Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ANADOLU'NUN GÖBEĞİNDE MUHTEŞEM DÖRTLÜ

 

 

Son günlerde "ulusal onurumuz" çok sık gündeme getirildi.

Onu, kimileri Mısır'da, kimileri Libya'da kimileri Nijerya'da aradı.

İşte tam bu sıralarda "ulusal onurumuzun" bazı temsilcileri Anadolu'nun göbeğinde, Eskişehirde, bize muhteşem bir gösteri sunuyordu.

12-20 Ekim 1996 tarihlerinde "Uluslararası Eskişehir Festivali"nin ikincisi yapıldı.

Konu, tek bir ilimizin sınırlarını da boyutlarını da çok aşan bir önemde.

* * *

Önce "muhteşem dörtlü"yü anlatmalıyım:

İdil Biret, Suna Kan, Selma Gökçen, Naci Özgüç.

Üç Türk solisti, bir Türk "maestro"nun yönetiminde, BASSO ile birlikte o gece Eskişehirde, bir "ulusal onur" konçertosunu dile getirdiler.

Bir ülkenin kaderini politikacılar belirliyor. O ülkeyi kimi zaman yücelterek, kimi zaman batırarak.

Ama bir ülkenin uzun dönemdeki başarısını etkileyen insan kalitesi, uygarlık düzeyi, ve uluslararası imajı, hiç kuşkusuz o ülkenin sanatçıları, yazarları, ve bilimadamları ile besleniyor.

İşte yukardaki "dörtlü", uzun bir zaman dilimine yayılan bir "ulusal politikanın" meyvaları olarak müzik tarihimize unutulmaz bir imza daha attı.

İdil Biret ve Suna Kan, Cumhuriyet tarihimizin, (hani kimilerince, halkımızın barışması gerektiği iddia edilen o Cumhuriyet tarihimizin) yüz akı bir yasa ile yurt dışına yolladığı, yani devlet tarafından yetiştirilen sanatçılarımız.

Selma Gökçen ile Naci Özgüç de, aynı geleneğin ürünleri.

* * *

Uluslararası Eskişehir Festivali'nin programı, adına yakışır bir biçimde, değerli müzik insanı Filiz Ali tarafından gerçek bir uluslararası müzik şöleni biçiminde düzenlenmişti.

Açılış konseri de çok anlamlıydı.

Beethoven'in iki parçası seslendiriliyordu.

Birinci parça, sanki üç as solistimiz için yazılmış izlenimi veren "üçlü konçerto" idi.

İkinci bölümdeki senfoni de çok anlamlı idi: "Eroica" yani "kahramanlık". İlginç de bir öyküsü var: Beethoven, Napolyon'un iktidara gelmesi ile çok heyecanlanır ve umutlanır. Bu umut içinde, kaleme aldığı senfonisini ona ithaf eder.

Fakat sonradan, Napolyon'un diktatörlük yolunda ilerlemesi büyük sanatçıyı düş kırıklığına uğratır. Bu nedenle, senfonisinin adını değiştirir.

Böylece, bir anlamda, bir "özgürlük" tavrını simgeler "Eroica".

* * *

Festivali başlatan ve destekleyen, Zeytinoğlu grubu. Daha doğrusu, grubun uygar ve sanatsever başkanı Yavuz Zeytinoğlu. Aynen ağabeyi, rahmetli Mümtaz Zeytinoğlu ile birlikte Anadolu'daki "milli sanayi" hamlesine öncülük ettiği gibi, şimdi de "Anadolu'da sanat festivali" dönemini başlatıyor.

Kuruluşunun bir de ilginç öyküsü var. Zeytinoğlu'nun herkese anlattığı öykü şöyle:

1964 yılında Zeytinoğlu grubuna bağlı Esbank, İstanbul'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına bir konser verdirir. Konser arasında, Orkestra Müdürü, Hasan Hüseyin Akbulut, (sonradan Opera ve Bale Genel Müdürü oldu), ünlü gazeteci-yazar Hıncal Uluç, Yavuz Zeytinoğlu ve ben sohbet ederken, Zeytinoğlu'na, grubundaki kuruluşların bu tür faaliyetlerine çok para harcadığını, bu masrafları birleştirse ve Eskişehirde bir festival düzenlese çok iyi bir iş yapacağını ve Kültür Bakanlığının festivallere yardım fonundan kendisine yardım edebileceğimizi, ayrıca sanat kurumlarımızın da böyle bir girişime tam destek vereceğini söyledim. Hasan Hüseyin Akbulut, sanat kurumlarının desteği konusunda bana bütünüyle katıldı. Hıncal Uluç, büyük bir heyecanla projeyi hemen benimsedi. Yavuz Zeytinoğlu, stratejik kararı derhal verdi ve ilk festival'in tarihi oracıkta belirlendi: 1995 yılında, Eskişehir'in kurtuluş gününe rastgelen Ekimin ilk haftası.

* * *

Eskişehir festivali'nin önemi, çağdaşlığın ve uygarlığın, Eskişehir örneği ile Anadoluya yayılmasını simgelemesidir.

Öteki illerimizin de bu örneği izlemelerini diliyorum.

Bu arada merak edenler için söyleyeyim: Eskişehir Festivali'nin ikincisini düzenleyen yöneticiler, 1996 yılında, Kültür Bakanlığı'ndan değil yardım, Bakan'dan randevu bile alamamış.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional