Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

İKTİDAR ONAYLIYOR MU, MUHALEFET UYUYOR MU?

 

 

Kültür konusundaki üçlememin ikincisi olan Demokrasi ve Kültür kitabımda, paradoksal bir isim koyarak okuyucunun dikkatini çekmek istediğim "Altı Çağdaş Klasik Türk Yazarı Üzerine" adlı makalemde Yaşar Kemal'i, Attilâ İlhan'ı, Sait Faik'i, Haldun Taner'i, Aziz Nesin'i ve Çetin Altan'ı incelemiştim.

Yazımın altbaşlıkları, içeriği yansıtan bir biçimde şöyle düzenlenmişti:

Yaşar Kemal ve Feodalitenin Çöküşü.

Attilâ İlhan ve Kapitalizmin Yükselişi.

Sait Faik ve Ezilmiş İnsan ile Doğa Sevgisi.

Haldun Taner ve Küçük Burjuvanın Eleştirisi.

Aziz Nesin ve Evrensel Boyuttaki Türk İnsanı.

Çetin Altan ve Azgelişmiş Ülke Aydınının Trajedisi.

Sonuç.

* * *

Bu altı yazarın üçü ebediyete göçmüş: Sait Faik, Haldun Taner ve Aziz Nesin.

Kalan üçü, Yaşar Kemal, Attila İlhan ve Çetin Altan

ise çeşitli nedenlerle şu anda yargı önünde, ya da yargılanıp hüküm giymiş.

Yazımın girişinde şöyle demiştim:

"Klasik çağdaşlar. Ya da çağdaş klasikler. Hem çağdaş olacaksınız. Hem de klasik. Doğrusu zor iş.

Deyiş olarak da bir ölçüde terslikler içeriyor: Sessizliğin haykırışı, ya da karanlığın ışıltısı gibi.

Aslında bu izlenim aldatıcı. Çünkü çağdaş olmak da klasik olmak da aynı özelliklere sahip bulunmayı gerektiriyor: İnsanoğlunu, birey ve toplum olarak, evrensel değerleriyle, güzel bir biçimde verebilmek. En çağdaş olanın klasik, ya da en klasik olanın çağdaş nitelik kazanması da bundan değil mi?

Bir ölçüde ulusal ile evrensel arasındaki ilişiki de burada yatmıyor mu? Ulusal özgünlüğün dorukları değil midir, bir kültür öğesini evrensel yapan? Ya da ulusalı evrenselin zaman ve mekâ n dışılığı etkilemez mi?" (Remzi Kitabevi, 2. basım,1991, ss.101-108)

* * *

Demokrasi, mutlaka, ama mutlaka, bir disiplin rejimidir ve bu disiplini "hukuk devleti" sağlar.

Çünkü, demokrasilerde temel hak ve özgürlükler hem özüne dokunulamayacak bir biçimde korunmalı, hem de vatandaşların bu temel hak ve özgürlüklerini başkalarının temel hak ve özgürlüklerini zedeleyecek biçimde kullanması önlenmelidir.

İşte bu zor dengeyi, ancak net bir hukuk devleti anlayışı, kesin bir yargı denetimi, özetle, sıkı bir demokrasi disiplini sağlar.

Gerek sistemin genel fonksiyonu, yani iktidarların belirlenmesi ve denetlenmesi, gerekse vatandaşın can ve mal güvenliğinin sağlanması bu demokrasi disiplininin hukuk düzeni içindeki tutarlı ve etkin işleyişine bağlıdır.

Öyle gözüküyor ki, benim bütün varlığımla savunduğum "demokratik hukuk devleti" kavramının işleyişinde bazı teknik aksaklıklar var: Hırsızlıkları ayyuka çıkmış bazı insanlar ortada geziyor. Bu hırsızlıklarla ilgili paylaşım sorunlarına bağlı cinayetler işleniyor ve bu arada masum insanlar da kaza kurşunları ile ölüyor.

Tam bunlar olurken, sistem, üç büyük yazarı, yazdıklarından dolayı yargılıyor, ya da mahkû m ediyor.

* * *

Ben hukuk tekniğinden pek anlamam ama siyasetin mantığını ve hukuk-siyaset ilişkisini biraz bilirim: Bu durumun sorumlusu, ellerindeki maddelere göre işlem yapan savcılar ya da yargıclar değil, o hukuk kurallarını öylece bırakan, düzeltmeyen politikacılardır,

Şimdi kamuoyu açıkça soruyor: Ey iktidar partileri, bu kanun maddelerini değiştirmek, düzeltmek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Ey muhalefet partileri, birbirinizi karalamayı bırakıp, hiç olmazsa bu konudaki düzenlemelerde bir ortak tutum içine giremez misiniz?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional