Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

ANOMİ

 

Herkes birbirine soruyor: "Türkiye nereye gidiyor?"

"Ülke batıyor mu?"

Herkes yakınıyor:"Ne ahlâk kaldı, ne namus!"

" Politikacıya güvenim sıfır. Basına ve televizyona inanmıyorum."

"Ne yapacağımı, kime oy vereceğimi şaşırdım."

Ve kaçınılmaz yargı: " Hepsinin Allah cezasını versin."

Acaba bu durum bize mi özgü? Yani bu yaşadıklarımız ilk kez 1990'lı yıllarda ve yalnız Türkiye'de mi görülüyor?

"Hayır" sevgili okuyucularım. Bin defa "Hayır".

Bugün ülkemizde olup bitenler o denli çok yaşanmış ve o denli çok bilinen olaylar ki, daha ondokuzuncu yüzyıldaki toplumbilimciler bile bu bunalımı teşhis etmişler ve ona bir de isim takmışlar: "Anomi".

 

* * *

 

"Anomi" en kısa tanımla "kuralsızlık" demek.

Gündelik yaşamdaki kuralsızlığı her an trafikte görüyoruz. Siyasetteki kuralsızlığın son örneğini ise "güvenoylaması" komedisinde, en üst seviyede, anayasa, meclis ve hükümet düzeyinde yaşadık.

Tüm toplum bir şaşkınlık ve bunalım içinde. En yüce değer "para" mı, yoksa "insanlık" mı? "Dürüstlük" mü önemli, yoksa "köşe dönmecilik"mi?

Bu "anomi"nin, yani kuralsızlık durumunun temel nedeni, toplumbilime göre, "hızlı değişme". Hızlı değişme sırasında kültürel değerler ile insan ilişkileri aynı süratle değişmiyor. İnsanlar, inançları ile, içinde bulundukları duruma göre davranmak zorunda oldukları başka kişilere karşı yapmaları gereken davranışlar arasında çelişkiler yaşıyor.

Diyelim ki bir milletvekili aslında dürüst ve hukuka inanıyor. Fakat içinde bulunduğu ilişkilerin zorlamasıyla , parti grubunun bağlayıcı kararından dolayı bu inancına aykırı oy kullanmak zorunda kalıyor. İşte size tipik bir "anomi" durumu. Tabii, "anomi" bireysel değil. Kültürel değerler ile sosyal ilişkilerin çatışmasının hem boyut hem içerik olarak "toplumsal" nitelik taşıması gerek.

 

* * *

Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabımda, Durkheim, Weber ve Merton adlı topumbilimcilere dayalı olarak uzun uzun açıkladığım bu "anomi" durumunun göstergeleri şöyle:

1) Toplum liderlere karşı güvenini yitirmiştir.

2) İnsanlar başarılı olma yollarının tıkalı olduğunu düşünürler.

3) Yaşam hedeflerinin gelişme yerine gerileme sürecinde olduğuna inanılır.

4) Kişilere bir boşluk ve hiçlik duygusu egemendir.

5) İnsanlar toplumsal ve psikolojik destek için kişisel ilişkilerine güvenemezler.

Sevgili okuyucularım, görüyorsunuz, toplumbilimciler tam anlamıyla günümüz Türkiyesi'nde yaşananları tanımlıyor. Ama bizi gözlemleyerek değil, evrensel, her yerde ve her zaman geçerli bir durumu anlatmak için. Yani içinde bulunduğumuz "bunalım", yüzyıllar boyu tüm toplumların karşılaştığı bir kriz. Sadece bize özgü değil. Nedenleri belli, göstergeleri saptanmış ve en önemlisi sonuçları biliniyor. Dolayısı ile paniklemeye gerek yok. Biraz "bilime kulak vermek", toz duman içindeki siyasetin bulandırdığı geleceğimizi görebilmek için yeterli.

Şimdi gelelim çözüme, ya da çözümlere.

Bu çözümler de evrensel. Yani Türkiye düşünülerek yazılmamış ama, hiç kuşkusuz ülkemiz için de geçerli.

1) Esas çözüm, toplumun, hem insan ilişkilerinin hem de hukuksal ve örgütsel yapısının "yenilenmesi"dir.

2) Bu "yenilenme" sürecinin aracı, "lider" ya da "liderler"dir.

3) Yeni bir "lider", ya da bir grup, "yeni bir değerler sistemi" etrafında toplumu yeniden yapılandırır. Böylece değişmenin yarattığı bunalım, kendi çözümünü de üretir.

 

* * *

 

Şimdi bu evrensel bilgilerden, günümüz Türkiyesi'ne bir uyarlama yapmayı denersek, kendi kişisel değerlendirmelerim olarak şunları söyleyebilirim.

Zaman, değişme zamanıdır. Bu değişmenin yöntemi de belllidir: Katılımcı demokrasi.

Bence bu değişimin geniş halk kitlelerinden yana olması da zorunludur.

Böylece hem yöntem hem de yön bellidir:Geniş halk kitlelerinin katılımıyla yine bu kitlelerin çıkarlarına uygun bir siyasal program çerçevesinde ülkeyi yeniden yapılandırmak.

Bunun adını da koymaktan kaçınmayalım:Tanımladığım süreç birinci olarak "demokratik"tir, ikinci olarak da "sol"dur. Siz buna ister "sosyal demokrasi" deyin ister "demokratik sosyalizm" isterse "demokratik sol". Hiç farketmez.

Bu işi yapması beklenen "lider" ya da "liderler" nerede, bu konuya da gelecek hafta değineceğim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional