Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

TÜRKİYE "ÜÇLÜ

MODELİ" AŞABİLECEK Mİ?

Ben bireysel yaşamımda çok iyimserimdir.

Çünkü "kendisiyle barışık" bir insanımdır.

Bu nedenle de hem bana düşmanlık edenleri bağışlarım, hem de atılmış kazıkları unutur giderim.

Ayrıca günlük sıkıntıların ve aksiliklerin "hayatımı karartmasına" da pek izin vermem.

Çok sıkıldığım, çaresiz kaldığım zaman, ya yazmakta olduğum son kitabı düşünürüm, ya da geçmişimdeki veya yaşamımdaki öteki güzellikleri.

Toplumsal olarak ise ne iyimser ne kötümserimdir.

Bu konuda dengeli ve dikkatli olmaya çalışırım.

Toplumbilim öğrencisi olduğum için, günlük, ya da kısa dönemli değişme ve gelişmelerin umuduna ya da umutsuzluğuna çok kapılmamaya çalışırım.

Çok şiddetli etkisi olan güncel olaylarda bile (seçim sonuçları ya da çok önemli cinayetler gibi) umudu ya da umutsuzluğu, bu olayların içinde yer aldığı genel toplumsal süreçleri görmeye çalışarak değerlendiririm.

Son günlerde Türkiye'de "birşeyler oluyor".

* * *

Evet, son günlerde Türkiye'de "birşeyler oluyor".

Mafya liderleri yakalanıyor.

Kirli ilişkiler bütün çıplaklığı ile ortalığa dökülüyor.

"Akın Birdal Suikastı", "Malki Cinayeti" ve "Çakıcı kasetleri" ile ortaya dökülen süreçte çok önemli üç husus var:

Birinci olarak, Korkmaz Yiğit olayı dolayısıyla, "mafya-medya" ve "mafya-ticaret-finans" ilişkileri de ortaya döküldü.

Nesim Malki cinayeti ile, Türk Ticaret Bankası, Erol Evcil, ilişkileri Alaaddin Çakıcı aracılığı ile kamuoyuna yansıdı.

Yani son günlerdeki olaylar, "mayfa-siyaset-bürokrasi" üçgenine, "medya ve ticaret" ögelerini de ekleyerek, toplumumuzu sarmakta olan kanserin boyutlarının dehşetini ortaya koydu:

Türkiye bir "çete devleti" olmuştu.

Şimdi bu oluşumdan geriye dönüş yaşanmaya çalışılıyor.

İkinci olarak, Başbakan'a "kendi içi hesaplaşmaları" gibi utanç verici bir açıklama yaptırtılmış olmasına karşın, Akın Birdal suikastı yine de çözülmüştür.

Yani artık "faili meçhuller" çözülme sürecine girmiştir.

Üçüncü olarak, bu suikast, kendilerine "vatanseverlik" ya da "ülkücülük" gibi sıfatlar yakıştıran katillerin gerçek yüzlerini ortaya koymuş, "PKK terörü", "ülke bütünlüğü" gibi "milliyetçi" ve benzeri "ideolojik" kalkanların artık "faili meçhul cinayetleri" ört bas edemeyeceği anlaşılmıştır.

Milliyetçilik gibi din gibi mukaddes değerlerin, katilleri koruyamayacağı anlaşılmıştır.

Bu üç önemli noktaya karşın, yine de sevinmek için henüz vakit erkendir:

Gerek Akın Birdal cinayetinde Başbakan'a yaptırılan talihsiz açıklama, gerek Uğur Mumcu cinayeti'nin henüz çözülememiş olması, yarım yüzyıldır devlet içinde yuvalanan ve gelişen "milliyetçi-mukaddesatçı" çetelerin direnme güçlerini sürdürdüklerinin işaretidir.

Üstelik Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Süleyman Sağlam'ın da işaret ettiği gibi, bugünlerde "masum" görünüşlü olan "siyasal islam" çekirdekli eylemlerin, yakında, devlet içinden de destek görerek "mukaddesatçı çete" etkinliklerine dönüşmesi ihtimali henüz ortadan kalkmamıştır

* * *

Tam bu noktada durup bir olumsuz senaryoyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çünkü her bilinç, yani her "olumsuz kehanet", "diyalektik süreç ile" karşıtını, yani çare bulunmasını da, gündeme getirir:

Son zamanlarda daha çok "emperyalist güçlere" atfedilen bir "üçlü model" (Zeynep Göğüş gibi değerli yazarların da uyarısıyla) Türkiye'nin gündemine girdi.

Türkiye'nin sürüklenmekte olduğu "üçlü model" olarak, uyuşturucu kaçakçılığı ve mafya açısından Kolombiya, siyasal rejim ve şeriat devleti açısından İran, toprak bütünlüğü ve bölünme bakımından da Yugoslavya, konuşuluyor.

Sanıyorum, "Sevr'in yeniden gündeme getirilmesinin çağdaş biçimi", bu "üçlü model".

Ben Türkiye'nin bu modele "papuç bırakacağını" sanmıyorum.

* * *

Evet son günlerde Türkiye'de "birşeyler" oluyor.

Acaba bunlar, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra ayılan Türkiye'nin, 28 Şubat'la simgelenen, "üçlü model'e doğru gidişi geri çevirme çabası"nın belirtileri mi?

Bilmiyorum, çok mu iyimserim?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional