Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ BİR KONU

İnsanlararası bölünmenin, düşmanlığın, savaşların dinamiği nedir?

Bütün insan ilişkilerini, önce insan-doğa, sonra da insan-insan çelişkisinin oluşturduğunu biliyoruz.

İnsan-doğa çelişkisi sırasında ortaya çıkan teknoloji ve bunun sonunda oluşan insan-insan çelişkisinin ürettiği ideoloji, neden bölünmüşlüğe ve savaşlara yol açıyor?

Evrensel olarak iki kavram önümüze çıkıyor "bölünmenin" nedenleri olarak: "Farklılık" ve "gelir bölüşümü kavgası".

Çoğunlukla da "farklı kimlik sorunu" ile "adaletsiz gelir paylaşımı ya da bölüşüm" sorunu birleşiyor ve bütünleşiyor.

Belli bir kimliğe sahip oldukları için, içinde yaşadıkları toplumdan farklı olduklarını düşünenler, bu nedenle kendilerine ortak üretimden adaletsiz ve eksik pay verildiğini de öne sürüyorlar.

Ya da tam tersi: Kendilerinin farklı ve bu nedenle de üstün olduğunu düşünenler, kendilerinden farklı olduğuna inandıkları insanlarla birlikte yaşamak ve üretimlerini onlarla paylaşmak istemiyorlar.

* * *

Çağımızdaki siyasal "birimler" hâ lâ "ulus-devlet" mantığı üzerine dayalı yapılarını sürdürmekte.

Dolayısıyla, "bölünme" ya da "bölücülük", "ulus" kavramı ekseninde ortaya çıkıyor.

Bir siyasal "birim" içinde, birlikte yaşadığı insanlardan "farklı" olduklarını ve bu nedenle kendilerine "gelir bölüşümünde" haksızlık edildiğini düşünenler, "biz ayrı bir ulusuz" diye ortaya çıkarak, kendileri için "ayrı" bir siyasal birim istedikleri zaman, içinde bulundukları birim açısından "bölücülük" yapmış oluyorlar.

* * *

Siyasal bölünme hiç kuşkusuz sonuç olarak bir güç, bir ekonomik, siyasal ve askeri güç sorunudur.

Gücü olan, belli bir toprak parçasını zorla işgal ediyor.

Gerek askeri eylemin, gerekse ekonomik ve siyasal gücün ardında da, başta, tartışmaya konu olan siyasal birimin yani devletin komşuları olmak kaydı ile, "uluslararası camianın" da yargıları ve desteği çok önemli.

* * *

Tarih bize gösteriyor ki, "ekmek kavgasına" dayalı "farkılılık" ya da "farklılığa" dayalı "ekmek kavgası" iddiasında bulunmak için, bir grubun, sadece içinde yaşadığı büyük toplumdan farklı dile, farklı dine ve farklı kültüre sahip olması yetmiyor.

Bu "farklı" insanların, bağımsız bir siyasal birim altında birleşebilmeleri için, gerekli olan asıl öge, bunlara, kendilerinden değişik ve daha güçlü toplum tarafından baskı yapılması ve zulmedilmesi olarak ortaya çıkıyor.

Daha açık terimlerle konuşalım:

Sadece günümüzdeki "geç kalmış uluslaşma süreçlerinin" değil, tarihteki pek çok örneğin de, ayrı bir siyasal birim içinde kendi devletlerini kurmalarının, hem sosyal psikolojik, hem de siyasal ve kültürel koşullarının başında, bir başka ulus tarafından baskı altında tutulmak ve zulüm altında olmak yatıyor.

Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmesi de, PKK teröründen çok, "çoğunluk" durumunda olanların, kendilerinin "farklı" olduklarını ve bu nedenle baskı altında tutulduklarını öne sürenlere karşı gerçekten baskı ve zulüm uygulaması, ve "azınlık" olduklarını düşünenler ile birlikte yaşamayı reddetmesi ile gündeme gelebilir.

Yani kaçınılmaz olarak siyasal bölünmeyi getirecek olan asıl kültürel ve duygusal bölünme, ancak sayısal "çoğunluğu" teşkil eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir bölümünün, kendilerinden "farklı" gördükleri insanlarla birlikte yaşamayı reddetmeleri ile gerçekleşir.

Askeri bakımdan pek bir anlamı olmayan, büyük kentlerdeki kör ve vahşi PKK terörürünün asıl amacı, toplumun geniş kesimlerinde, Kürt kökenli vatandaşlarımıza karşı bir kin ve nefret yaratıp, bu "duygusal bölünmeyi" gerçekleştirmektir.

* * *

Son günlerde basında, bir ilimizin valisinin, Türkiye'nin belli bir yöresinde doğmuş olan vatandaşlarımızın o ile girmesini yasakladığına ilişkin bazı haberler yer aldı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin hem bugünü hem de geleceği açısından, bundan daha etkili bir bölünme süreci başlatılamaz diye düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional