Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

DEMOKRASİ, LAİKLİK VE ŞERİAT

 

Bir yandan cehalet, öte yandan kötü niyet, bütün kavramları birbirine karıştırıyor.

Demokrasi, temel insan hak ve özgürlüklerinin esas olduğu bir çoğunluk yönetimidir.

Laiklik, devletin, dinler ve inançlar karşısında tarafsız olması; bir dine ya da inanca bağlı insanların, devleti ele geçirerek ya da başka yollarla, öteki inanç sahipleri üzerinde baskı yapmasını önlemesidir.

Şeriat, dünyayı da, ahreti de düzenleyen İslam kuralları ve bu kurallara göre kurulduğu kabul edilen teokratik devletin temelidir.

* * *

Demokrasi tanımının püf noktası, "temel insan hak ve özgürlüklerinde" yatar.

Bu özgürlükler, yani, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, inanç özgürlüğü gibi özgürlükler olmaz ise , herhangi bir "çoğunluk yönetimini" demokrasi diye nitelemek olanaklı değildir.

Unutmayalım ki, ortaçağda Avrupadaki engizisyon düzeni de, Hitler Almanyasındaki Faşist yönetim de, Sovyetler Birliğindeki Stalin diktatoryası da "çoğunluk desteğine" sahipti.

Ama bunların hiçbiri "demokrasi" değildi.

Demokrasiyi tanımlarken, yalnız çoğunluğun yönetimi ögesine ağırlık vermek, buna karşılık temel hak ve özgürlükler bölümünü ihmal etmek, en büyük saptırmadır.

"Halkımızın yüzde doksandokuzu müslümandır" diye söze başlayanların çoğu, ileri sürdükleri iddialarda ve önerilerde işte bu saptırmayı yapmaktadır.

Laiklik tanımının püf noktası, devletin herhangi bir inancın, öteki inançlara baskı yapmasını önlemesi görevinde yatmaktadır.

Devletin bu görevi ihmal edilerek, laiklik, yalnız "din ve devlet işlerinin ayrılması" ya da "devletin dinler ve inançlar karşısında tarafsız olması" biçiminde tanımlanırsa, o zaman, farklı inançlar bakımından, güçsüz ve azınlıkta kalanların, güçlü ve çoğunlukta olan inançlara karşı korunması gerçekleştirilemez.

Şeriat tanımındaki püf nokta, bu kuralların, köktendinci anlayışta siyasal ve kamusal yaşamı da düzenlediği ve dolayısıyla, bir devlet biçimini de kapsadığıdır.

"Şeriat isteriz" ya da "şeriat istemeyiz" söylemlerinde, insanların verdikleri ana mesaj "şeriat devleti" istemek ya da istememek mesajıdır.

Bu anlamda şeriat, İslamın "siyasallaşan" yönünü vurgulayan bir nitelik kazanmıştır.

Şeriat ile, müslümanlığın uhrevî kurallarını eş tumak, buna karşılık şeriat devleti kavramını dışlamak, ciddî bir saptırmadır.

* * *

Bu saptırmalar nereden çıkıyor? Kimler bu yanlışları bilerek yapıyor?

Demokratik (ve tabii demokratik olduğu için zorunlu bir biçimde laik) Cumhuriyet'in anayasal temellerini, şeriat devleti adına yıkmak isteyenler yapıyor bu saptırmaları.

Üç ana konuda saptırma ve çarpıtma söz konusu:

1) Çoğunluğun "müslüman" olduğunu vurgulayarak, totaliter bir devlet arzusunu, sanki "demokratik" bir istemmiş gibi topluma sunmak.

2) Şeriat devletine karşı çıkanları, müslüman değilmiş ya da islam dinine küfrediyormuş gibi yorumlamak.

3) Laikliği, sanki toplumun demokratik isteklerine karşıymış ya da din düşmanlığıymış, yani bağnazlıkmış gibi göstermek.

Hiçbir demokrasi, demokratik hakların, demokrasiyi yıkmak için kullanılmasına izin vermez.

Çoğunluk her zaman güçlüdür. Ama çoğunluğun her kararı ya da eylemi, haklı ve demokratik olmayabilir. Örneğin, Hitler Almanyasındaki katliam böyledir.

Çoğunluğun, gücünü, demokratik olmayan bir biçimde kullanmasını önlemenin güvencesi, temel insan hak ve özgürlükleridir.

Bu özgürlüklerin başında da, inanç özgürlüğü ve bu özgürlüğün devlet tarafından korunmasına ilişkin laiklik ilkesi gelir.

İşte demokrasi ile laiklik arasındaki ilişki, laikliğin, demokrasinin "olmazsa olmaz" koşullarından biri niteliği taşımasıdır.

Türkiye'de Müslümanların, demokrasiyle çelişkisi yoktur.

Çelişki, "şeriat devleti" isteyenlerle demokrasi arasındadır.

Bu tanımları bilmek ve anlamak önemli değil. Onları zihinsel olarak özümlemek ve yüreğimize sindirmek gerekmektedir.

Bu özümleme ve sindirme olayları ise, uzun ve karmaşık kültürel süreçler sonunda gerçekleşir.

Türkiye'nin sorunu, bu süreci çok kısa bir zaman dilimine sığdırma çabasında yatmaktadır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional