Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

KÜRESELLEŞME VE SOSYAL DEMOKRASİ

 

Küreselleşme, teknolojideki, sermaye yapısındaki ve uluslararası siyasetteki gelişmeler sonunda, dünyayı yöneten güçlerin, bütün ülkeler üzerinde, birörnekliğe doğru, karşı konulmaz bir baskı oluşturduğunu vurguluyor.

Dünyayı yöneten güçler derken, sadece Amerika Birleşik Devletleri'ni kastetmiyorum. Başta sermaye ve teknoloji olmak kaydıyla ekonomik, siyasal ve toplumsal tüm güçleri vurgulamak istiyorum.

Küreselleşme teriminin ifade ettiği kavram, siyasal olarak ABD'nin, ekonomik olarak uluslarası sermayenin, teknolojik olarak bilgi çağının, tüm ülkeleri, belki değişik oranlarda ama, hemen hemen aynı karşı konulmaz güçle ve aynı yönde etkilediği.

Küreselleşmenin tüm etkilerini anlamak için bu olgulara, onlar kadar kesin ve net olmamakla birlikte, insan hakları ve katılım kavramlarının yaygınlaşmasını da eklemeliyiz.

Bu son kavramlar, bizi, küreselleşme ile birlikte ve doğrudan küreselleşmeye bağlı olarak keskinleşen bir başka oluşuma, mikro milliyetçilik olayına götürüyor.

Küreselleşme, yukarda işaret ettğim tüm karşı konulmaz süreçlerle birlikte mikro milliyetçilik akımlarını da devletler üzerine adeta empoze ediyor.

Böylece, imparatorlukların dağılmasından sonra, yirminci yüzyılın en büyük siyasal gerçeği olarak ortaya çıkan ulus-devlet olgusu hem yukardan hem aşağıdan iki müthiş darbe yiyor.

* * *

Ulus-devleti yukardan sıkıştıran ABD'nin etkisi, ulusararası sermayenin egemenliği ve bilgi toplumunun teknolojik yayılmacılığı kavramları ile, onu aşağıdan zorlayan mikro milliyetçilik akımlarını, bir siyasal komplonun parçaları olarak görmek konuyu fazla basite indirgemek olur.

Çünkü sözünü ettiğim oluşumlar, örneğin ABD'yi de aşan ve onu da etkileyen süreçlerdir.

* * *

Her şeyden önce bilmemiz gereken nokta, küreselleşmenin karşı konulmazlığıdır.

Küreselleşme ile başa çıkmak için su gibi akmak gerekir: Karşı konulamayacak yerde yön değiştirmek ve hedefe doğru, zaman zaman sızarak, zaman zaman da çağlayarak, ama hiç bir zaman amacı gözden kaçırmadan akıp gitmek.

Peki, küreselleşme karşısında, savunulacak olan hedef nedir?

Hedef, hem yukardan hem de aşağıdan gelen baskılara karşı, ulus-devleti çağdaş ve etkin hale getirerek, kapsadığı siyasal sınırlar içindeki tüm insanların refahını ve mutluluk düzeyini yükseltmektir.

Niçin ulus-devleti korumak? Çünkü, bir ulus-devletin kapsadığı siyasal sınırlar içindeki tüm vatandaşların refahını ve mutluluğunu gözetecek başka bir güç, başka bir siyasal kurum, (en azından şimdilik) yoktur da ondan.

Küresel jandarmalığa soyunan Sovyetler Birliğinin ve onun devamı olan Rusya'nın eskiden Doğu Avrupa'da ve şimdi Kafkaslarda yaptıkları ile bugünkü jandarmalığı yüklenmiş görünen ABD'nin Vietnam'daki marifetleri henüz belleklerde çok taze.

Mikro milliyetçiliğe gelince, eskiYugoslavya'da, ve Afrika'daki pek çok ülkede olup bitenler, kabile, ırk, din ve milliyet bağlamındaki mikro milliyetçilik hareketlerinin, bir ulus-devlet otoritesinin yokluğunda, nasıl bir katliama dönüştüğünün en güzel örnekleri.

* * *

Burada gündeme gelen ilk konu Nasıl bir ulus-devlet? sorusu.

Sosyal Demokrasinin yanıt vermesi gereken ilk soru da bu

Herhalde, ırk gibi, din gibi, mezhep gibi, özellikle mikro milliyetçilik akımları çerçevesinde birleştirici olmaktan çok ayırıcı işlev yapan kavramlara dayalı bir milliyetçiliğe değil, vatandaşlık bilinci gibi, topyekun kalkınma atılımıgibi bütünleştirici anlayışlar üzerine kurulu milliyetçiliğe dayalı bir ulus-devlet.

Biraz önce yukarda değindiğim biçimde, küreselleşmenin teknolojik devrimini bütünüyle kullanabilecek, uluslararası sermayenin egemenliğine, kendi sermayesini ve işçisini destekleyip güçlendirerek yön vermeye çalışacak, insan hakları ve katılım beklentilerini tüm vatandaşlarının tüm etkinlikleri için ilke kabul edecek bir devlet.

İşte Türkiye'yi yirmibirinci yüzyıla taşıyacak bir "Sosyal Demokrat Proje".

Pek çok projeden sadece bir tanesi.

Ben, her iki partideki liderlerin ve değerli uzman beyinlerin bu projeyi benden çok daha iyi algılayabileceklerine ve yaşama geçirecek detaylandırmayı herkesten iyi yapabileceklerine inanıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional