Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Green Bullet Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

PEN AYIN KİTABI:

Gezi Direnişi-Kapak

PİYASAYA
ÇIKTI

EMRE KONGAR
AYKUT KÜÇÜKKAYA


 

GEZİ DİRENİŞİ


 

Cumhuriyet
Kitapları

Kitabın kapağını görmek için resme tıklayınız.
Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 27 Temmuz 2015

Yavuz Renda

Dün Prof. Dr. Yavuz Renda'yı Toprağa Verdik.

Bazen bir kişinin ölümü bazı insanlar için kendi yaşamlarında bir dönemin kapandığını simgeler:

Eminim ki, Yavuz Renda'nın ölümü de sadece benim için değil, pek çok insan için böyle bir anlam taşıyordu...

* * *

Yavuz Renda bir çocuk doktoruydu...

Ama sıradan bir çocuk doktoru değil, bir çocuk nörolojisi uzmanıydı.

Hacettepe'doeki Çocuk Nörolojisi Bölümü'nün ve Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği'nin kurucuları arasındaydı.

Gerek çocuk doktoru olarak, gerekse çocuk nörolojisi uzmanı olarak binlerce çocuğa şifa dağıttı.

Dün onu toprağa verirken, cenazeye katılanların bir bölümü onun şifa verdiği çocukların bizzat kendileri veya aileleriydi.

* * *

Yavuz Renda'yı dört nitelik tanımlayabilir sanırım:

Yakışıklılık.

Çalışkanlık.

Dengelilik.

Güvenilirlik.

Yakışıklılık özelliğini ilk sıraya koymamın nedeni, hayatımda gördüğüm en yakışıklı erkek olmasındandır:

Adeta Yunan heykeltraşlarından birinin elinde çıkmış gibi altın orantılı bir yüzü ve bir bedeni vardı...

Onu görüp de hayran olmamak insanın elinde değildi...

Son zamanlarında elbet yüzü de bedeni de yaşlanmıştı ama güzelliğindeki asalet son ana kadar onu terk etmedi.

Çok çalışkandı...

Hiç bıkmaz gece gündüz çalışırdı.

Eşi Sanat Tarihi Profesörü olan Günsel Renda da akademisyen olduğu için, evleri sürekli bir kütüphane ve araştırma birimi havasındaydı; ama bu yargım sizi aldatmasın, son derece ince bir zevkle döşenmiş çağdaş bir sanat merkezi görünümünde bir evleri vardı.

Kariyerinde pek çok yeniliğe imza atmıştı...

Son derece dengeli bir kişiliği vardı...

Gerek iş gerekse aile hayatında hiç kendini yitirdiğini, bağırdığını görmedim, işitmedim.

Sadece Hacettepe'de birlikte çalışmadık, karı koca, bizim çok iyi aile dostlarımız oldukları için bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum.

Elbette çalışkanlık ve dengelilik özellikleri onu son derece güvenilir bir doktor, güvenilir bir dost, güvenilir bir insan yapmıştı.

* * *

Eşim Bilgi ve ben, Renda alilesiyle, Amerika'dan döner dönmez, oradan tanıdığımız, arkadaşımız Prof. Dr. Kemal Üstay (Türkiye'de tüp bebek uygulaması ilk yapan jinekolog) aracılığı ile tanışmıştık; Kemal'in eşi Beysül, Günsel Renda'nın çok yakın akrabasıydı.

Dolayısıyla biz daha çocuk sahibi olmadan, yani oğlumuz Kağan bile doğmadan, Türkiye'nin en iyi çocuk nörologu ile dost olmuştuk.

Ben Hacettepe'ye, Tıp Fakültesi iken girmiştim ve kurduğum Sosyal Çalışma Yüksek Okulu ile Tıp Fakültesi'nden Üniversite'ye dönüşmüştük.

Aynı sırada (Babamın arkadaşı) Ord. Prof. Suut Kemal Yetkin de, asistanı Günsel Renda ile Sanat Tarihi bölümünü kuruyordu.

Sosyal Çalışma Yüksek Okulu ile, Sanat Tarihi Bölümü'nün ofisleri, Hacettepe'nin (o zamanki deyimi ile) Morfoloji binasının dördüncü katındaki bir koridorda karşılıklı odalardaydı.

Günsel Renda ile dostluğumuz öyle pekişti...

Yavuz'la sohbetlerimiz de, sadece geceleri buluştuğumuzda değil, gündüzleri ara sıra, fırsat bulup bir iş konuşmak için Günseli ziyarete geldiğinde de devam etti.

O dönem dört aile neredeyse gece-gündüz beraberdik:

Hepsi Prof. Dr. olan Beyin Cerrahı Vural Bertan, ve eşi Toplum Hekimliği ve Halk Sağlığı uzmanı Münevver Bertan, sonradan ÖSYM'nin başına geçen mikrobiyoloji uzmanı Altan Günalp ve eşi mikrobiyolog Ayfer Günalp, Rendalar ve biz.

İkisi de jinekoloji profesörü olan Kemal Üstay ile Beysül ve Muammer Alpay ile eşi Berrin zaten aileden sayılıyordu.

En unutulmaz ortak anılarımız, (elbette doğumlar ve hastalıklar dışında) sevgili Bedrettin Cömert öldürülür öldürülmez, Ankara'dan bir süre ayrılmamız istendiğinde Vurallar ve Yavuzlarla birlikte çıktığımız Karadeniz gezisidir.

* * *

Yavuz doktorluk araç ve gereçlerini son derece şık bir Bond türü ateşe çantasında taşırdı. O çanta elinden ve otomobilinden hiç eksik olmazdı.

Ankara'nın kültür yüklü gecelerinde konser, tiyatro ve sergi gibi toplantılardan sonra, geceyarıları pek çok kez hasta ziyaretine o çantasıyla giderdi...

"Giderdi" yerine "Gelirdi" demek belki daha doğru olacak, çünkü pek çok kez, çocukların ateşi çıktığı için, bize de geceyarısından sonra pek çok kez geldiğini bugün gibi anımsıyorum.

* * *

Ankara'da yaşayan ailelerin çok büyük bir bölümünün çocuk doktoru idi...

Hiç gocunmaz, yoksul, zengin demez, her gelen hastaya (tanıdık olsun olmasın) aynı özeni gösterirdi.

Pek çok çocuğun normal doktorluğunu yapmasının yanında nörolojik sıkıntısı olan çocuklara şifa dağıtmasıyla da ünlenmişti...

Benim arkadaşlarım arasında da, cocuklarını iyileştirdiği için ona minnet duyan çok aile var.

Çok iyi bir baba ve çok iyi bir eş idi.

Günsel'in kariyerindeki zor basamakları tırmanmasında büyük desteği vardı. Sinan ve Bedriye'nin her zaman yanlarında, en yakın arkadaşlarıydı.

Tıp Fakültesi Dekanı olduğunda da büyük bir başarı gösterdiğini söylememe bilmem gerek var mı?

* * *

Yavuz Renda bizim için, dostluğun, meslek ahlâkının, gençliğimizin, Ankara yıllarımızın, (sonradan YÖK ile hüsrana uğrayan) Hacettpe'deki heyecanlı devrimciliğimizin bir simgesiydi.

Ölümüyle, yaşamımın çok renkli bir döneminin kapandığını, önemli bir parçasını yitirdiğimi hissediyorum.

Eşine, çocuklarına, torunlarına, bütün sevenlerine sabır ve kendisine rahmet diliyorum!
 


ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

KİTAPÇILARDA

Turk Toplumbilimcileri-Kapak Icimizdeki Zalim-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1) Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 27 Temmuz 2015

Valid HTML 4.01 Transitional