Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

SAVAŞ VE EDEBİYAT

 

Bu yazıyı "savaş edebiyatı" ya da "edebiyat savaşı" hakkında bir yazı sandınızsa, yanıldınız.

Amacım ne "Harb ve Sulh" ne de "Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" gibi yapıtlardan söz açmak.

Nazım'ın başına çektiği "Putları Yıkıyoruz" kampanyası, ya da "Toplumsal Gerçekçi Şiir" kavgası gibi konulara da değinmeyeceğim.

Bugün "insanlığın iki yüzü"nün Türkiye'deki yansımaları üzerinde durmak istiyorum.

İnsanlığın çirkin yüzü: Savaş.

İnsanlığın güzel yüzü: Edebiyat.

* * *

Önce çirkinlikten başlayalım.

Türkiye bugün bir savaş yaşıyor: Güneydoğu bölgemizde süren, zaman zaman büyük kentlere sıçrayan terör eylemleriyle, kendini farklı boyutlarda duyuran bir savaş.

Pis bir savaş bu.

Savaşın temizi olur mu?

Hayır!

Savaşın temizi olmaz.

Savaşın temizi olmaz ama, "savaş halini yaşamayan", "savaşmak istemeyen", çevrelerinde bir savaş olduğunu bile bilmeyen insanların, bu arada kadınların ve çocukların katledilmelerini nasıl yorumlarsınız?

İki vatandaş grubunun arasına kin ve nefret tohumları ekmek için, canavarlığı bilhassa öne çıkaran taktik ve stratejilerin uygulanması sonunda yaşanan eylemleri, "normal bir savaş" saymak dahi olanaksız.

Bu olay nedir?

Nasıl başladı?

Yaşadığımız trajedinin tarihsel, toplumsal, ekonomik, siyasal ve askeri boyutları nedir?

Başka ülkelerde neler olmuş?

Bu günümüzle birlikte geleceğimiz, bu olaydan ne ölçüde etkilenecek?

Bu soruların yanıtlarını öğrenmek istiyorsanız, Mehmet Ali Kışlalı'nın Güneydoğu, Düşük Yoğunluklu Çatışma adlı kitabını mutlaka okuyun.

Ümit Yayıncılık tarafından basılan bu kitabı okumayan, 21. yüzyılda Türkiye'yi bekleyen sorunları anlayamaz.

* * *

Yazımızı güzellikle bitirelim.

Türkiye, büyük ülke.

Türkiye kültürü, büyük kültür.

Biz onbeş arkadaş, bu anlayış içinde, Türkiye'nin dünya üzerindeki yerini, bir "Kültür Devleti" olarak vurgulamak için "Kültür Girişimi" adıyla bir hareket oluşturduk.

Dünya uygarlıklarının kökeninin Anadolu olduğunu artık herkes kabul ediyor.

İşte Anadolu toprağının ürettiği kültürü (uygarlığı), insanı, tarihi, dünü, bugünü ve yarını ile ortaya çıkarmak, korumak ve tanıtmak, "Kültür Girişimi" hareketinin kendine "amaç" edindiği görev.

Tam biz bu girişimde bulunduğumuz sıralarda, değerli yazar Feridun Andaç, Türkiye Kültürünün yazılı kesimi üzerine bir kitap çıkardı: Söz Uçar Yazı Kalır, Bu günün yazın ve kültür coğrafyası.

Ben, O'nun bu girişimini, kendi eylemimizle koşut görüyorum.

Andaç'ın kitabı, kültürümüzün bugünkü temsilcilerinin bir bölümü ile yapılmış konuşmaları, ve yazarın, bu kişilerin konumları, katkıları hakkındaki düşüncelerini ve çözümlemelerini kapsıyor. Andaç'ın her kişi hakkındaki katkı ve değerlendirmeleri ayrı bir edebiyat ürünü lezzetinde.

Örneklerini, Doğan Hızlan, Fethi Naci, Cemal Süreya, Salah Birsel gibi büyük eleştiri ve deneme ustalarının yapıtlarında gördüğümüz bu kitap, Türkiye kültürünün temel taşlarından birini oluşturuyor.

Günümüz Türkiye'sinde "vatandaşlık" iddiasında bulunan her kişinin mutlaka okuması gereken bir kitap, Toplumsal Dönüşüm yayınlarının bastığı bu yapıt.

Ben, son tahlilde, edebiyatın güzelliğinin ve insanları birleştirici işlevinin, savaşın çirkinliğine ve insanları bölücü işlevine karşı zafer kazanacağına inanıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional