Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Green Bullet Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

PEN AYIN KİTABI:

Gezi Direnişi-Kapak

PİYASAYA
ÇIKTI

EMRE KONGAR
AYKUT KÜÇÜKKAYA


 

GEZİ DİRENİŞİ


 

Cumhuriyet
Kitapları

Kitabın kapağını görmek için resme tıklayınız.
Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 24 Kasım 2014

Engin bir Tarih ve Edebiyat Bilgisi!

Beni sürekli izleyen değerli okurlarım bilir:

Gerek Cumhuriyet'teki köşemde, gerekse www.kongar.org adresli internet sitemde her Pazartesi yazdığım "Güncel" yazılarımda, bir konu benden önce bir başka yazar meslektaşım tarafından çok iyi anlatılmışsa, ya doğrudan alıntı yaparım, ya da onun benden önce bir konuyu benden daha iyi özetlediğini belirtirim.

Bu gün işte öyle bir yazıyı alıntılayarak başlayacağım...

Yılmaz Özdil'in 18 Kasım'da, Erdoğan'ın "Amerika'yı Müslümanlar keşfetti" sözü üzerine Sözcü'de yazdığı bir yazı bu.

Satırbaşlarını, italik ve siyah vurguları ben yaptım:

* * *
"MACELAN MÜEZZİNDİ

Asrın lideri izah etti:

'Amerika'yı Kolomb keşfetmedi.'

*

Ki, daha önce Malazgirt'i izah etmişti... 'Romen Diyojen batarya batarya, gülle gülle saldırırken, Sultan Alparslan Allah Allah diye saldırıyordu' demişti.

Gerçi, 1071'de batarya-top filan henüz yoktu, barut anca 250 sene sonra toplarda kullanılmaya başlanmıştı ama, olsun varsındı, tarihçiler daha iyi bilecek değildi.

*

Bilahare, İstanbul'u izah etti... 'İstanbul'un tarihçesini bilmiyorlar, tarih bilseler konuşmaya yüzleri olmaz, öyle elinde mercekle Romen Diyojen gibi dolaşılmaz' dedi.

Mercekle dolaşan, hayali roman kahramanı Sherlock Holmes'tü.

Mercek yerine fenerle dolaşan Diyojen'in, İstanbul'la alakası yoktu, Sinoplu filozoftu.

Romen Diyojen desen, zaten mercekle, fenerle alakası yoktu, Malazgirt'te esir düşen Bizans imparatoruydu.

1500 senelik sapma yapmış, Diyojenleri karıştırmış, Sherlock Holmes'le harmanlamış, gene de denk getirememişti ama, gayet güzel izahattı, ayakta alkışlandı.

*

Bi ara, Osmanlı'yı izah etti... 'Kanuni'nin 30 senesi at sırtında geçti' dedi.

Kanuni 13 defa sefere çıkmıştı, toplam 10 sene 3 ay seferde kalmıştı. Demek ki, 30 seneye tamamlamak için, sarayda da 20 sene at üstünde oturmuştu!

*

Bizans'ı izah etmeyi de ihmal etmedi... 'Bizans'ın hanımları Fatih Sultan Mehmet'i karşılarken, başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz demişlerdir' dedi.

O lafı söyleyen, Bizanslı hanımlar değildi, o lafın orijinali öyle değildi, söylendiği tarih de 1453 değildi, 10 sene önceydi.

Her şeye rağmen halimize şükretmeliydi, Bizanslı hanımlar Fatih'i görünce 'Cüneyt Arkın da geldi mi?' diye sorabilirlerdi.

*

'Bizans, Osmanlı derken, Selçuklu'yu da izah etti. 'Ankara, Selçuklu başkenti' dedi.

Profesör İlber Ortaylı, Selçuklu başkenti filan değildir, Selçuklu başkenti Konya'dır dedi ama, bu İlber hocanın cahilliğinden de bıkmış usanmıştık gari.

*

Yunan tarihiyle alakalı gerçekleri, Olimpiyat Komitesi Başkanı'na izah etti. 'Olimpiyatlara adını veren dağ, Antalya'daki Olimpos dağıdır, olimpiyat meşalesinin kaynağı da, Olimpos dağındaki Çıralı'dır' dedi.

Olimpos dağı, Türkiye'de değil, Selanik'te...

Bizdeki Olimpos, dağ değil, carettaların yavrulama alanı...

Olimpiyata adını veren yer, Yunanistan'daki antik kent Olimpiya...

Olimpiyat meşalesinin Çıralı'yla alakası yok, ilk kez 1928'de Amsterdam Olimpiyatı'nda yakıldı, diyenlere bakmayın siz... Bütün dünya yanlış biliyordu.

*

Sadece kıtaları değil, denizleri de izah etti. İki lisanda, İngilizce-Türkçe izah etti. 'Akdeniz, beyaz deniz, White Sea olarak adlandırılır' dedi.

White Sea'nin Rusya'nın kuzeyinde olduğunu iddia edenler, müfteriydi.

*

Medeniyetler İttifakı'nda medeniyetleri komple izah etti. 'Almanların Goethe'si varsa, İspanyolların Sokrates'i var' dedi.

Yunan'ı İspanyol yaptı.

Sokrates'le Cervantes arasında iki bin sene vardı.

*

En son, Amerika'yı izah etti.

'Kolomb keşfetmedi' dedi.

*

Marko Polo müftüydü.

Pasifik okyanusunda ilk iftarı Macellan verdi.

Vasco da Gama, Piri Reis'in imam hatipten sınıf arkadaşıydı."

* * *

Yılmaz Özdil'in yazısı tarih üzerine...

Aslında edebiyat konusunda da aynı engin bilgiyi görüyoruz; benim hemen hatırıma gelen bir kaç örnek şöyle:

* * *

Türk Dil Kurultayı'nda, "Sanat" adlı şiiri okudu ve Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın dedi.

Oysa şiir Faruk Nafiz Çamlıbel'indi...

Bambaşka siyaset ve şiir anlayışları olan iki şair!

* * *

Elazığ mitinginde "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" dizelerini okudu ve şairinin Arif Nihat Asya olduğunu söyledi.

Oysa şiir Mithat Cemal Kuntay'ındı. Okuduğu bölüm, "On Beş Yılı Karşılarken" adlı şiirinin son mısralarıydı.

* * *

AKP Gençlik Kolları'nın Mehmet Akif için düzenlediği mitingde, İstiklal Marşı'nın son kıtasını okurken "Dökülen kanların hepsi helâl" dedi.

Oysa mısranın doğrusu "Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl" biçimindeydi.

* * *

Dünya liderinin tarih ve edebiyat konusundaki engin bilgisi elbette siyasal gücünden ve başarılarından kaynaklanıyor.

Bu durumu Mehmet Y. Yılmaz, Özdil ile aynı gün Hürriyet'te yayınlanan yazısındaki "Dünya lideri ispat etmez, sadece söyler" başlığıyla yaptığı teşhiste açıkça anlatıyor:

* * *

"İSPANYA'da yayınlanan El Pais gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Amerika kıtasını Müslüman denizciler keşfetti' sözleri üzerine 'İddianı ispat et' çağrısında bulunmuş.

El Pais gibi ciddiyetiyle tanınan bir gazetenin, 'bir dünya liderini' tanımıyor olmasına hayret ettiğimi söylemeliyim.

Bir kere bizim Cumhurbaşkanımızın bir şey ispat etmeye ihtiyacı yoktur!

O her şeyi bilir, 'büyük usta' unvanını bu nedenle kazanmıştır, ağzından çıkan söz kanun gibidir!

Mesela, Gezi protestoları sırasında, Kabataş'ta üstleri çıplak, siyah deri pantolonlu, başlarında siyah bandanalar ve ellerinde deri eldivenler olan 60-70 kişilik erkek grubunun, bir 'başörtülü bacımızı' taciz ettiğini, dövdüğünü söyledi.

Bunun yalan olduğu, kadının fantezilerle süslü bir halüsinasyon görmüş olabileceği ortaya çıktı, ama o tınmadı bile! Aynı şeyi meydanlarda defalarca tekrarlayabildi.

Yine aynı dönemde Wall Street'in işgalini gündeme getirdi, Amerika'da da polisin bu olaylar sırasında 17 kişiyi öldürdüğünü söyledi. ABD Büyükelçiliği bunu yalanladı ama bizim liderimizin bildiğini zaten kimse bilemez ki!

Gazetecileri işten attırdı, 'İngiltere'de de hükümet gazete kapattı' dedi. İngilizler bunu yalanladı, ama biz kaçın kurduyuz, İngiliz'e mi inanacağız, Büyük Usta'ya mı?

Hayır Senor Antonio Cano!

Altı ay önce gazetenin Genel Yayın Müdürü oldunuz diye yürüyüşünüz değişse bize ne ama bir dünya liderini iddiasını ispata davet edemezsiniz, önce haddinizi bilin!

Onun söylediklerini ispat etmek gibi bir zorunluluğu yoktur.

O söyler biz dinleriz, o söyler biz dinleriz, o söyler biz dinleriz, o söyler biz dinleriz, ila ahirihi!"


 
ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

KİTAPÇILARDA

Turk Toplumbilimcileri-Kapak Icimizdeki Zalim-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1) Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 24 Kasım 2014

Valid HTML 4.01 Transitional