Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

UNUTULMAMASI GEREKEN GERÇEKLER

PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın Kenya'nın Başkenti Nairobi'den alınıp, yargılanmak üzere Türkiye'ye getirilmesinin yarattığı coşku içinde hata yapmamak için, şu aşağıdaki gerçekleri akıldan hiç çıkarmamak gerekiyor:

1) Güneydoğu sorunu sadece bir Kürt sorunu değildir.

Güneydoğudaki sorunlar yumağı içinde Kürt meselesi sadece bir grup sorunu işaret eder.

Güneydoğu'da, Kürt meselesini oluşturan bir grup sorunun yanında, "bölgesel kalkınma sorunu", "gelir adaletsizliği sorunu" "insan hakları sorunu", "Ortadoğu petrolleri ile ilgili olarak dış güçlerin müdahalesi sorunu", "komşu ülkelerle yaşanan su sorunu", "ülkemize rejimlerini ihraç etmek isteyen devletlerin yarattığı güvenlik sorunu" gibi başka problemleri de gündeme getiren daha pek çok sorun vardır.

2) Güneydoğu sorununun sadece bir bölümünü oluşturan Kürt meselesi ise yalnızca PKK saldırısından ibaret değildir.

Güneydoğu bölgemizdeki sorunlar yumağını oluşturan çeşitli problemler arasında önemli bir yer tutan Kürt meselesinin içinde, "PKK'nın saldırı sorunu"na ek olarak, "şöven milliyetçilik sorunu", "istihdam sorunu", "eğitim sorunu", "uyuşturucu ve silah da dahil olmak üzere uluslararası kaçakçılık sorunu", "toprak ağalığı sorunu" "koruculuk sorunu" gibi daha pek çok sorun yer almaktadır.

3) Bütün bu iç içe geçmiş yapı çerçevesinde, bölgedeki sorunlar grubunun yalnızca birini oluşturan Kürt meselesi'nin sadece bir cephesi olan PKK saldırısı, sıcak bir savaş başlatmış olduğundan, PKK sorunu, bölgedeki tüm problemleri gölgeleyen bir önem kazanmıştır.

Çünkü sıcak savaşın olduğu yerde, herhangi bir çözüm önerisi, ancak savaşı kazanan tarafça ortaya atıldığında işlerlik kazanabilir.

Ayrıca sıcak savaşın varlığı, bölgedeki öteki sorunların soğukkanlı bir biçimde ele alınma olasılığını da ortadan kaldırmıştır.

Üstelik PKK saldırısı, bölgenin sınırlarını aşmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğine yönelik bir tehdit halini almıştır.

4) PKK içinde liderlik, hiç kuşkusuz önemlidir ama, şimdiye kadar Abdullah Öcalan'ın üstün lider özellikleri taşıdığına ilişkin ciddi kanıtlar ortada yoktur. Tam tersine, Öcalan çok sıradan hatta yetersiz bir lider görünümü vermiştir.

Bu nedenle, önce Suriye'den çıkartılmış sonra da Nairobi'den alınıp getirilmiş olması ne denli büyük bir siyasal ve askeri başarı olursa olsun, bu eylemle, PKK saldırılarının biteceği ya da duracağı beklentisi pek gerçekçi değildir.

5) Öcalan'ın Suriye'den çıkarılışı ve Türkiye'ye getirilişi, Türkiye'nin uluslararası konjonktürü iyi değerlendirebilmesiyle elde edilmiş bir başarıdır.

Bu aşamadan sonra uluslararası konjonktürün tümüyle yadsınması artık olanaksızdır.

Ayrıca gerekli de değildir.

Tam tersine, Türkiye aynı başarıyı, uluslararası hukuk ve siyaset arenasında da gösterebilmelidir.

Zaten, Güneydoğu sorunu'nun altında yatan Kürt meselesini oluşturan çok çeşitli problemin kökeninde, tarihsel olarak da "emperyalizmin" bulunduğu hiçbir zaman unutulmamalı, özellikle hukuksal egemenlik hakkımız titizlikle korunmak kaydıyla, bundan sonraki aşamalarda, "dış konjonktür" karşımıza değil, yanımıza alınmaya çalışılmalıdır.

6) Türkiye Kıbrıs harekatından bu yana, ilk kez önemli bir hata yapmadan, "ulusal bir sorununu", "uluslararası arenada haklılığını savunarak aldığı destekle" çözmüştür.

PKK terörü açısından en önemli dış konjonktür ise müttefiklerimiz ve komşularımızla ilgili olanıdır.

Türkiye müttefiklerine ve komşularına karşı intikam çığlıkları ile değil, bölgesinde yeterince güçlü olan ve davasının haklılığına inanan bir ülkenin ağırbaşlı soğukkanlılığı ile yaklaşmalıdır.

7) "Kürt meselesi"nin çok önemli bir bölümü, PKK saldırısına ek olarak, "şöven Kürt milliyetçiliği anlayışından" kaynaklanmaktadır.

Şöven Kürt milliyetçiliği sorunu ise, şöven Türk milliyetçiliğinin geliştirilmesi ve desteklenmesi ile aşılamaz.

Tam tersine, her şöven milliyetçilik yaklaşımı, karşısındaki öteki şöven yaklaşımları da besler ve büyütür.

Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğine ilişkin siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik ayrımcılık sorunları, devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan tüm bireylerin etnik ve dinsel kökenleri ne olursa olsun, sahip oldukları eşit hakları, bilfiil kullanmalarıyla aşılacaktır.

Bu açıdan Cumhurbaşkanı Demirel'in bütün din, dil, ırk ve mezhep ayrımlarını çapraz kesen bir biçimde, "anayasal vatandaşlık" ve "anayasal vatanseverlik" kavramları çerçevesinde belirttiği "siyasal birlik ve bütünlük" anlayışı, sorunların çözümü için izlenecek tek ve biricik çağdaş yolu işaret etmektedir.

Unutmayın, yamyamların milliyetleri, dinleri, imanları yoktur. Din, iman, ırk ve mezhep ayrımlarıyla sizi aldatıp, önce parçalar sonra da mideye indiriverirler.

Bu nedenle, seçim propagandalarını din, iman, ırk ve milliyet üzerine dayayanlara aldanmayın.

Sakın yanılıp da seçimlerde yamyamlara oy vermeyin!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional