Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

UĞUR MUMCU'YU ÖZLÜYORUM :YAŞASAYDI NE DERDİ?

 

 

Büyük insanların yokluğu, bunalım dönemlerinde daha iyi anlaşılır.

Önce "Cıvangate" sonra, "Susurluk". Her ikisi de Uğur Mumcu'nun "uzmanlık alanı".

Benim çevremdeki herkes, "Uğur yaşasaydı, bunların içyüzünü bütün ayrıntılarıyla öğrenirdik" diyor.

Ben de aynı kanıdayım.

Hatta biraz daha ileri giderek, "Uğur yaşamadığı halde, yaşayan düşünceleri ve kitaplarıyla bu olaylara aydınlık ve açıklık getiriyor" da diyebilirim.

* * *

Bakın, bugün Susurluk dolayısıyla yeniden gündeme gelen birinci MİT raporu için Mumcu daha 1988'de, ne diyor:

Bu örnekler de MİT raporunun yukardan gelen emir üzerine ANAP adına ve ANAP yararına hazırlandığı, bu olay ve ilişkilerin de bu yüzden gözardı edildiğini ortaya koymaktadır.

Raporu düzenleyenlerden çok, bu raporun düzenlenmesi için emir verenler ortaya çıkarılmalıdır. Bu raporu hazırlayanlar, ‘emir kulları'dır. Ya bu raporun hazırlanması için emir verenler?

Bunlar kimlerin kullarıdır? (Tarikat, Siyaset, Ticaret, um:ag Vakfı Yayınları, Ankara, 1996, 21. basım, s.112.)

Görüldüğü gibi, ilk MİT raporu ile ilgili olarak Uğur Mumcu'nun söyledikleri, bu işlerin çığrından çıkmasında hangi politikacının parmağı olduğunu da sorgulamaktadır.

Bakın, Uğur Mumcu, Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi'nin Türkiye'yi sarsan öldürülme olayının karanlık bir noktası için ne diyor?

İpekçi'nin bir aile yakını, Milliyet Başyazarının ölümünden önceki günlerde kaçakçılık konusu üzerinde çalıştığını söylemiş, Milliyet Gazetesi'nin o tarihteki yazıişleri müdürü Hasan Pulur da bir gün İpekçi'yi odasında kaçakçılık konularını içeren bir dosya üzerinde çalışırken gördüğünü ve Pulur'a "Nedir bu kaçakçılık sen de birşeyler duyuyor musun?" dediğini aktarmıştır…(Papa, Mafya, Ağca, um:ag Vakfı Yayınları, Ankara, 1996, 20.basım, s.140)

Uğur Mumcu'nun yukarda alıntıladığım iki kitabına ve öteki yapıtlarıyla birlikte özellikle, Silah Kaçakçılığı ve Terör ve Rabıta adlı eserlerine bakıldığında, bugün Civangate ve Susurluk ile ortaya çıkan pisliklerin hepsinin anatomisi bütün açıklığıyla görülmektedir.

* * *

Türkiye'nin yalnız dününe ve bugününe değil, yarınına da ışık tutan Uğur Mumcu, bilgileri ve belgeleriyle, kitaplarında yaşıyor.

Mumcu'nun tüm yapıtları, vakur ve asil eşi Güldal Mumcu'nun kurduğu Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) tarafından yeniden ve özenle basıldı.

Bu kitapları okuduğunuzda, Uğur'un, 1970'li yıllardan beri oynanan tehlikeli bir oyunun ülkeyi nerelere götürdüğünü açık seçik anlattığını göreceksiniz:

Bir takım siyasetçiler, 1960'ların sonundan itibaren, sola karşı, bazı sağ örgütleri koruyucu şemsiye altına almışlardır. Önceleri, Komünizmle Mücadele dernekleri gibi örgütlenmelerle başlayan bu süreç, daha sonra, Ülkü Ocaklarıyla varlığını sürdürmüş, 12 Eylül ile bir ölçüde hız kesmiş, bir süre sonra yeniden, bu kez, çek senet mafyası ve bazı pis işlerin taşeronu olarak ortaya çıkmıştır. Bütün bu zaman süresinde, hem uluslararası bağlantılar kurulmuş hem bazı memurlar da politikacılarla birlikte bu işlere girmiş, hem de uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile cinayetler el ele gelişmiştir.

Ülkemizde olup bitenler aklınızı karıştırdıysa ve bunları açık seçik bir model çerçevesinde algılamak istiyorsanız, Mumcu'nun kitaplarını okuyun.

Böylece, "seyircilikten" kurtulup "vatandaş" olmaya doğru ciddi bir adım da atmış olursunuz.

Susurluk Komisyonu'nun görevi, Mumcu'nun, Aksoy'un, Tütengil'in Cömert'in katillerini belirleyene kadar bitmemelidir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional