Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

TOPLUMSAL SÜREÇLER VE SONUÇLARI

 

Türkiye'de toplumu belirleyen temel süreçler yerine, sadece bunların sonuçları üzerinde odaklaşıldığını daha önce bir kaç kez yazdım.

Temel süreci gözden kaçırıp sonuç üzerinde durunca da, ortaya önemli bunalımlar çıkıyor.

Örneğin şu artık kabak tadı veren "türban" konusu.

Sorun ne din özgürlüğü, ne giyim kuşam, ne de disiplin sorunudur. Sorun, iflas etmiş bir "normal eğitim" ile onun yerine ikame edilmek istenen "dinsel eğitim" kargaşasının bir sonucudur.

Sorun, uzun yıllar boyunca, bulunmamaları gereken bir okulda, icra edemeyecekleri bir mesleğin eğitimini verdiğimiz ve başını örtmesini öğrettiğimiz kız çocuklarına, daha sonra din eğitimi ile ilgisi olmayan bir yüksek öğretim kurumuna gitme hakkını tanımamız ve üstelik de "başını aç" komutu vermemizden kaynaklanıyor.

 

* * *

 

Aslında türban dahil, günümüzde toplumumuza egemen gözüken tüm bunalımlar, Türkiye'nin çağdaş bir sınıflı toplum yapısına henüz tam anlamıyla kavuşamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Demokrasi ve insan hakları sorunun temelinde de, yağma kültürünün hukuk devletini kemirip yok etmesinin gerisinde de, bugünlerde gündeme egemen olan çeteler ve tarikatlar sorununun altında da, Türkiye'nin, çağdaş toplumsal ve ekonomik gelişmesini henüz insanlık ailesinin ileri toplumları düzeyinde gerçekleştirememiş olması yatmaktadır.

Bir başka biçimde söylemek gerekirse, Türkiye, henüz ne aydınlanma ve sanayi devrimlerinin ürettiği sermaye sınıfının, ne de bu sınıfın gelişmesi ile ortaya çıkıp güçlenen işçi sınıfının oluşmasını bütünüyle tamamlayabilmiştir.

Bu sınıflar tam anlamıyla gelişmediği için de, bunların ürettiği, ulus devlet, sanayi ve kent toplumu, laiklik, halk egemenliği, demokrasi, hukuk devleti, fiziksel planlama gibi kurum ve kavramlar, maddi temelleri sağlam biçimde oluşmamış, bu yüzden de sadece zihinsel düzeyde, ideolojik planda tartışılan çatışma alanları haline gelmektedir.

 

* * *

 

21. yüzyıla giden Türkiye artık, yetmişbeş yıldır devlet eliyle yaratmaya çalıştığı sermaye sınıfı ile işçi sınıfının gelişmesinin filizlerine tanık olmaktadır.

1960'lı yıllarda maddi tabanı gelişmiş olmayan bir işçi hareketi, devlet desteğiyle kurulur kurulmaz, sadece zihinsel düzeydeki ideolojik tartışmalar sonucu bölünmüş ve sonradan 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle, bu bölünmüşlüğünün faturasını büyük ölçüde de emekçilere ödetmiştir.

Aynı yıllarda sermaye sınıfı, bugünkü bunalımları yaratan sağ politikalara destek vererek, maddi gelişmesini devlet yardımıyla tamamlamaya çalışmış, sonra da, bir ölçüde maddi taban kazanınca, kendi desteklediği siyasal iktidarların yarattığı yağma ekonomisi ve çağ dışı siyaset arayışlarından artık rahatsız olmaya başlamıştır.

İşte DİSK, TÜRK-İŞ, TİSK, TOBB ve TESK tarafından kurulmuş olan sivil güçbirliği, 21. yüzyıla doğru oluşturulmuş bulunan en anlamlı ve önemli itttifakın çekirdeğini oluşturmaktadır.

Bu güç birliği, bir anlamda, Atatürk'ün kurduğu ulus devletin, demokratik hukuk devleti hedefine varmak için sermaye ve işçi sınıflarına verdiği büyük desteği, bu sınıfların nihayet özümlemiş olması ve "artık biz de varız" demesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Şu aralarda kimsenin tarihsel öneminin pek farkında olmadığı, olsa bile üzerinde durmadığı bu oluşum, "sermaye ve işçi sınıflarının", ulus-devlet konusundaki ortak tarihsel devrimciliklerine uygun bir role Türkiye'de de nihayet soyunmuş olmalarıyla ilgilidir.

Unutanlar için anımsatalım: Sermaye sınıfı, dinsel-geleneksel imparatorlukların yıkılmasında, tarihteki en devrimci rolü oynamış olan sınıftır.

Ayrıca yine anımsatalım, sermaye sınıfı gelişmemiş bir ülkede, hiçbir devlet tek başına gerçek bir işçi sınıfı yaratamamıştır. Bu açıdan, sermaye ve işçi sınıflarının, kendilerine vücut veren bir "ulus devlet" kavramı çerçevesinde ittifak etmiş olmaları, gerçekten bugünlerde Türkiye'deki en önemli oluşumdur.

Hele hele, 21. yüzyılda, emek-sermaye çelişkisinin neredeyse ortadan kalkmakta olduğu ve yerini, küreselleşme çizgisinde, "gelişmiş ülke-gelişmemiş ülke" çelişkisine bırakma sürecine girdiği düşünülürse bu ittifakın önemi daha iyi anlaşılır.

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional