Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

YAMYAMLIĞIN EKONOMİ-POLİTİĞİ

Bu yılın son yazısını yani üçüncü bin yılın arifesini karşılayan yazıyı bir "özel haber" üzerine yazmak istiyorum.

Özal basında bir gelenek başlatmıştı:

Köşe yazarları makalelerine, "Başbakan (ya da Cumhurbaşkanı) dün sabaha karşı saat üçbuçukta BENİ aradı ve dedi ki…" diye başlarlar ve "özel haber" havası içinde iktidara övgüler düzerlerdi.

Ben de bugün, bir otomobilin içinde, üç kişi arasında geçen bir konuşmayı "özel haber" olarak okurlarımla paylaşmak istiyorum.

* * *

Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödülleri Sosyal Bilimn jüri toplantısı yeni bitmiş.

Ödülü Profesör Bülent Tanör'ün "Kongre İktidarları" adlı nefis çalışması oybirliği ile kazanmış.

Umur Talu, Zafer Atay ve ben, Jüri üyeleri olan öteki hocaları yolcu etmişiz, Talu'nun kullandığı arabayla toplantının yapıldığı Basın Müzesinin bulunduğu Cağaloğlu'ndan Ulus'a doğru gidiyoruz.

Saat 17 dolaylarında.

Trafiğin en sıkışık olduğu zaman.

Yol uzun, ülkenin durumu bozuk, ödül konuşmaları dolayısıyla konu sıcak:

"Ne olacak bu ülkenin hali?"

Üç kişi, politikacıların nasıl yamyamlaştığını, bu süreci tersine çevirmenin zorluğunu, bugünkü yağma rejimine demokrasi denemeyeceğini, demokrasimizi ancak bilinçlenen ve sivil toplum örgütleri çerçevesinde toplanan seçmenin kurtarabileceğini ama bunun da bu devlet yapısı ile çok zor olduğunu ve çok zaman alacağını konuşuyoruz.

Tam bu noktada Umur Talu, birkaç cümle ile enfes bir çözümleme yapıyor.

Zafer Atay ile ben de, iyi birer dinleyici olarak onun teşhislerine katılıyor ve yargılarını onaylıyoruz.

İşte okuyucularımla paylaşmak istediğim "özel haber" bu:

* * *

Umur Talu diyor ki:

"Genç Cumhuriyet, sermaye birikmini sağlamak için, bir yandan devlet eliyle yatırım yaparken, öte yandan, ithal ikamesi politikalarla, ekonomiyi dış rekabete kapadı yerli üreticiyi korudu.

Böylece, belki bir yandan çürük çarık mal da üretildi ama, esas olarak işadamı, devlet eliyle yatırım yapmaya özendirildi.

Özal dönemine kadar, devlet ve devlet eliyle desteklenen özel kesim, bir ölçüde montaja da dayansa, üretim verimliliği düşük de olsa, bir sanayileşme hamlesini yaptı ve iyi kötü bir kalkınma sağlandı.

Özal dönemi ile birlikte üç şey birden oldu.

Birinci olarak, büyük yokluklar içinde bu yatırımları gerçekleştiren birinci kuşak bazı işadamlarının çocukları, tam bir "mirasyedi anlayışı içinde" babalarının birikimlerini çar çur etmeye başladılar. Örneğin yurt dışına kaçanlar, bunlar arasından çıktı.

İkinci olarak, devletin iyi kötü, geçmişte gerçekleştirdiği tüm yatırımlar yok bahasına, özel şahıslara devredilmeye başlandı.

Üçüncü olarak Özal, yerli üretimi ulusararası rekabetle terbiye etmek istediği ve ekonomiyi uluslararası para piyasalarıyla da bütünleştirdiği için, uluslararası standartlarda üretim yapmak çok zor olduğundan, işadamları reel yatırım yerine, ticarete ve uluslararası finans piyasalarıyla da bütünleşerek, mali spekülasyonlara kaydılar.

Türkiye'nin ekonomi geleneğinde "devlet desteği" esas olduğundan, devlet bu kez, ticaret ve para spekülasyonu için kullanılmaya başlandı.

Ticaret ve para spekülasyonlarındaki doğrudan devlet desteği, bir yandan özelleştirme ile beslenirken öte yandan dolar bazında yüzde 20 gibi akıl almaz faizlerle yapılan hazıne borçlanması ile, ülkenin fonları, yağmacılara peşkeş çekilmeye başlandı.

Bu paralar, ister kredi ister teşvik biçiminde verilsin isterse özelleştirme ya da borçlanma adı altında transfer edilsin, yüksek enflasyon hızı ile birlikte, halkın cebinden alındı ve, her iktidarın kendi meşrebine göre uygun gördüğü sermaye gruplarına ve kişilere aktarıldı."

İşte Umur Talu'nun çözümlemesi, kelimesi kelimesine olmasa bile, mealen böyle.

Ben bu çözümlemeyi siz okurlarımla paylaşmak istedim.

Böylece, "devlet-mafya-siyaset-ticaret-tarikat beşgeni" dediğim düzenin sürekli olarak neden yamyam ürettiğini belki daha iyi anlatabilirim diye düşünüyorum.

Bu kısır döngüyü kırmanın, yani yamyam üreten oligarşik siyasal yapıyı düzeltmenin yolu, önümüzdeki seçimlerde yamyamlara oy vermemekten geçiyor.

Unutmayın, önümüzdeki seçimlerde "Yamyamlara Oy Yok!".


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional