Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ATATÜRKÇÜLÜK VE SOSYAL DEMOKRASİ

 

Her toplum her an değişme halindedir.

Her değişme sancılıdır ve toplumsal bunalımlara gebedir.

Türkiye, çağdaş uygarlık ile arasında Osmanlı döneminde oluşan büyük açığı kapatmak için, Atatürk'ün sayesinde çok hızlı değişmektedir.

Dolayısiyle, toplumumuz her an bir bunalım ile karşı karşıya kalma riskini taşımaktadır.

Durkheim gibi, Weber gibi, Marks gibi klasik düşünürler değişmenin bunalım yaratma olasılığını, ekonomik yapı, toplumsal yapı, kültürel yapı ve siyasal yapı arasındaki uyumsuzluklarda aramışlardır.

Bu düşünürlerin kimisi, Weber gibi daha çok toplumsal yapı ve kültürel yapı arasındaki uyumsuzluklara, kimisi de Marks gibi ekonomik yapı ile siyasal yapı arasındaki çatışmalara önem vermişlerdir.

Günümüz toplumu, bütün bu düşünürleri ve hatta onların hayallarini bile aşan teknolojik, siyasal, ekonomik ve kültürel gelişmelerin girift ve karmaşık bir yapısını bağrında barındırmaktadır.

İşte bu girift ve karmaşık yapının herhangi bir temel ögesi, öteki ögelere ayak uydurmakta zorlanınca, ortaya derhal bir "bunalım" çıkmaktadır.

* * *

Türkiye'nin bugünkü sorunu, toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişmelere, siyasal yapının ve başta liderler olmak kaydıyla, siyasetçilerin ayak uyduramamasından kaynaklanmaktadır.

Peki çözüm nerededir?

Yukardaki çözümlemeye göre, çözüm, siyasettedir.

Bunalım, Türkiye'de, ekonomik, toplumsal ve kültürel yapının gerisinde kalmış olan siyasal yapının, yani siyasetçilerin "değişmeye ayak uydurması" yoluyla aşılacaktır.

Siyasal kadroların, daha doğrusu liderlerin değişme şansı nedir?

Türkiye'de liderler "değişmez". Çünkü ne kendileri yerlerini burakır, ne de onları liderlikten düşürmek kolaydır.

Yine de sağ kesimde, en azından bir partinin içinde, bu yönde bir hareket başlamıştır.

Bakalım, bu hareketin sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

* * *

Bu yazıda, siyasal yelpazenin solu üzerinde durmak istiyorum.

Çünkü bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu bunalım, zaten 1950'den beri uygulanan sağ politikaların adeta zorunlu bir sonucu biçiminde ortaya çıktığından, bu bunalımın aşılmasında, sağ partilerden medet ummak anlamsızdır.

Türkiye'deki sol güçler, yani insan haklarından ve fırsat eşitliğine dayalı insanca yaşamdan yana tavır koyan partiler bu konuda ne yapabilir?

Kısa dönemde liderlerin düşürülmeleri olanaklı olmadığına göre, tek olasılık, bu liderlerin, birbirlerine ve toplumun öteki kesimlerine karşı davranışlarındaki bir "değişme"nin üretilebilmesidir.

Bugünkü bunalımı aşacak bir "ortak payda" aranması, böyle bir değişmenin ilk anlamlı adımı olabilir.

Böyle bir değişmeyi, kişisel tutum ve davranışlarda beklemek çok gerçekçi değildir. İnsan doğası, hele hele lider davranışı öyle sabahtan akşama değişme göstermez.

Böyle bir "ortak payda" örgütsel yapıda da aranamaz. Çünkü bugünkü "oligarşik" parti yapıları ve liderlik özellikleri böyle bir arayışı olanaksız kılmaktadır.

O halde değişme olgusunu, siyasal-ideolojik bir şemsiye altında aramak gerekir.

Kanımca bugün üzerinde en kolay anlaşmaya varılabilecek nokta, rejimin demokratik niteliğinin güçlendirilmesi üzerinde bulunabilir.

"Nasıl bir demokrasi?" sorusunun yanıtı ise, demokrasi kavramının zorunlu bir parçası olduğu için tabii ki laik bir "sosyal bir hukuk devleti" diye verilebilir.

Peki "sosyal hukuk devleti" hangi mekanizmaları ve yapılanmaları içermeli; böyle bir "ortak payda"ya, "Atatürkçülük", neden ve nasıl girmelidir?

Bu sorunun yanıtı da haftaya.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional