Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BİR İSTİFANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Kanımca, insanın ülkesine, düşüncelerine, değerlerine ve ilkelerine bağlılığı, partisel ve kişisel çıkar hesaplarının üzerinde olmalıdır.

Varolan partiler sistemi ve onun ürettiği particilik kültürü ve ahlakı beni çok rahatsız etmektedir.

Üyelik ve delege düzeni başıbozukluk içindedir. "Ben bilirim"ci bir liderlik anlayışı egemendir. Hukuk ve demokrasi dışı uygulamalar çok yaygındır. Tüm bunlar, sistemin demokratik niteliğini yok edici boyutlara ulaşmıştır.

Sistem, kendini her türlü katılıma kapatmıştır. Çoğulculuk ise bir zaaf olarak algılanmaktadır.

Siyasetin yerleşik kadroları aşırı profesyonelleşmiş ve temsil gücünü önemli ölçüde yitirmiştir. Bir tür "kast" oluşmuş ve toplumun doğal dokusu ile siyasetin dokusu uyuşmazlık içine düşmüştür.

Yeterince saydam ve temiz olmayan siyaset finansmanı, siyasetin toplumsal işlevini ağır bir biçimde zedelemektedir.

Ayrıcalık sağlama ve kayırımcılık neredeyse sistemin temel işlevi haline gelmiştir.

Meclisin, "yürütme"yi denetleme işlevi çok zayıflamış ve "yürütme", "yasama" üzerinde fiili bir egemenlik kurmuştur.

Siyaset, yargıyı da, iç güvenliği de politize etmiş, onları yetmezlikler içine itmiştir.

Katılımcı yollarla, bilimsel temelli programlar, projeler ve çözüm önerileri oluşturmak anlamında bir "siyasal üretim", bir türlü geliştirilememiştir. Siyaset diye yapılan, çoğu zaman basit "taşlama"lar düzeyinin ötesine geçememiştir.

Sistemde, halkın somut ihtiyaçlarını adalet içinde gidermek ve onun çeşitli duyarlılıklarını karşılamak yerine, bunları politik malzeme olarak kullanmak eğilimlerinin daha güçlü olduğunu görüyorum. Bu, hem halkın refahının yeterince arttırılamamasına hem de iç barışın ve bütünlüğün korunamamasına neden olmaktadır.

 

* * *

 

Bu sütunun okuyucuları için, yukardaki satırlar hiç de yabancı olmamalı.

Bu düşünceleri neredeyse aynı sözcüklerle ve defalarca bu "köşe"de dile getirdim.

Ama bu kez bunları söyleyen bir politikacı.

Okurlarıma bir sürpriz olsun diye, bu sözleri tırnak içine almadım ve "alıntı" olduğunun işaretini baştan vermedim.

 

* * *

 

Türkiye'de "baş ol da istersen soğan başı ol" atasözüne uygun olarak gelişmiş bir genel kültürün ürettiği politikacıların, bir kez "Parti Genel Başkanlığını" ele geçirdiklerinde, bir daha kimsenin onları yerlerinden kımıldatamadığı bir siyaset yapısında, genel başkanı olduğu partiyi, inançları adına bir başka parti ile bütünleştiren ve bu uğurda "koltuğunu" terkeden bir "lider politikacının" sözleri bunlar.

Aydın Güven Gürkan, 12 Eylül dönemi'den "izinli" Halkçı Parti'yi, Evren ve arkadaşlarının, yöneticilerini veto ederek seçimlere girmesini engellediği SODEP ile birleştiren ve 12 Eylül yöneticilerinin uygun bulduğu HP liderini, seçimle devirmiş bir genel başkan olarak, bu birleşme sırasında koltuğunu terkeden bir politikacı.

 

* * *

 

Gürkan, CHP'den istifasını duyurmak için yaptığı basın toplantısında, yukarda alıntıladığım satırlardan sonra diyor ki, "CHP'nin kendisini yenileyerek, siyasal sistemin de yenilenmesine öncülük edeceği umudunu hep korumaya çalıştım… Bugün bu umudumu artık koruyamıyorum."

Ardından da CHP'ye yönelik eleştirilerini sıralıyor.

Benim bu yazıyı yazmaktaki amacım CHP'yi eleştirmek değil, sistemin genel hastalığına dikkati çekmek.

Çünkü Gürkan'ın CHP'ye yönelttiği eleştirilerin hemen hemen hepsi, bütün partiler için geçerli.

Zaten sorun da burada:

Açıkça ortaya koyalım: Sorun, yağma kültürüne ram olmuş oligarşik parti yapılarının demokrasimizi yozlaştırmakta oluşudur.

Gürkan'ın istifası, CHP'nin de bu genel hastalıktan, yani yağma kültürüne dayalı oligarşik yapıdan, kendini koruyamamış olması üzerine kurulu bir protesto.

Şimdi, Gürkan'a yönelik olarak "seçilme şansını yitirdi, gündemde kalmaya çalışıyor", "liderlik yarışını kaybettiğinden beri zaten sürekli muhalefet yapıyordu", "eskiden de istifa etmiş ve geri dönmüştü" gibi eleştiriler yapılacak.

Bütün bunlar haklı da olabilir.

Ama kişiliğine ya da geçmişine yönelik hiç bir eleştiri, Gürkan'ın bugün söylediklerinin gerçekliğini ve geçerliliğini gölgeleyemez.

Ey politikacılar, başınızı kumdan çıkarmanın zamanı gelmedi mi?

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional