Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

REFAHYOL NİYE ÇÖKTÜ?

 

Son günlerde gerek basında gerekse televizyonlarda, Refahyol hükümetinin nasıl çöktüğü üzerine çeşitli spekülasyonlar yapılıyor ve Türkiye'deki demokrasi, özellikle, Ordu'nun siyasete müdahalesi açısından yeniden irdeleniyor.

Bu süreç sırasında, pek çok yeni "demokrasi kahramanı" da piyasaya çıktı.

Hiç kuşkusuz, önce Refahyol'un niye çöktüğünün irdelenmesi, sonra da, "demokrasi" savunuculuğunun, yanlış temellere oturtulmuş bile olsa, gündeme egemen olması, ülkemiz bakımından olumlu işaretlerdir.

Her toplumsal, ekonomik ve siyasal olayın bir "yakın nedenleri" bir de "uzak nedenleri" vardır.

"Yakın nedenler", aslında "bardağı taşıran damladır".

Bir olayı su yüzüne çıkaran nedenlere "yakın nedenler" diyoruz.

Bunlar, "uzak nedenler" tarafından hazırlanan ortam yeterince olgunlaşınca, işe karışarak o olayı gerçekleştiren nedenlerdir.

Oysa olayın asıl nedenleri "uzak nedenlerdir".

Yani "uzak nedenler", o olayı zaman içinde hazırlayan temel süreçler, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel oluşumlardır.

* * *

Şimdi soğukkanlı bir biçimde Refahyol hükümetini oluşturan iki partinin , yani Refah Partisi'nin ve Doğru Yol Partisi'nin genel söylemlerine, topluma verdikleri sözlere ve bu sözlere dayalı olarak seçmende oluşturdukları imajlara bakalım.

Sonra da birlikte kurmuş oldukları Refahyol hükümetinin, bu imajlarla, ne denli uyuştuğunu irdeleyelim.

Refah Partisi, Milli Nizam'dan başlayan, Milli Selamet ile devam eden ve Refah ile günümüze gelen imajını oluştururken "siyasal islam" söylemini kullanmış, bu söylemin içini de, "adil düzen" adını verdiği, ekonomik, toplumsal ve hukuksal sistemlerde uygulanacak olan adalet ve dürüstlük ilkelerine dayalı bir felsefe ile doldurmaya çalışmıştır.

Seçmene verdiği bu imaj, İslam dini, ve dine dayalı olarak Allah korkusu gibi, ahlaka ve dürüstlüğe dayalı bir arkaplana da uygundur.

Doğru Yol Partisi ise, özellikle yeni genel başkanının liderliğinde girdiği 1995 genel seçimlerinde, laikliğin ödün vermez savunucusu imajını işlemiş, bu soyut imajı, doğrudan Refah Partisi'ni rejim düşmanı ilan ederek, ve kendisinin bu "tehlikeyi" en iyi önleyecek siyasal parti olduğunu vurgulayarak, somutlaştırmıştır.

İşte Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi'nin kurdukları ortak hükümet, her iki partinin de zaman içinde oluşturdukları ve 1995 seçimlerinde seçmene doğrudan yaptıkları propaganda ile pekiştirdikleri imajlarına tümüyle ters bir uygulamaya yönelmiştir:

Refah Partisi, sadece toplumsal, ekonomik ve siyasal olarak değil, dini olarak da savunduğu "temiz toplum" vaatlerine tümüyle ters bir uygulama sergileyerek, daha önce araştırma ve soruşturma önergeleri verdiği, yani kamuoyuna angaje olduğu konularda tamamen kendi kendini inkar eden bir tutum içinde geri çekilmiş, yeni ortağının daha önce karşı çıktığı tüm uygulamalarının üzerine bir sünger çekmiştir.

Böylece, Refah Partisi, kendisine oy veren seçmenlerin tümünü, en hafif ve en nazik terimle "düş kırıklığına uğratmıştır".

Öte yandan Doğru Yol Partisi de, vaatlerinin tam tersi bir uygulamaya girerek, seçimlerde rejim aleyhtarı ilan ettiği ve sadece kendisinin iktidara gelmesini önleyebileceği iddiasında bulunduğu Refah Partisi'ni, bizzat iktidara taşıyarak, seçmenlerinde aynı şiddetteki bir başka "düş kırıklığı" yaratmıştır.

* * *

Şimdi bir an için duralım ve soğukkanlı bir biçimde düşünelim:

Türkiye'de seçmen, hâ lâ , böyle bir "sert aldatılma" karşısında tepkisiz kalacak kadar bilinçsiz midir?

Ülkemizde demokrasi 1946'dan beri hiç mi gelişmedi?

Seçmen kitlesi gerçekten bir "koyun sürüsü" müdür?

Öyle bir parti düşünün ki, seçimlerde söylediklerinin tam tersini, ama gerçekten tam tersini yapıyor.

Üstelik, tek bir parti de değil, iki parti birden bunu yapıyor. İkisi de, "iktidar uğruna", seçmene verdikleri sözlerin ve oluşturdukları imajların tam tersi yönde bir uygulamaya gidiyor.

Bu partilerin milletvekilleri, halkın karşısına hangi yüzle çıkar?

Bu partilerin örgütleri, hangi yüzle böyle bir hükümeti destekleyebilir?

Bence Refahyol'un neden çöktüğünü irdeleyenler, "yakın nedenler" üzerinde saplanıp kalacaklarına, olayın "uzak nedenleri" olan "siyasal namus" ve "siyasal dürüstlük" ilkeleri üzerinde biraz kafa yorsalar, başta kendilerine ve destekledikleri partilere olmak üzere, tüm Türkiye'ye büyük bir hizmette bulunurlar.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional