Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

İSMAİL CEM

 

Aslında bu hafta "enflasyon canavarı"nın devamını yazacaktım. Fakat olayların gelişimi, bu yazıyı gelecek haftaya ertelememe yol açtı.

İnsan haftada bir yazı yazınca, Türkiye gibi, hem olayı bol, hem cehalete ve kötü niyete dayalı saptırması yaygın, hem de sağır ve kör bir toplumda, neyi ele alacağını şaşırıyor.

Beni izleyenler bilir, konu saptarken iki genel ölçü kullanıyorum:

Birincisi, bugün yaşadığımız sorunların temel nedenlerini saptamaya ve açıklamaya çalışıyorum.

İkincisi de, pek kimsenin yazıp söylemediği yani genellikle gözden kaçan noktaları kaleme almaya ve kamuoyunun dikkatine sunmaya çaba harcıyorum.

Sadece cehaletin değil, sahtekârlığın da kol gezdiği siyasal yaşamımız (yani hem seçenler hem de seçilenler) açısından bu iki işlevi çok önemsiyorum.

 

* * *

 

Körfez krizi, bütün bunalımlar gibi, insanların hem gizli duygu ve düşüncelerinin, gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasına, hem de toplumsal ve siyasal "tarafların" daha belirgin hale gelmesine yol açtı.

Bu tartışma sırasında beni en çok rahatsız eden nokta, bir "tarafın", hem Türkiye'nin çıkarlarını, hem de Türkiye'nin çıkarları bunu gerektirdiği için barışı savunanları, "Saddamcı" biçiminde tanımlaması oldu.

Özellikle Ecevit'e yöneltilen bu tanımlama, bence, kendisine tarihsel olarak yapılan suçlamaların en haksızı ve ülke çıkarları açısından da en vahimi idi.

Ama bu yazıda üzerinde durmak istediğim nokta, ne Ecevit'in bu konudaki haklılığı (ki artık ne derece haklı ve de gerçekçi olduğu ortaya çıkmıştır), ne de ülke çıkarlarını savunan bir liderin "Saddamcılıkla" suçlanmasının yanlışlığıdır.

Bu yazıda, elinde her türlü olanak bulunduğu ve, körfez krizinin hem çözümünde hem de sonrasındaki gelişmelerde gerçek bir başarıya imzasını atmış olduğu halde, moda deyimi ile "show" yapmayan, görevinin gerektirdiği ağırbaşlığı koruyarak, neredeyse büyük başarısını bile "gölgeleyen" bir politikacıya, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'e dikkat çekmek istiyorum.

 

* * *

 

Cem, Saddam'ı ziyaret ettiğinde, sıcak izlenimlerini, Kofi Annan ile anında, telefonla paylaştı ve hiç kuşkusuz, anlaşma ile sonuçlanan barış sürecine büyük katkılarda bulundu.

Ama Türkiye'ye döndüğünde hava alanından doğruca stüdyoya giderek katıldığı bir canlı televizyon programında bazı yeteneksiz liderlerin yaptığı gibi "masayı yumrukladım" "hadlerini bildirdim" havalarına girmeden, son derece gerçekçi değerlendirmeler yaptı.

Çin ziyaretinde, Çin'in, Irak'ın BM kararlarına uymasından yana olduğuna ilişkin açıklaması da hiç kuşkusuz barış sürecine önemli katkılarda bulundu.

Daha sonra, yani bugünlerde, Ortadoğu'da gerçekçi bir işbirliği programının mimarı olarak Ürdün ile, bölgedeki yeni gelişmelerin temelini attı.

Cem, yine kişisel olarak sessiz. Yine soğuk resmi açıklamalarla kamuoyuna duyurulan başarılar bunlar.

Kimse de bu konularda ne tek bir kelime söyledi, ne de tek bir satır yazdı.

Çünkü hem ülke çıkarlarını korumak, hem barışı istemek, Ecevit'e yakıştırılan "Saddamcılıkla" damgalanmıştı.

Ayrıca gerek partiler arası dengeler, gerekse "sol partiler" arasındaki ince hesaplar, hem politikacılarımızı hem de yazar-çizer arkadaşlarımızı bu konuya eğilmekten alıkoydu.

Sadece Genel Kurmay Başkanı, Annan'ın başarısını Türkiye'nin çıkarları açısından sahiplendi.

 

* * *

 

Politikanın bu denli kirlendiği bir ortamda, Cem gibi, "Devlet Adamlığına" yakışır tavır sergileyenleri sessiz karşıladığımız hatta eleştirdiğimiz oranda, ve Ecevit gibi ulusal çıkarları ön plana alanları "Saddamcı" diye karaladığımız sürece, acaba bu kirliliğin artmasına hep birlikte katkıda bulunmuş olmuyor muyuz?

Eğitim, sadece eleştiri ve cezayla olmaz. Tam tersine, takdir ve ödül, kişlerin eğitiminde de, kurumların biçimlenmesinde de çok önemli bir araçtır.

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional