Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

SOSYAL DEMOKRASİNİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ

 

 

Türkiye çok hızlı değişiyor.

Değerlerdeki, inançlardaki ve en önemlisi beklentilerdeki bu karşı konulmaz ve süratli değişim, mevcut siyasal ve hukuksal yapıyı da zorluyor.

Bu değişimi kimse önleyemeyecek.

Çünkü bu değişimin ardında iki muazzam güç var: Globalleşme ve kentleşme.

* * *

Böyle büyük değişim dalgaları yaşayan toplumlarda üç ana tepki oluşur.

Birinci tepki mevcut yapıdan çıkar sağlayanların ve bu yapıya alışanların oluşturduğu tutuculuktur.

İkinci tepki, değişim sürecinin yarattığı kargaşanın ve belirsizliğin çözümünü, geçmiş yapılarda arayanların oluşturduğu reaksiyonerliktir.

Üçüncü tepki, sorunları, ileriye dönük çağdaş çözümler üreterek aşmak isteyenlerin oluşturduğu değişimciliktir.

Bu üç tepkinin birbirleri karşısındaki göreli güçlerini ise, genel olarak halkın, özel olarak ise, örgütlü ve örgütsüz, çeşitli grup, kesim ve sınıfların beklentileri belirler.

* * *

Cumhuriyet'in kuruluş döneminde henüz gelişmemiş olan çağdaş sınıfların yerine toplumsal ve siyasal dinamiği belirleyen gelenekçi-liberal cephe ile devletçi-seçkinci cephe artık işlevlerini yitirmiş ve dağılmıştır. (Bakınız Türkiye'nin Toplumsal Yapısı adlı kitap.)

Doğal ve normal oluşum, bu cephelerin işlevlerini sınıfların ve sınıfları temsil eden siyasal partilerin yüklenmesidir.

Nitekim, ANAP ve DYP, tutucu tepkileri, REFAH reaksiyoner tepkileri, DSP ve CHP de değişimci tepkileri temsil eder görünmektedir.

Bu partilerin, oluşan tepkileri "temsil ettiğini" değil, "temsil eder göründüğünü" söylüyorum, çünkü hiçbiri, ideoloji, liderlik, örgüt, kadro, eylem ve söylem açısından tutarlı bir görünüm verememektedir.

* * *

Türkiye'de bugün, reaksiyoner ve tutucu güçlerin ya da bu güçleri temsil eden partilerin ne sorunları çözmesi olanaklıdır, ne de halkın beklentilerine yanıt vermesi.

İşte bu nedenle yazımın başlığını "Sosyal Demokrasinin Önlenemez Yükselişi" koydum.

Ben hem Türkiye'nin, hem de sosyal demokrasinin, bugünkü bunalımı atlatacağına inanıyorum. Belki biraz zaman ve enerji kaybı olacak ama, mutlaka sosyal demokrasi bu toplumda yeniden umut haline gelecek.

* * *

.

Peki siyaset bu "önlenemez yükselişe" nasıl yanıt verecek?

İki sol partinin birleşmesi, anlamsız, yararsız, üstelik de olanaksızdır.

Liderlerin değişmesi de mümkün görünmemektedir.

Ne kalıyor elimizde geriye?

1) Partilerin örgütlenme ve işleyiş modelleri değiştirilebilir.

2) Ülke sorunlarını çözmeye yönelik, değişimci programlar üretilebilir.

Bu iki alan bir "manevra çerçevesi" çizer ama ana sorunu çözmez. Çünkü ana sorun sol partiler ile kamuoyu arasındaki "güven bunalımı"dır.

Kamuoyu (hem genel olarak, hem de "partililer" anlamında), karşısında özü sözü bir, eylemi ve söylemi tutarlı, inandırıcı ve uygulanabilir çözüm önerileri sunan liderler ve kadrolar beklemektedir. Hatta "beklemenin" de ötesinde, partileri buna zorlamaktadır.

İnandırıcılık ve güven, gerek kişisel, gerekse toplumsal ve siyasal ilişkilerde, çok zor kazanılan ama çok kolay yitirilen duygulardır.

Sol siyasetin bugünlerde işi zor, yolu uzun, ama görevi kaçınılmazdır.

Türkiye'ye iyi teşhis koymak, ve bu teşhis ile önce demokrasinin sonra da solun kesişme noktalarını saptamak gerekmektedir.

Ben kendi payıma, gelecek hafta böyle bir yazı yazmayı planlıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional