Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

SOLDA YORGUN LİDERLER

 

Ecevit, bugünkü liderlerin en deneyimlisi, Baykal da en birikimlilerinden birisidir.

Her ikisi de üstün kişilik niteliklerine ek olarak, büyük bir tecrübeye sahiptir.

Her ikisi de yılların deneyimleriyle "liderlik yapmaktadır".

Peki yıllar acaba bu iki lidere ne öğretmiştir?

Yani bu iki lider, bugün "nasıl bir liderlik sergilemektedir?"

Sanıyorum, bu sorunun yanıtını tüm kamuoyu, üzülerek izliyor: Her iki lider de, esas olarak "müsamahasız", ve hatta "tahammülsüz" bir liderlik türü sergilemektedir.

Peki neden?

Bir sorunun çözümü için, önce onun nedenlerini belirlemek gerekir.

* * *

Bu iki lider de, ilk politikaya atıldıklarında böyle miydiler?

Hayır!

Tam tersine, ikisi de genç, dinamik, çevreleriyle sıcak ilişki kuran, güvenilir, çalışkan, sempatik kişilerdi.

Peki bugün, toplumdan ve hatta kendi partilerindeki arkadaşlarından bile uzak, soğuk, güvenilmez liderler nasıl oluştu?

İşte bu sorunun yanıtı esas olarak "kişisel" değil, (belli kişilik özelliklerine bağlı görünse de) "sosyolojik" ve "sosyal-psikolojiktir".

Yani, Ecevit ve Baykal'ın bugünkü "hoşgörüsüz ve kapalı lider kimliklerini" oluşturan ögeler "çevrelerinden" gelmektedir.

Genel olarak toplum ve özel olarak çevrelerindeki politikacılar onları bu noktalara getirmiştir.

* * *

Her ikisi de, yıllarca yaşadıkları politik ortam içinde çevrelerindeki malzemeden (ve beraber politika yaptıkları için tabii ki birbirlerinden de) şu liderlik ilkelerini öğrenmişlerdir:

1) Lider her zaman güçlü olmak zorundadır. Çünkü azıcık tökezlese, herkes hemen üzerine saldırır.

2) Bunalım zamanlarında kimse partiyi, ilkeleri ve lideri düşünmez. Herkes kendi paçasını kurtarmaya çalışır.

3) Politikada ilke ve vefa yerine, kişisel çıkarlar egemendir.

4) İktidar, mutlaka çıkar paylaşmasına ve bu paylaşma sırasında kavgalara neden olmaktadır.

5) Bir lider için, tabanda güçlü politikacı "başbelasıdır". Çünkü Türkiye'de ilkeler değil, kaba kuvvet egemendir. Tabanına güvenen her politikacı, kişisel çıkarları için lidere şantaj yapıp, partiyi genel doğrultusundan bile saptırabilir.

6) Parti içi demokrasi, esas olarak disiplinsizlik kaynağıdır.

Yerim uygun olmadığı için, bu genel sosyolojik ve sosyal-psikolojik ilkelerin, her iki liderin kişisel tarihlerindeki somut örneklerini vermeye girişmiyorum.

* * *

Liderlik, insanların kötülükleri ve hırsları değil, güzellikleri ve idealleri üzerine kurulu olarak işletildiği zaman anlam kazanır.

Bu ise hem zor, hem de uzun ve yorucu bir iştir.

Ancak yorgun ve bıkkın liderler, Bülent Tanla gibi, Osman Özgüven gibi mensup oldukları partilere, yine o partilerin ilkeleri doğrultusunda hizmet etmeye çalışanları ihraç eder ya da görevden alır.

Benim tanıdığım eski Ecevit, Tanla ve arkadaşlarını ihraç etmek yerine, bu taze gücü, bu potansiyeli, Parti'yi büyütmek için kullanabilecek nitelikte ve yetenekteydi.

Benim tanıdığım eski Baykal, Osman Özgüven ve arkadaşlarını, görevden almak yerine, baştâ cı ederek, yeniden siyasal umut haline gelebilecek bir liderdi.

Benim özlediğim Sosyal Demokrat Liderlik, (tabii ki parti içi disiplini sağlayarak) kollarını, parti içindeki ve dışındaki tüm "doğal müttefiklere" açan, onları bir yük, bir bela değil, bir kazanım olarak gören liderliktir.

Böyle bir liderlik için de, gençlik, umut, iyimserlik, sıcaklık ve en önemlisi "insan sevgisi" gerekmektedir.

Liderlerin, yorulmaya, bıkmaya, insanlara duydukları güveni ve daha önemlisi, sevgiyi kaybetmeye hakları yoktur.

İnsanları sevmeyen ve onlara güvenmeyen liderler, takipçilerini ve ülkelerini ancak felaketlere götürür, aydınlıklara değil.

Evet, hem bu iki liderin (ve daha pek çok siyasal liderin) tarih boyunca yaşamış oldukları ihaneti, vefasızlığı, çıkarcılığı yaşamış olacaksın, hem de iyimserliğini ve insan sevgini koruyacaksın.

Bu duyguları korumadan, "liderlik koltuğu" korunabilir mi?

Tabii korunabilir; eğer bugün oturdukları koltuğa "lider koltuğu" denilebilirse.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional