Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

TAHA AKYOL'A BİR SORU

 

Değerli yazar Taha Akyol, 28 Mayıs 1998 günü, Milliyet'teki köşesinde "Meşruiyet Kültürü" başlıklı bir yazı yayınladı.

Yazıda işlenen görüş, 27 Mayıs Askeri müdahalesinin meşru bir müdahale olduğunu savunanların, bu tezlerini, Menderes'in seçim yapmayacağı yargısına dayandırdıkları, oysa (Akyol'a göre) eldeki kanıtlar Menderes'in seçime gideceğini gösterdiği için, bu iddianın, yani 27 Mayıs'ın, meşru bir müdahale olduğu iddiasının yanlış olduğu düşüncesi idi.

Sayın Akyol, makalesinin girişinde, 21. Yüzyılda Türkiye adlı son kitabıma da atıf yapıyor ve "önemli" diye iltifat ettiği kitabımda, Menderes'in seçime gitmeyeceği iddiasını benim de tekrarladığımı belirtiyordu.

Önce hemen bir noktayı vurgulamak istiyorum: Sayın Akyol benim bulgularımı ve çözümlemelerimi eleştiriyorsa bile, herhalde şimdiye kadar hiçbir yazar bu denli zarif ve kendince dokümante edilmiş, bütünüyle polemikten uzak bir eleştiri yapmamıştır.

Sanıyorum, bu üslup, Akyol'un bugün eriştiği noktadaki olgun kişilik yapısını da, "üslubu beyan aynıyla insan" deyişinde olduğu gibi, oldukça güzel bir biçimde yansıtıyor.

Akyol'un bu güzel başlangıcından cesaret alarak, Türk basınında örnekleri pek görülmeyen, polemikten, demagojiden ve totolojiden uzak, bir "demokrasi söyleşisi" sürdürebilir miyiz diye düşünüyorum.

Bu nedenle de bu yazımı kendisine bir soru sorarak bitireceğim.

Ama önce yukarda adı geçen makalesi üzerine bazı düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

 

* * *

 

Bir darbenin meşruiyeti kavramı, dar ve geniş anlamda olmak üzere iki biçimde ele alınabilir.

Dar anlamda meşruiyet, bir darbenin, darbe anında, o toplumda egemen olan hukuk sistemine göre değerlendirilmesi bakımından yapılabilir.

Geniş anlamda meşruiyet ise, bir darbenin, belli bir ideoloji adına yapıldığı iddiası ile, o ideolojiye göre değerlendirilmesini kapsar.

Dar anlamda bir meşruiyet iddiası, ancak, kendisine karşı darbe yapılan iktidarın, o iktidarı oluşturan kuramsal ve hukuksal temellere aykırı davranmış olmasından kaynaklanabilir.

Örneğin, adı demokrasi olan bir sistemde, iktidarın, zamanı gelen seçimden kaçması, ya da seçimleri usulune uygun olmayan bir biçimde yapmaya çalışması, böyle bir aykırılığı vurguladığı için, iktidarı "gayri meşru" durumuna düşürebilir.

Ayrıca her darbe, geniş anlamda bir meşruiyet iddiasında da bulunur. Bu iddia mevcut yasalara göre değil, darbenin "adına yapıldığı" (İslam, komünizm, demokrasi gibi) ideolojiye dayalı olarak ileri sürülür.

Her iki yorum biçiminde de, darbenin başarılı olup olmaması çok önemlidir.

Başarılı darbe, iktidardan uzaklaştırdıklarını "gayri meşru" ilan eder.

Aynen, başarısız darbe girişimcilerinin "gayri meşru" ilan edildikleri gibi.

Şimdi gelelim 27 Mayıs 1960 olayına ve benim bakışıma.

Birinci olarak, kitabımda 27 Mayıs darbesini "meşru-gayri meşru" ekseninde tartışmak yerine, oluş nedenlerini ve sonuçlarını irdelemeye çalıştım.

İkinci olarak, benim 27 Mayıs yorumum, bu müdahalenin ortaya çıkmasında "bardağı taşıran damlanın", seçim yapılmaması değil, Menderes'in Meclis'te Tahkikat Komisyonu kurması olduğu biçimindedir.

Nitekim, 27 Mayıs müdahalesi ile son bulan öğrenci olayları, "seçim yapılmamasını" değil, "Tahkikat Komisyonu'nun kuruluşunu"nu protesto etmek için başlamıştır.

Benim bu konudaki görüşüm, demokratik rejime karşı asıl hukuksal darbenin, "Tahkikat Komisyonu" aracılığı ile Menderes tarafından yapıldığı, 27 Mayıs hareketinin ise buna, yani demokrasiyi askıya alan darbeye karşı bir eylem özelliği taşıdığı biçimindedir.

27 Mayıs'ın nedeni olarak görmemekle birlikte, Menderes'in bir süre için seçimden vazgeçtiği, ancak yeni düzenlemeleri yaptıktan yani, muhalefeti kapattıktan sonra seçime gitmeyi planladığı kanısındayım.

Ayrıca, kişisel olarak da o dönemi yaşadığımı, ve bu gelişmelere bizzat tanıklık ettiğimi de belirtmeliyim.

Konu derin. Tartışmalar önemli. Akyol'un makalesi ve 27 Mayıs hakkındaki görüşlerimi gelecek hafta da sürdüreceğim.

Şimdi Sayın Akyol'a bir soru yöneltmek istiyorum:

Demokrasilerde, çoğunluk, demokrasiden vazgeçme hakkına sahip midir?

Değerli yazar Akyol, bu konudaki görüşlerini açıklayarak söyleşiyi sürdürürse, genelde farklı yaklaşımlara sahip olan, ama demokrasiyi yaşatmak ve geliştirmek hedefinde birleşmiş görünen iki yazarın düşünceleri, kamuoyuna daha berrak bir biçimde yansıyabilir umudundayım.

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional