Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

İSVİÇRE'YE GİDEBİLSEYDİM

NE ANLATACAKTIM

Herşey Ruhat Mengi'nin 13 Ekim 1998 Salı günkü bir telefonu ile başladı.

Mengi, son "Türban gösterisi" konusunda sohbet etmek için aramıştı.

Laf arasında "Şu anda herhalde bavulunuzu filan topluyorsunuzdur, ben sizi fazla tutmayayım" gibi bir söz etti.

Ben de "Anlamadım" dedim. "Ne bavulu?".

"İsviçre'de bir toplantıda konuşuyormuşsunuz; konuşmacılar arasında adınızı görünce ‘acaba ben de gidip, şu toplantıyı dinlesem mi' dedim kendi kendime" diye yanıt verdi Ruhat Mengi.

Neyse, öğrendim ki, kısa adı EATA, açık adı, "European Association of Turkish Academics" (Avrupa Türk Akademisyenler Birliği) adlı bir kuruluşun İsviçre'nin Lozan kentinde 16-17 Ekim tarihlerinde düzenlediği "1923'ten 2023'e Türkiye Cumhuriyeti" isimli bir toplantıda konuşmacı imişim.

Yani "konuşmacı" olarak adımın ilan edildiği toplantı İsviçre'de ve ben bunu İstanbul'da, toplantıdan sadece üç gün önce, ancak bir raslantı sonucu öğreniyorum.

Derken aynı gün faksımdan bir davetiye taslağı çıktı: Eksik olmasınlar, toplantıyı düzenleyenler, beni açış oturumunda, çok önemli bir konuda konuşturmaya karar vermişler.

Hoşgeldin konuşmalarından sonra TBMM Başkanı Hikmet Çetin, açılışı yapıyor, ondan sonra da ben, "Türkiye Cumhuriyeti'nin 75 Sene İçindeki Muhasebesi" isimli bir konuşma yapıyorum.

Ayrıca adımın yanında bir de asteriks var ve aşağıdaki notta, asteriksli adların henüz kesinleşmemiş olduğu söyleniyor.

Ben bu faksı alınca müthiş telaşlandım.

Çok az süre olmasına karşın, "Beni çok önemsemişler ve çok mühim bir yere koymuşlar" diyerek, üç ayrı yurt içi toplantımı iptal ederek yola çıkmayı düşündüm ve derhal, fakslanan belgenin altındaki uluslarası telefon numaralarını aramaya başladım.

Hiçbirinden yanıt alamadım.

Zaten bu fakstan kısa bir süre önce, neden aradığını söylemeyen ama, telesekreterime EATA'dan olduğu notunu bırakan birinin verdiği numarayı da aramış ve yine yanıt alamamıştım.

Derken, sevgili Ruhat Mengi ile yeniden konuştuk ve bana kendisine gelen resmi davetiyeyi faksladı.

Bu davetiyede de (onayım hiçbir biçimde alınmamış, bırakın onayımın alınmasını, bana haber bile verilmemiş olduğu halde) bu kez, kesin programa göre, toplantının ikinci günü bir panelist olarak gözüküyordum.

Neyse sözü fazla uzatmıyayım, toplantıyı düzenleyelere ulaşmak için gösterdiğim umutsuz çaba sonuç vermedi ve ben yine eski programıma döndüm.

Şimdi gelelim, İsviçre'ye gidebilseydim ve bana önerilen ilk konuşmayı yapabilseydim ne derdim, nasıl bir "muhabesebe" yapardım?

* * *

Konuşmamın ana çizgileri şunlar olurdu:

1) İmparatorluktan Cumhuriyete geçiş, Mutafa Kemal Atatürk ile Anadolu halkının birlikte gerçekleştirdikleri, tarihe aykırı bir olaydır.

2) Çünkü Birinci Dünya Savaşı, "aydınlanma" ve "sanayileşme" devrimlerini kaçırmış, bu nedenle de güçsüz düşmüş Osmanlı İmparatorluğu'nu, bütün öteki çağ gerisi kalmış imparatorluklar gibi tasfiye etmişti.

3) Zaten "sanayi aşamasına" geçemediği için yok olan bir İmparatorluk, bir de bu yok olma süreci içinde sürekli savaş kaybettiği için, ne insan gücü kalmıştı, ne silah, ne de cephane.

4) Burada iki beklenmedik olay birden gerçekleşti.

Birinci olarak, Anadolu halkı, Birinci Dünya Savaşı'nı kazanan devletleri ve ayrıca, Batıdan saldıran Yunanlılar ile, Doğudan saldıran Ermenileri ve her yerdeki Padişah yanlısı isyancıları yendi.

İkinci olarak, bu zafer sonunda, içi boş olarak kurduğu ve hiçbir biçimde ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel altyapısı olmayan bir ulus-devleti, 75 yılda, uygar dünyanın bir parçası haline getirerek bir beklenmedik olayı daha gerçekleştirdi.

5) Bu çerçevede doğal olan, tarihin normal akışına uygun olan sonuç Sevr andlaşmasıdır. Lozan, "Kurtuluş Savaşı mucizesinin", tarihin akışını tersine çeviren bir sonucudur.

Türkiye'nin bugün Batı dünyası ile her konuda aşık atabilecek bir düzeye gelmiş olması da ikinci bir "tarihsel başarıdır".

6) Bugün, endüstriye dayalı "Ulus-devlet" hedefine doğru yol alırken, "ekonomik büyüme", "toplumsal kalkınma", "insan hakları", "hukuk devleti" "demokrasi" konularında "tarikat ve çete devleti bağlamında" bazı sorunlar yaşamaktayız. Fakat bu sorunlar, 21. yüzyılda, "bilgi toplumu" modeli çerçevesinde mutlaka aşılacaktır.

7) Sevr'e karşı Lozan'ı; sömürge bir Konya Devleti'ne karşı bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yaratmış olan bu halk, bunun sonunu da getirecektir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional