Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

YAĞMACILARDAN HANGİSİNİ SEÇECEKSİNİZ, NİÇİN?

Son aylarda, konferans ve söyleşilerle tüm Türkiye'yi geziyorum.

Her yaştan, her kesimden pek çok kişi ile sürekli konuşuyorum.

Pek çok sendika.

Düzinelerle belediye.

ADD ve ÇYDD gibi sivil toplum örgütleri.

Üniversite kampüsleri, öğretim üyeleri, öğrenciler.

Herkes aynı soruyu soruyor:

"Önümüzdeki seçimlerde kime oy vereceğiz?"

Muazzam bir seçmen kitlesi "kararsız".

* * *

Tüm siyasal partilerin çıkar örgütleri olduğunu anımsayalım.

Aslında bütün dünyada bu böyledir.

Dünya demokrasileri ile Türkiye arasındaki fark, öteki demokrasilerde politikacıların, Türkiye'deki meslektaşlarına göre biraz daha insaflı davranarak, ya da biraz daha insaflı davranmaya zorlanarak, kişisel çıkarlarıyla, toplumun çıkarları arasında bir denge kurmaya çalışmalarında yatar.

Bir başka deyişle, Türkiye'de, bütün politikacılar artık "kamu çıkarı", ya da "toplum menfaati" kavramlarını tümüyle ve açıkça bir yana bırakarak, deyim yerindeyse şeffaf bir biçimde, kişisel çıkarların savunucusu kimliğiyle ortaya çıkmakta, bizden, "bizleri daha etkin ve yetkin biçimde soymak için" yetki istemektedir.

Soygun düzeninin sürekliliğinin sağlanmasına yönelik pazarlıklar, tüm kamuoyunun gözleri önünde yapılmakta, "lider" koltuğunda oturan bazı "reisler", daha önce "hırsız" ya da "vatan haini" ve "bölücü" ilan ettikleri öteki "reislerle" işbirliği yaparak, iktidarın tatlı nimetlerini paylaşmaktadır.

Milletvekilleri, "liderlik" işlevi yüklenmiş olan bu "reisler" tarafından belirlenmekte, genel yağma sistemin işlemesinde "parmak desteği" olarak kullanılmaktadır.

Uygun soyadlı bir milletvekilimizin "istifa turları", bu sistemin sağ partiler arasındaki işleyiş mekanizmasını tüm toplumun gözleri önüne sermiştir.

Prof. Mümtaz Soysal ya da Prof. Aydın Güven Gürkan gibi milletvekillerinin partilerinden istifaları sırasında açıkladıkları gerekçeler ise, sistemin, kendilerine "sol" diyen partiler çerçevesindeki işleyişini kamuoyuna yansıtmıştır.

Bütün bu sistemde "milletvekilleri" ile "liderler" ya da "reisler" tam anlamıyla bütünleştikleri için, bunların herhangi birini, yani "liderleri" ya da "milletvekillerini", ötekinden ayırıp suçlamanın fazla bir anlamı yoktur.

Ayrıca kamuoyunun yanıltılmakta olduğu bir konuyu, gelecekte daha ayrıntılı biçimde incelemek üzere, burada kısaca anımsatayım:

Yaklaşan seçimlerdeki milletvekili adaylarının "merkez yoklaması" yani doğrudan liderler tarafından belirlenmesiyle, "önseçim" yoluyla, yani seçim bölgesindeki "parti delegeleri" tarafından belirlenmesi arasında, bu yağma sisteminin işlemesi bakımından hiçbir fark yoktur.

Evet gelelim, bütün partilerin aslında bir çıkar örgütlenmesi olduğu gerçeğine:

Türkiye'deki sorun, partilerin toplum çıkarlarını değil, kişisel çıkarları ön plana alması demiştik.

Bu durumda, eğer biz de kendi kişisel çıkarlarımız yani kendi bireysel yağmamızın peşinde değilsek, "kör değneğini bellemiş gibi" eskiden oy verdiğimiz partilere değil, toplum çıkarını öne alan ve bunu kanıtlayan partilere oy vermemiz gerekiyor.

Pek doğal olarak, özellikle 12 Eylül ve Özal kültürü'nün getirdiği "yağma" hırsı öylesine hepimizin gözünü bürümüş ki, aslında bütün seçmenler, kendi kişisel yağmalarını meşrulaştırmak için oy veriyor ya da verdiğini sanıyor.

Sonuç olarak da bütün politikacılar, (kendileri istemeseler bile) bu "yağmacı seçmen" tarafından seçilen ve "yağmacı reislerinin" emrinde olan, "yağma makinaları" haline dönüşüyor.

İşte ben Türkiye'nin doğal ve tarihi zenginlikleri ile vergi ve borçlanma gelirlerinin, tek tek bütün bireylerin yağmalamasına yetmeyeceği ana varsayımından hareketle, bütün seçmenlerin tek tek yağmacı olamayacağı anlayışı içinde, aramızda "kamu yararı", "toplum çıkarı" kavramını savunan seçmenlerin de bulunduğunu farzederek, önümüzdeki seçimler için şu öneriyi getirmek istiyorum:

Oy vermeye alıştığınız değil, "kamu yararını" koruyacağını, gösterdiği adaylarla kanıtlayan partilere oy verin.

Yani kendi niteliksiz kölelerini değil, arkalarında örgüt desteği ve denetimi olan sendikacıları, arkalarında kamu oyu desteği ve denetimi olan sivil toplum liderlerini, arkalarında ihanet edemeyecekleri ürünler ve ciddi bir meslek geçmişi olan teknisyenleri, arkalarında binlerce sayfa araştırma ve inceleme olan biliminsanlarını aday gösteren partilere oy verin diyorum.

O zaman, hiç olmazsa, iktidara geldikleri zaman, bizleri soymaları biraz daha zor olur.

Bu konuya gelecek hafta da devam edeceğim.

Çünkü ülkemizin yazgısının Meclis'te belirlendiğine inanıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional