Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

YAMYAMLARA OY VERMEYİN

Önümüzdeki seçimlerde ne yapacağız? Kime oy vereceğiz?

Bu sorunun yanıtını bulabilmek için, genel ilkemizi ve içinde yaşadığımız koşulların acı gerçeklerini iyi değerlendirmek gerekir.

Esas ilke: Türkiye'nin sorunlarını, demokratik rejimi sınırlayarak ve kısıtlayarak çözemeyiz. Tam tersine Türkiye'nin sorunları, demokrasi geliştirilip, etkin bir biçimde işletilerek ve böylece kamuoyunun denetimi tüm siyasal mekanizmaya egemen kılınarak çözülebilir.

Fakat bu ilkenin önünde engel gözüken bazı gerçekler var.

Birinci gerçek: Türkiye'de demokrasi, hem kuramsal içeriğinden, hem de evrensel uygulamasından saptırılarak, sadece çoğunluğun baskısı ve yönetimi olarak anlaşılmakta ve uygulanmakta, böylece hem insanların temel hak ve özgürlükleri dikkate alınmamakta, hem de kamu yararı kavramı yağmacı bir çoğunluk tarafından yok edildiği için, toplum git gide yoksullaşmaktadır.

İkinci gerçek: Siyaset, bu baskının ve yağmanın hem nedeni hem sonucu olmuş, partiler, "örgüt-delege-lider-belediye başkanı-milletvekili oligarşisi" içinde "yağmacı kültürün taşıyıcıları" haline gelmişlerdir.

Üçüncü gerçek: Türkiye'nin sorunlarının çözüm yeri Meclis ve belediyeler, Meclis'in ve belediyelerin oluşturulma yeri ise siyasal partilerdir. Siyasal partilerin milletvekili ve belediye başkanı adayları ister lider tarafından, isterse delegeler tarafından belirlensin, hepsi "yağmacı kültürün" temsilcisi olduklarından, meclise ve belediyelere yansıyan "irade" "yağmacı bir arabesk kültür" olmaktadır.

Dördüncü gerçek: Hem toplumsal hem bireysel açıdan egemen olan "arabesk yağma kültürü", devletin bir yandan tarikatlara peşkeş çekilmesini, öte yandan çete oluşumlarının desteklenmesini siyasetin yapısal bir özelliği haline getirmiştir. Buradaki esas sorun, "fırsatçılığın" ve "ilkesizliğin", hem dinin siyasal amaçlar için istismar edilmesini hem de rüşvet ve benzeri mekanizmalarla çete oluşumlarının yaygınlaştırılmasını teşvik etmesi ve bu oluşumların liderler tarafından da, kendi yerlerini korumak amacıyla, desteklenmesidir.

Beşinci gerçek: Bütün bu nedenlerle, siyaset artık ülkeye hizmet etmenin aracı olmaktan çıkmış, köşeyi dönmek isteyenlerin, kısa yoldan zengin olmayı hedefleyenlerin kariyeri haline gelmiştir.

Altıncı gerçek: Bugün için oligarşik nitelik kazanmış olan bu yapıyı değiştirmek de, liderleri eğitmek de olanaklı değildir. Seçimlere, elimizdeki partilerle ve önümüzdeki liderlerle gidilecektir.

 

* * *

Şimdi bu ilke ve bu gerçekler çerçevesinde esas sorumuzu soralım ve yanıt arayalım:

Esas soru: Toplumun ürettiği "arabesk yağma kültürünün" ürünü olan ve bu kültürü besleyerek geliştiren siyasetin, "lider-örgüt-delege-belediye başkanı-milletvekili kısır döngüsü", nereden ve nasıl kırılacaktır?

Yukarda açıkladığım bu "şeytani kısır döngünün" zayıf halkası, "belediye başkanlığı" ve "milletvekilliği" ile "adaylık" arasındaki ilişkide, yani seçimler sırasında ortaya çıkmaktadır.

Lider-örgüt-delege-aday kısır döngüsü, parti içinde "kapalı devre"dir.

Bu nedenle de seçmen bu kısır döngüye müdahale edemez. Müdahale edemediği için de kimlerin "aday" olacağının, merkez yoklamasıyla veya önseçimle belirlenmesi, yağma kültürünün egemenliği açısından hiçbir fark yaratmaz.

Ama "adayların" "milletvekili" olması bizim oylarımıza yani doğrudan doğruya "seçmene" bağlıdır.

Ey seçmenler, önümüzde bir "altın fırsat" var:

Hayatta tüm amacı "yağma" olan, bu nedenle de liderine ya da delegesine dalkavukluk yapmaktan başka bir marifeti olmayan, şantajcı, dönek, yağcı, rüşvetçi "yamyamlara" oy verme.

Oyunu partilere göre değil, partilerin "aday listelerine" göre ver.

* * *

Parti programlarının, seçim bildirgelerinin bir "aldatmaca" olduğunu artık öğrendin.

Seçim dönemindeki vaatlerinin tam tersini yapan liderlerden, seçildikten 24 saat sonra parti değiştiren milletvekillerinden bıktın.

Bu nedenle "boş laflara" değil, "güvenilir insanlara" oy ver.

Sivil toplum temsilcilerini, uzmanları, sendikacıları, meslek kuruluşu önderlerini, yani dürüstlüğü ve namusu, geçmiş yaşamıyla ve örgüt ilişkileri ile kanıtlanmış olan kişileri seçilecek sıralarda aday gösteren partilere oy ver.

Haftaya da bu konuya devam edeceğim:

1999 SEÇİMLERİNDE YAMYAMLARA OY YOK!

Unutma, sen "sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi" ile iktidar bile düşürmüş güçlü bir kitle oluşturuyorsun.

Şimdiden harekete geç, partileri zorla!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional