Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN

 

 

Bugünlerde yaşadığımız, iç içe geçmiş olan, korkunç vahşet ve iğrenç yağma, sizi umutsuzluğa sevketmesin.

Doğadaki denge sürekli karşıtlıklar üzerine dayalıdır.

Unutmayın ki dünyamız bile uzay boşluğunda, güneş sisteminin içindeki karşılıklı çekim dengelerine dayalı olarak yörüngesini korur.

Ölümün, doğumu kaçınılmaz biçimde izlemesi de bu "karşıtlıklar dengesinin" bir sonucudur.

Doğanın düzeni milyonlarca yıl, aynı biçimde akıp gitmektedir. (Biz çok yakında, muhtemelen onu da bozmayı başaracağız ama, bu ayrı bir konu.)

Toplumda, doğanın değişmeyen karşıtlıklar düzenine hem benzeyen hem de benzemeyen bir dinamik vardır: Toplumda her olay ve olgu kendi etkisini ve tepkisini yaratır. Yani "karşıtlıkların egemenliği" açısından, toplumsal oluşumlar da doğaya benzer.

Toplumun doğaya benzemeyen tarafı, bu etkileşimin, yani her olgu ve olayın kendi karşıtını yaratması gerçeğinin, düzenli olmayışıdır.

Ama belli bir mantığı yakalamak güç de olsa, hem uzun vadede gelişmelerin hangi doğrultuda olabileceğini kestirmek, hem de kısa dönemde, hangi "karşıtlıkların" etkili olacağını tahmin etmek çoğu zaman olanaklıdır.

Günümüzde yaşanan siyasî ve adî cinayetler ve onlarla iç içe geçmiş olan devlet katındaki yolsuzluklar ile toplumsal kuralsızlık, o denli korkutucu ve dehşet verici ki, bu karabasanın, kendi karşıtını yaratacağını kestirmek için kâ hin olmaya gerek yok.

Mutlaka, ama mutlaka, bu güzel toplumun güzel insanları, bu kâ bustan çıkışın yolunu, hem de çok geçmeden bulacaktır.

* * *

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite hocalarımı, o yıllarda okuduklarımı ve öğrendiklerimi çok önemsiyorum.

Bir öykü vardı ilkokul okuma kitabında, süt dolu bir sürahinin içine düşen iki farenin öyküsü.

Farelerden biri, umutsuzluk içinde kendini bırakır ve boğularak ölür gider. Öteki ise, sürahiden çıkamayacağını bile bile, kendini bırakmaz, son nefesine kadar çırpınır durur. Tam öleceği sırada, çırpınmaları sonunda, süt kesilir ve yoğurda dönüşür. Bizim "umudunu kesmeyen" fare de, bu yoğurt adacığının üzerine çıkar ve hayatı kurtulur.

* * *

Ne diyor Tevfik Fikret en umutsuz yıllarında toplumun?

Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa,

Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır,

Göz yumma güneşden, ne kadar nû ru kararsa

Sönmez ebedî , her gecenin gündüzü vardır.

Evet, Fikret, yılların ötesinden, "Her gecenin gündüzü vardır" diye sesleniyor bize.

Üstelik, ne yapacağımızı da belirtiyor: Günümüz kavramları ile yorumlanırsa "bilime ve hukuka sığının" diyor.

Belki inanması zor ama, bunun yöntemini bile açıklıyor şu dize ile:

Birlikde bulmalıyız (vatanın) derdine çâ re

Tek yol örgütlenmek. Demokrasiyi güçlendirmek, Sosyal Demokrasinin önündeki engelleri aşmak.

Fikret'i, "Sosyal Demokrat" olarak nitelesem, çok kişi bana gülecektir. Ama unutmayalım ki, her toplum, ideolojisini, hem dış dünyadan hem de kendi tarihsel köklerinden alır. Fikret'in ise tarihsel yeri ve tutumu hiç kuşkusuz, bugünkü Sosyal Demokrat ideolojimizin kökenleri açısından çok önemlidir.

* * *

Evet, bugünkü gecenin de gündüzü gelecek.

Bu aydınlığı, Sosyal Demokrasiyi ve Hukuk Devletini güçlendirmek için bir araya gelen, örgütlenen vatandaşlar üretecek.

Ne mutlu onlara.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional