Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

BUGÜNKÜ DURUMA NASIL DÜŞTÜK?

NASIL ÇIKARIZ?

 

 

Cesaretle söyleyelim: Türkiye'nin önündeki sorun, bir "genel toplumsal yozlaşma" sorunudur.

Peki bu "genel toplumsal yozlaşma"nın kaynağı nedir? Nereden çıktı, ya da nereden başladı bu "genel toplumsal yozlaşma"?

"Devlet-siyaset-mafya" üçgeni nereden çıktı, ya da nasıl başladı?

"Ülkücülük" gibi, adı bile bir ideali benimseyenleri vurgulayan bir grup nasıl, "mafya" gibi aşağılık bir kavramla eş tutulur oldu?

Vatandaşın can ve mal güvenliğini korumakla yükümlü "devlet" bazı kurumları aracılığı ile nasıl tam ters bir konuma, vatandaşın mal ve can güvenliğini tehdit eder duruma düştü? Görevi sorun çözmek olan siyaset, sorun üreten bir yapıya nasıl dönüştü?

* * *

Önce hemen belirtelim ki, böyle "toplumsal yozlaşma" gibi ciddi sosyolojik olaylar, bir gecede ortaya çıkmaz.

Bunların ardında uzun zamana yayılmış temel belirleyiciler vardır.

Ayrıca, bazı güncel oluşumlar, daha kısa dönemlerde etki yaparak, bu süreçleri hızlandırabilir.

Türkiye'de de aynen böyle olmuştur.

Denetlenemeyen, hatta tam tersine teşvik edilen, "köylerden kentlere akın" 1950'li yıllardan itibaren Türkiye'nin tüm dengelerini alt-üst etmeye başlamıştır.

Yine 1950'li yıllardan itibaren Cumhuriyetin temelleri (ulus-devletin ilkeleri) sorgulanmaya başlanmış, toplumun demokratikleşme süreci durdurulmaya ve sosyo-kültürel değişim süreçleri tersine çevrilmeye çalışılmıştır.

Bu yıllarda başlayan ekonomik liberalizmin getirdiği canlılık, toplumsal, siyasal ve kültürel süreçlerdeki uzun vadeli tehdidin ve tehlikenin yeterince algılanmasını önlemiştir.

Bu "iç dinamik ögelerinin sonuçları" artık bir bunalıma dönüştüğü dönemde, uluslararası emperyalizmin "mikro milliyetçilik" etkisi, "globalleşme" adı altında yeniden büyük bir güçle tüm dünyayı ve dolayısıyla Türkiye'yi pençesine almıştır.

Bunalıma yol açan iç dinamik ögeleriyle, bunalımı pekiştiren ve derinleştiren dış dinamik ögelerinin buluştuğu dönem 1980'li yıllardır.

* * *

1980'li yıllarda, hem iç hem dış dinamik, Türkiye'de bir "askeri darbe" üretmiştir.

Gerek bu "askeri yönetimin" doğrudan sorumlu olduğu 1980-1983 yılları, gerekse dolaylı olarak ülkeyi denetlediği, 1983-1987 dönemi, yukarda çok kısa olarak değindiğim, iç ve dış dinamik ögelerinin "yozlaştırıcı" etkilerinin hızlandırıldığı "güncel" müdahaleleri simgeler.

Bu dönem, yani 1980-1987 yılları, yozlaşmanın yukardan aşağı bir yöntemle en kolay gerçekleştirilebildiği "hiyerarşik ve kapalı toplum" dönemidir de aynı zamanda.

* * *

Bugünkü bunalımı hazırlayan iç ve dış dinamik ögelerinin, güncel olarak hızlandırılması, "kapalı toplum" döneminde, ve "tepeden" gerçekleştirildiği için çok etkili olmuştur.

Yozlaşma "tepeden" yani ülkeyi yönetenler eliyle başlatıldığı için derhal bütün kurumlara sirayet etmiş ve bugünkü duruma hızla gelinmiştir.

İşte bu "genel toplumsal yozlaşmadan" kurtulmanın tek ve biricik yöntemi, "açık toplum" ilkelerini, "hukuk devleti uygulamalarını" yani "şeffaflığı" ve "adaleti", güçlendirerek yaygınlaştırmaktır.

Bunun yolu da "daha etkin ve daha yaygın demokrasi"yi işler hale getirmektir.

Kentlere hücum gibi daha uzun dönemli nedenlerle başa çıkabilmek için de "sosyal devlet" ilkelerini uygulamaya sokmak gerekmektedir.

Ancak o zaman, bugünkü bunalımın uzun dönemli iç ve dış dinamik ögelerine bağlı nedenleriyle, yönetcilerin hızlandırıcı etkisini denetlemek olanaklı olacaktır.

İşte ben, bütün bu nedenlerden dolayı, "21. yüzyıl Türkiyesi'nin ideolojisi Sosyal Demokrasidir" diyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional