Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

TÜRBAN KRİZİ: DEVLETİN YARATTIĞI BUNALIM

 

Çok uzun bir süredir, "Türban Krizi" üzerine yazmak istiyordum.

Yazmak için, olayların biraz soğumasını ve bu "krizde" en çok zarara uğrayan, canımız, gözbebeğimiz gençlerimizin, çok sevdiğim öğrencilerimin "eylem alanı"ndan çekilmelerini, yani üniversitelerin kapanmasını bekledim.

 

* * *

 

İnsan son yıllarda Türkiye'de olup bitenlere bakınca gerçekten şaşkınlığa uğruyor.

Hırsızlık masasındaki polisler, otomobil çalmak için çete oluşturmuş.

Milletvekilleri, polis müdürleri, uyuşturucu kaçakçıları ve katiller, "devleti kurtarmak" için çete kurmuşlar, güpegündüz cinayet işleyip, adam kaçırıyor ve fidye topluyorlar.

Kamu yararını gözetmekle, dolayısıyla, tarihi ve doğayı korumakla yükümlü merkezi ve yerel iktidarlar, "yağma"yı önlemek yerine, kentlerimizde kalan son yeşil alanları ve sahilleri de imara açarak, yağmacılara öncülük ediyor.

Aslında insanı yücelten, mukaddes inançlar olması gereken milli ve dini değerler, kıyım ve kıyam(ayaklanma) için kullanılıyor.

Giyim-kuşama ilişkin bireysel özgürlükler, totaliter sistemlerin yolunu açan toplumsal baskıların aracı yapılmak isteniyor.

İşin, bir toplumbilim öğrencisi olarak beni şaşırtan yanı, bütün bu oluşumlara "devletin", yani insanları daha mutlu ve müreffeh kılmak için, belli bir düzeni temsil eden ve bizzat bu insanlar tarafından kurulan devletin, öncülük etmesi.

 

* * *

 

Devlet eliyle yaratılan bunalımların tipik örneği, üniversiteler kapandığı için hızını yitirmiş gözüken "Türban Krizi".

Üniversitelerimizde, eski ismiyle Refah, yeni adıyla Fazilet Partisi'nin rozeti haline gelen ve artık yaygın bir protesto teması olarak işlenen "Türban Krizinin" adını bile, devlet koymuştu:

12 Eylül'den sonra üniversiteleri ilkokul derekesine indiren YÖK kurulduğu sırada, kız öğrencilerin "başörtüsü" ile derslere devamı sorun olunca, YÖK'ün kurucusu ve o zamanki başkanı İhsan Doğramacı, "Öğrenciler, üniversiteye başörtüsü ile giremezler ama çağdaş biçimde takılmış olan türban kabul edilebilir" mealinde bir beyanat vererek, günümüze dek uzanan "Türban Krizi"nin isim babalığını yapmıştı.

 

* * *

Bakın devlet bu bunalımı nasıl yarattı ve nasıl besliyor:

1) Devlet önce, İmam-Hatip okullarını, "milliyetçi ve mukaddesatçı gençler" yetiştirmek için, "genel eğitim" yerine bir alternatif olarak yaygınlaştırma politikasını, 1960'lı yılların sonuna doğru benimsedi ve bunu, dönemin Cumhurbaşkanı Sunay'ın ağzından açıkça ilan etti.

2) Devlet, bu okulları yaygınlaştırırken, asla imam olamayacak olan kızların da buralara kabul edilmesine izin verdi.

3) Devlet bu okullardaki eğitim ile, altı yıl boyunca bu gençlere din adına, başlarını örtmenin gerekli olduğunu öğretti

4) Devlet, İmam-Hatip mezunlarının, emniyet müdürü, vali, savcı, yargıç gibi görevler için eğitim yapan fakültelere girmelerine olanak sağladı.

5) Yine devlet, yani, asla imam olamayacak olan kızlarımızı İmam Hatip okullarına alan, onlara bu okullarda altı yıl boyunca dini eğitim veren ve vali, emniyet müdürü, savcı, yargıç olma yollarını açan aynı devlet, ilgili fakültere girmeleri için, kendi verdiği eğitimle başlarını örtmesini öğrettiği kızlarımıza bu kez, "başını aç!" dedi.

6) Üstelik, yine devlet, başlarını örtmesini öğrettiği bu çocukların başlarını açtırmak için, asıl görevleri eğitim yapmak ve yaptırmak olan dekanları ve rektörleri, inzibat kuvveti olarak kullanıp, bu kararı uygulamalarını onlardan bekledi.

Bunalım yaratmanın daha iyi bir yolunu bilen varsa beri gelsin!.

Bu modeli, dünyanın neresinde olursa olsun, kime anlatırsanız anlatın, ilk teşhis, devletin bir yandan uzun dönemli ve yapısal bir bunalım yaratırken, öte yandan, yarattığı bunalımla, üniversiteleri ve onların yöneticilerini yıpratmak istediği biçiminde olacaktır.

"Türban Krizi" konusunda, pek kimsenin görmediği, ya da görmek istemediği çözüm açıktır:

Devletin "İmam-Hatip eğitimi politikası" ile "türban yasağı kararı" arasındaki çelişki ortadan kaldırılmalı, bunlar birbirleri ile uyumlu hale getirilmelidir.

Yani "Türban Krizi"ni çözmek için, ya İmam-Hatip okullarına kız öğrenci alımını ve bu okullardan mezun olanların "din eğitimi ile ilgili olmayan" fakültelere girmelerini durduracaksınız ya da "türban yasağı kararını" kaldıracaksınız.

Yoksa, pek çok değerli gencimizin ve sevgili öğrencimizin, bir partinin siyasal ihtirası uğruna istismarı ve kaçınılmaz telefatı, gelecek yıllarda da sürecek gibi görünüyor.

 

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional