|
Kitaplar
  
Kitapların
Listesi
  
Remzi
Kitabevi
Makaleler
Articles in English
Sürekli Yazılar
 
Aydınlanma
 
Medya
Notu
Söyleşiler/Yazılar
 
Herkesten Bir Şey Öğrendim
 
Demokrasimizle
Yüzleşmek
 
Kızlarıma
Mektuplar
 
Ben
Müsteşarken
 
21.
Yüzyılda Türkiye
 
Yozlaşan
Medya ve Yozlaşan Türkçe
 
Babam,
Oğlum, Torunum
 
Trajikomik
 
Kişisel -
Genel
Kısa Özgeçmiş
Curriculum Vitae (in English)
Güncel Arşivi
Ana Sayfaya Geri Dönüş
|
|
 
MEDYA NOTU
EMRE KONGAR
AKREDİTASYON, HASAN PULUR, BEDİİ FAİK VE AB
"Biat" kültürü sahibi AKP iktidarı, bu kültüre uygun olarak tam
bir "yandaş medya" istiyor.
Tabii "yandaş medya" demek, "yandaş patron", "yandaş yönetici",
"yandaş yazar" ve hatta "yandaş muhabir" demek.
Bu nedenle, iktidar, beğenmediği muhabirlerin "akreditasyonlarını"
yenilemedi.
Böylece yedi muhabirin Başbakanlıkta görev yapması engellendi.
* * *
14 Kasım 2008'de Hürriyet'te Ferai Tınç bu olay
üzerine şu bilgiyi verdi:
"Akreditasyon çalışma izni değildir...
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü'nün iki yıl önce akreditasyon
sistemiyle ilgili yayınladığı bir raporda şöyle deniyor:
'Akreditasyon, gazeteciler için genel bir çalışma izni değil,
çalışmalarını kolaylaştırıcı bir araç olarak görülmelidir.
Hükümetler, akreditasyonu çalışma izni haline dönüştüren kuralları
kaldırmalıdır.'
* * *
16 Kasım Milliyet'te te Hasan Pulur şunları yazıyordu:
"...Başbakanlık'taki bazı aklı evvellerin bu marifeti, basında gereken
tepkiyi görmedi; MİLLİYET gerekeni yaptı, bir kısmı sustu, bir kısmı
da kenarından köşesinden değinip geçti. 'Beslemelik'ten, 'yandaşlık'a
ya da 'yağdanlık'a geçiş elbet böyle olur.
BEDİİ Faik, 1957-60 Menderes döneminde çok çekmiştir.
Anlatır:
'Sayısı belki yüze yaklaşmış davaya bu devrede hedef olduğum gibi,
gazetenin kâğıdının günlük verilmesi gibi bir işkenceye de gene bu
devrede uğradım.
Bu devrede henüz bitirmeden reklamını yaptığımız Tekelonya
Cumhuriyeti adlı romanımın yorumlanıp (!) yayımlanması yasaklanmış,
bu devrede resmi ilanlarımız kesilip ticari ilanlar üzerinde de
siyasi baskılar uygulanmış, bu devrede hiçbir gazeteye değmemiş
hesap uzmanları incelemesi Dünya'ya uygulanmış, bu devrede iki
sivil polisin devamlı gözetmesi altında tutulmam sağlanmış, bu
devrede emniyet müdürleri ve valiler tarafından sık sık tehdit
edilmem ayarlanmış, bu devrede Dünya'ya abone olmuş öğretmenler,
gazetelerinin logosu içeri gelmek şartıyla katlanmasını istemişler,
aksi halde sürüleceklerinin ihtarını aldıklarını bildirmişler, bu
devrede banka müdürleri Dünya'ya ilan vermeme emri aldıklarını
üzüle sıkıla söylemişler, bu devrede hasta yatağımdan kaldırılıp
tutuklanarak Ankara'ya götürülmüş ve Tahkikat Komisyonu'nun hem
de idamlıklar adı verilmiş bölümünde tam bir hafta sorgu
işkencesine uğramışımdır.
Bu devrede gazetem iki defa kapatılmış, üçüncüsünde ise
topyekûn mühürlenerek herkes sokağa atılmış, bu devrede....'
...BEDİİ Faik denince bizim de aklımıza onun erişilmesi güç, küçük
fıkraları gelir...
Avukatlar, Bedii Faik'e bir telgraf çekerler:
'Bundan böyle sizin Dünya gazetenizi tuvalette kullanacağız.'
Akıllarınca 'Kıçımızı sileceğiz' demektedirler.
Bedii Faik ertesi gün küçük fıkrayla cevap verir:
'Dünya gazetesini tuvalette kullanmaya karar verdiğinizi
bildiriyorsunuz. Cevap vereyim:
- Devam ediniz... Devam ediniz, bir gün gelecek kıçınız başınızdan
daha akıllı olacaktır.'
* * *
Türkiye'de "yandaş basın" yaratma merakı, demokrasi sayesinde
iktidara gelen Menderes döneminde, Çok Partili Düzeni tahrip
eden bir uygulamadır.
Demokrasiyi bir yaşam biçimi değil, iktidara gelmek ve bu iktidarı
devam ettirmek için bir araç olarak gören her başbakan, o zamandan
beri kendine bağlı medya yaratma gayreti içine girmiştir.
Ama hiçbir iktidar ve onun "yandaş medyası", demokrasiyi ne
denli yozlaştırırlarsa yozlaştırsınlar sonsuza kadar iktidarda
kalamaz.
İktidar da değişir, "yandaş medya" da yok olup gider.
Ne yazık ki yolsuzluk iddiaları ve ekonomik krizle bunalmış olan
Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ile "yandaş medya",
21. Yüzyıl Türkiyesi'nde bile, hâlâ tarihten hiç ders almamış gibi
davranmakta.
* * *
Tabii Avrupa Birliği de eleştirilerini sıralıyor.
Rıza Türmen'in 16 Kasım'da Milliyet'te yazdığına göre:
"Basında çıkan yolsuzluk iddiaları ve terörizme karşı mücadele
haberleri ile ilgili olarak, üst kademelerdeki kişiler basına
karşı sert eleştiriler yöneltiyor.
Elektronik medyaya orantısız yasaklar uygulanıyor.
Basın ve elektronik medya üzerindeki baskılar gözönünde
tutulduğunda, basın özgürlüğünü tam olarak güvence altına alacak
bir atmosfere ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor."
İşte "AKP demokrasisi" böyle bir şey!
|