Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

12 EYLÜL DEMOKRASİSİ ÇÖKERKEN

 

Türkiye'deki klasik kavram kargaşası sorunu, son Türkbank olayında da kendisini gösterdi:

Herkes, Mafya'yı, yağmanın nedeni sanmaya başladı.

Hayır, sevgili okurlar, bin defa hayır!.

Mafya, yağmayı doğurmadı Türkiye'de.

Tam tersine.

Türkiye'de yağma düzeni, Mafyayı doğurdu.

* * *

Daha açık bir biçimde anlatmaya çalışayım.

Önce çeteler oluşup, bunlar haraç almaya başlamadı Türkiye'de.

Önce politikacıların, işadamlarıyla birlikte yağması başladı.

Sonra bu yağma o boyutlara vardı ki, ortada dönen "kolay kazanılmış para" herkesin dikkatini çekmeye başladı.

Ama bu da, "mafyalaşma" için yeterli değildi.

Çünkü yeterli örgütlenme yoktu.

Derken, devlet, yine politikacılar eliyle, soğuk savaş mantığı içinde milliyetçi-mukaddesatçı çeteleri örgütlemeye başladı.

Devlet desteği ile kanlı cinayetler işleyen bu "milliyetçi" ve "ülkücü" katiller, Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra işsiz kaldı.

Ortada dönen kara para o boyutlara varmıştı ki, yağmacılar arasındaki hesaplaşmalar artık mahkemelerde çözülemiyordu.

Zaten ilişkilerin çoğu rüşvetlerin, komisyonların paylaşılması gibi yasa dışı işler olduğu için, bu sorunlar mahkemelere gitmiyordu bile.

Bu durumda bu eski katiller artık "çek senet mafyası" olarak tahsilat yapmaya başladı.

Tam bu noktada, Marxistlikleri kendilerinden menkul bazı yazarlarımızın deyimiyle "Atatürk'ten sonra en devrimci! Türk büyüğü olan Özal" ve ailesi devreye girdi ve bu çetelerden yardım isteyerek, "mafya'yı resmi yağma düzeninin, yapısal bir parçası" haline getirdi.

* * *

Aslında kimse paniğe kapılmasın.

Bugün çöken düzen "demokrasi" filan değildir.

Hatta demokrasinin özel bir biçimi olan "parlamenter demokrasi" bile değildir.

Çöken düzen, "12 Eylül Demokrasisi"dir.

"12 Eylül Demokrasisi", Evren, Doğramacı ve Özal tarafından kurulmuş ve işletilmiş olan özel bir rejimdir.

Ne yazık ki, onlardan sonra gelen sivil politikacılar da bu sistemi, işlerine geldiği için, yağmadan en başta kendileri yararlandıkları, yani en büyük payı kendileri aldıkları için, değiştirmemişlerdir.

* * *

Mesut Yılmaz, aslında "çetelerin üzerine gitmekte" başarılıdır.

Akın Birdal suikastının, hem milliyetçiliğe sığınan, hem de asker uzantıları olan kadrosu, onun zamanında yakalanarak adalete verilmiştir.

Ama aynı başarıyı "yağma düzeni" konusunda göstermesini beklemek çok safdillik olur.

İktidara gelir gelmez, "yağmaya dönük" "Turizm yatırımları" kararnamesini kim çıkarmıştır?

Sit alanları kimin zamanında yapılaşmaya açılmıştır?

Özelleştirmenin, Ege Cansen'i bile isyan ettiren akıl dışılığı kimin zamanında sürdürülmüştür?

Mesut Yılmaz ne yapsın ki?

Kendisi bu sistem içinde Başbakan olmuş bir politikacıdır.

Öyle anlaşılıyor ki, bir yandan "çetelerle" mücadele ederken, öte yandan "yağmacı sistemin", "medya egemenliği" alanındaki kaymağından da, bir "özelleştirme operasyonu sırasında" yararlanmaya yeltenmiş ve bir sürü gözü dönmüş yamyamın birbirini yemeye kalkmasından dolayı, bu defalık hevesi kursağında kalmıştır.

Kavramları birbirine karıştırmayın.

Çöken "parlamenter demokrasi" değil "12 Eylül Demokrasisi"dir.

Bu nedenle çözüm, Başkanlık veya Yarı Başkanlık Sistemi ya da askeri darbe değildir.

Çözüm, gerçek bir "temsili demokrasi"nin işletilmesinde, yani gerçek bir "demokratik hukuk devleti"nin kurulmasındadır.

Bunun için de hemen bir adalet reformu, derhal yeni bir siyasal partiler yasası yapmak ve bunlardan sonra seçimlere gitmek ilk ve acil adımlar olarak yeterlidir.

Yoksa unutmayın, Cumhuriyet tarihimizdeki bütün askeri darbeler, "sivillerin rejim üzerindeki anlaşmazlıkları sonunda" ortaya çıkmıştır.

Ayrıca Öcalan'ın yakalanmış olması ile yukarda anlattığım oluşumun uzak yakın bir ilişkisi de yoktur. Sakın fırsatçıların aklınızı karıştırmasına izin vermeyin.

Ve unutmayın: Yamyamlara oy yok!

Bu konuda TOBB önemli bir adım attı ve "DYP'ye oy yok" dedi.

Darısı öteki sivil toplum örgütlerinin başına.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional