Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

MAFYA İLE NASIL SAVAŞILIR?

 

Mafya ile iki türlü savaşılır:

Birinci savaş biçiminde bir dürbün, bir boş kibrit kutusu ve bir de cımbız gerekir.

Tabii bu savaş için bir de politikacının varlığı zorunludur.

Politikacı önce "sıkı bir demeç" patlatır:

"Mafyanın belini kıracağım. Kırmazsam bu makam bana haram olsun" der.

Böylece kamuoyunu ve mafyayı, savaşın kararlılığına inandırır.

Bu, birinci savaşın ilk muharebesinin de kazanılması demektir.

Türkiye'de gerek seçmen, gerekse mafya, politikacıların ciddiyetine ve güvenilirliğine tam iman etmiş bulunduğundan, böyle bir demeç sonrası, hem vatandaş rahatlar, hem de mafya mensupları kaçacak delik arar.

Oluşan bu "güven ortamında" Susurluk gibi trafik kazaları ve benzeri olaylar sonucunda tesadüfen yakalanan veya politikacıya olan güven duygusundan dolayı kendiliğinden gelip teslim olan mafya mensupları da zaten bülbül kesilip "ötmeye" başladıkları için pek çok ipucu ortaya dökülür.

Birinci savaşın ikinci ve tam sonuç alıcı muharebesi ise daha bir hüner ve daha bir incelik ister.

Politikacı, artık makamına giderken, dürbünü, boş kibrit kutusunu ve cımbızı yanında taşımaya ve işin "eşraf saatini", pardon "eşref saatini" beklemeye başlar.

Bütün savaşlar gibi, mafya savaşı da aslında bir "avlanma sürecidir".

Bütün avlanma süreçleri gibi "mafya avı" da, sabırla beklemeye ve tam zamanında vurucu darbeyi indirme becerisine bağlıdır.

Bir gün artık genel ve yerel seçimler yeniden gündeme egemen olunca, "eşraf saatinin", pardon "eşref saatinin" geldiği anlaşılır ve harekete geçilir.

Fakat mayfa devlet tarafından "milliyetçi ve mukaddesatçı gıdalarla" uzun süreden beri beslendiği için çok fazla büyümüştür.

Bu nedenle de ancak dürbünün ters tarafı ile bakılınca algılanabilir boyutlara indirgenebilir.

İşte yaklaşan seçimlerle işin "eşraf saatini", pardon "eşref saati"ni yakalayan politikacı, derhal yanında taşıdığı dürbünün ters tarafı ile bakarak "mayfayı" boş kibrit kutusunun içine sığacak boyutlarda görür, cebindeki cımbızı çıkarır, onu özenle tutar ve yanında taşıdığı kibrit kutusunun içine koyar.

Böylece, mafyanın beli kırılmış, devlet çeteler karşı büyük bir zafer kazanmış olur.

 

* * *

 

 

Artık Hollywood filmlerini seyrede seyrede herkes öğrendi ki, bu tür savaşlarda ana plan, yani birinci plan başarısız olursa, ikinci bir plan daha vardır daima.

Tabii devletin mafya ile savaşında da bu iş böyledir.

Devlet mafya ile savaşta bir de "yedek plan" hazırlamıştır.

Evet birinci planı bağenmediyseniz, işte size ikinci plan:

Önce hemen belirtelim ki, ikinci plan için de zorunlu olarak bir politikacıya gereksinme vardır.

Bu plana göre politikacı, mafyanın devlet tarafından beslenip büyütüldüğünü bildiği için, devleti kendi içinde denetleyeecek düzenlemelere gider.

Adaleti bağımsızlaştırır ve güçlendirir.

Örneğin Yüksek Hakimler ve Savcılar kurulunda, bakanın ve müsteşarın ağırlığına, ve hatta varlığına son verir.

Yani bu kurulu bağımsız hale getirir.

Böylece yargıyı, politikanın ve politikaya sızmış olan mafyanın etkisinden kurtarır.

İkinci olarak, savcıları ve yargıçları ayrıca güçlendirir.

Bunun için "adli polis" örgütünü kurar.

Böylece savcıları, mahkemeye delil üretmek konusunda daha muktedir kılar.

Aslında sadece bu iki önlem, yani adaletin bağımsızlaşması ile adli polis örgütünün kurularak güçlendirilmesi, mafyanın belinin kırılması için yeter de artar bile.

Ama politikacı isterse, ayrıca bir de "pişmanlık yasası" diye bir yasa çıkarıp, mafya ilişkilerinin çözülmesini kolaylaştırabilir.

 

* * *

 

Ben bu işlerden hiç anlamam.

Uzmanlığım ancak, Hollywood'un çevirdiği "mafya filmleri izleyicisi" düzeyindedir.

Ama bugün uygulanan "mayfa savaşı" yöntemleri, bana henüz birinci plandan umut kesilmediği gibi bir izlenim veriyor.

İnşallah yanılıyorumdur.

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional