçsiz olanlarla korunamaz.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional