Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Green Bullet Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

PEN AYIN KİTABI:

Gezi Direnişi-Kapak

PİYASAYA
ÇIKTI

EMRE KONGAR
AYKUT KÜÇÜKKAYA


 

GEZİ DİRENİŞİ


 

Cumhuriyet
Kitapları

Kitabın kapağını görmek için resme tıklayınız.
Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 20 Nisan 2015

CHP'nin 2015 Seçim Bildirgesi.

Geçen hafta Kartal mitinginden izlenimlerimi önce gazeteye sonra bu buraya Güncele toplu olarak yazmıştım.

Bu hafta, Ankara'da dün açıkladığı, vaatlerini içeren tüm bildirgeyi özümlemeye çalışacağım.

Ama önce geçen haftadan bir anekdot aktarmak istiyorum.

(Bir de not, geçen haftaki Güncel'e Salı günkü Aydınlanmayı da ekledim, anlatım bütünlüğünü sağlamak açısından.)

* * *

Bence Kılıçdaroğlu'nun kişiliğini ve alçak gönüllü vatandaş kimliğini vurgulayan küçük anekdot şöyle:

Kartal mitingine sekiz cepli siyah bir kargo pantolon, siyah dik yaka bir kazak ve siyah bir montla gitmiştim.

Beni her zaman takım elbiseli, yelekli, fularlı görmeye alışmış olan Kılıçdaroğlu, kıyafetimi görünce, şöyle yukardan aşağı iyice bir süzdü ve Çok şık olmuşsunuz dedi.

Daha sonra da oteldeki söyleşiye başlamadan önce, yine aynı konuya döndü ve "Benim de böyle bir pantolonum var ama artık giyemiyorum" diyerek hayıflandı.

O gerçekten sade vatandaş olarak, bizden biri!

* * *

Evet şimdi Kılıçdaroğlu'nun dünkü basın toplantısından izlenimler:

Bence bildirgenin temel mantığı çok iyi hazırlanmıştı:

Günümüzün iki önemli sorunu, yoksulluk ve otoriterleşme ön plana çıkarılmıştı...

Çözümler de demokratik sosyal hukuk devletinin yeniden ihdas edilmesiyle aranmıştır.

Böylece gerçek bir kalkınmanın ancak demokratik bir ortam içinde, hem Sosyal Devlet'in hem de Hukuk Devleti'nin yeniden kurulmasıyla sağlanabileceği varsayımı, bildirgenin omurgasını oluşturmaktadır.

Bir başka deyişle CHP, Otoriterleşmenin durdurulması ve demokrasinin, Hukuk Devletinin ve Sosyal Devlet'in yeniden ihdası ile yoksulluğun da ortadan kaldırılmasının olanaklı olacağı varsayımı üzerine kurulu bir strateji belirlemiştir.

Bence bu hem bilimsel hem de siyasal olarak doğru bir stratejidir...

Bilimsel olarak doğrudur çünkü iç ve dış yatırımcılar ancak şeffaf bir hukuk devletinde yatırıma yönelir ve kalkınmaya katkıda bulunurlar...

Siyasal olarak doğrudur çünkü geniş kitleler yoksullukla mücadelede bu programa destek vereceklerdir.

Yaşanacak bir Türkiye sloganı da bugünkü sorunları daha doğrusu çözümleri özetleyen doğru bir slogandır.

Dört adımlık stratejisinin adımları şöyle özetlenebilir.

  1. Demokrasi'nin güçlendirilmesi.
     
  2. Kalkınmanın sağlanması.
     
  3. Sosyal Devlet'in kurulması.
     
  4. Bilgi toplumuna geçiş.

100 günde ve ilk yılda yapacaklarını da açıklamıştır Kılıçdaroğlu.

Şimdi satırbaşlarına kısaca bakalım.

* * *

Önce AKP'nin 13 yılda yaptıklarına ilişkin bir teşhis koyuyor:

6 milyon 200 bin işsiz, 17 milyon yoksul, maaşı 1000 liranın altında olan 8 milyon emekli, prim borcu olduğu için hastaneye kabul edilmeyen, ölüme terk edilen esnaf kardeşim.

Sosyal güvenlikten yoksun yüzbinlerce işçi.

Açlık sınırına dayanmış 1 milyondan fazla insan.

Kızgın, öfkeli, kırgın genç bir grubumuz.

Kölelikten hallice kalıplara sokulmak istenen kadınlarımız.

Yozlaştırılmış ahlak, namus ve şeref kavramları.

Korkmuş, sinmiş bir medya.

Kimliğini ve kişiliğini yitirmiş iş dünyası.

Esir alınmış bir hukuk sistemi.

13. yılın sonunda milletin polisle arasını açtılar.

Milletin hukukla arasını açtılar.

Milletin basınla arasını açtılar.

Milletin sporla, sanatla, kültürle arasını açtılar.

Milletin dinle, imanla arasını açtılar.

Milletin devletle arasını açtılar. Ve en önemlisi milletin milletle arasını açtılar.

13 yılda geldiğimiz nokta; Türkiye son 6 yıldır 10 bin dolar barajını aşamamış orta gelir tuzağına gelip yakalanmıştır ve Türkiye büyümesini sağlayamıyor.

Yaşanacak bir Türkiye'yi kurmak için 4 ayaklı bir strateji izleyeceğiz.

Stratejimizin birinci ayağında; katılımcı demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, devletin saydamlığı ve hesap verebilirliğini göreceksiniz. Birinci strateji ayağımız bu.

Bir; siyasi ahlak yasasını çıkaracağız. Siyaseti kirlilikten kesinlikle arındıracağız.

İki; 12 Eylül askeri darbesinin mirası olan ve demokrasimizde derin yaralar açan darbe yasalarını tümüyle ortadan kaldıracağız.

Bir garabet şey var %10 seçim barajı. %10 seçim barajını kaldıracağız milletin iradesini TBMM'ye aynen yansıtacağız.

Başka? Milletin vekillerini liderler değil, milletin vekillerini milletin kendisi seçecek. Bunun sözünü veriyorum. Lider sultasına son vereceğiz. Türkiye'de lider sultası olmayacak artık.

Yaklaşık 5 milyon yurttaşımız yurtdışında yaşıyor. Bunlar oy kullanıyorlar. Ama kendi milletvekillerini seçemiyorlar. Siyasi partiler yasasını değiştireceğiz yurtdışı seçim çevresi getireceğiz. Yurtdışındaki vatandaşlarımızda kendi milletvekillerini TBMM'ye gönderecekler.

Adli kolluğu getireceğiz Adalet Bakanlığına bağlı. Böylece soruşturmalarda siyasetin gölgesini kaldıracağız.

Hakça sorgulamalar olacak. Gizli tanık uygulamasına kesinlikle son vereceğiz.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu ikiye ayıracağız. Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu olacak. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ayrı bütçeleri olacak.

Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarının Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulunu etkilemesini ortadan kesinlikle kaldıracağız.

Avukatları ve savcıları, iddia makamıyla savunmayı aynı düzlemde karşılıklı oturtacağız. Birisi hakimin yanında olmayacak. Eşitleyeceğiz bunları.

-Hiç kimsenin inancına, hiç kimsenin kimliğine, hiç kimsenin yaşam tarzına, hiç kimsenin siyasal düşüncesine asla müdahale etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz.

-Stratejimizin ikinci ayağına gelince, ülkemizin uluslararası alanda ciddi bir rekabet gücüne kavuşması, yani ekonomik alanda güçlenmesi gerekiyor. Türkiye'nin orta teknoloji tuzağından kesinlikle kurtulması gerekiyor.

-Üniversitelerin bilgi üretmesi için 12 Eylül darbe ürünü olan YÖK'ü, Üniversiteler üzerindeki vesayeti, baskıyı kaldıracağız. Her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı mekanlar yapacağız --Üniversite öğrencilerimizi kendi üniversitelerinin karar ve söz sahibi olacak konuma getireceğiz

-Koskoca üniversite hocaları niye kendi rektörlerini kendisi seçmiyor? Neden Cumhurbaşkanı atıyor? Bunu da kaldıracağız. Her üniversite kendi yöneticisini kendisi seçecek.

-Her yıl en az 15 bin üniversite mezununu yurtdışına doktoraya göndereceğiz.

-Eğitim sistemini ideolojik prangalardan kesinlikle kurtaracağız. Bir yılı okul öncesi olmak üzere zorunlu eğitimi 13 yıla çıkaracağız.

-Stratejimizin birinci ayağı birinci sınıf demokrasi, İkinci ayağı, yarışan bir Türkiye, Demokrasiyi güçlendirdik, ülkemizi kalkındırdık, üçüncü ayak, Sosyal devleti güçlendireceğiz. Hakça bölüşeceğiz

Asgari ücret üzerinden vergiyi kaldıracağız. CHP iktidarında asgari ücret net 1500 lira olacaktır.

Ayda 277 sabit taksitle 70 metrekarelik ev yapacağım Asgari ücretliye. Ayda 277 lira taksitle ev sahibi yapacağım

-11 milyon emekli, eşlerinizle beraber dinleyin. Size Ramazan ve Kurban Bayramında birer maaş ikramiye vermek benim boynumun borcudur.

-Mecburen çalışan emekli kardeşin senin emekli aylığından kesilen %15 sosyal güvenlik destek primini kaldıracağım bu benim namus sözümdür…

Hiçbir şeker fabrikasını özelleştirmeyeceğim köylü şeker fabrikasında götürüp pancarını satacak. Sana mazotu 1,5 liradan vereceğim sözüm söz

-Vergi, sigorta prim borcu olmayan kobiler ödedikleri vergi ve sigorta primi kadar bir yıl süreyle sıfır faizli kredi alacaklar. Böylece, Türkiye'de üretim ve istihdam artacak, kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam azalacak.

-İlk 100 günde ilk yapılacak iş;

Emeklilere Ramazan ve Kurban bayramlarında birer maaş ikramiye verilmesinin kanununu çıkarmak olacak. İki, aile sigortası kanununu TBMM'den geçireceğiz. Hiçbir ailenin geliri 720 liranın altında olmayacak. Üç; kamuda taşeron işçiliğe son vereceğiz, tamamı kadrolu işçi olarak görevlerine devam edecekler.

-İlk 100 günde kredi kartı ve tüketici kredisi borcu olanların faizlerinin en az %80'ini çizeceğiz ve bunun düzenlemesini getireceğiz. Beş; siyasi ahlak yasasını çıkaracağız, siyaseti kirlilikten arındıracağız. Altı; TBMM'de kesin hesap komisyonunu kuracağız siyasi iktidar orada millete ve muhalefete hesap verecek lk 1 yılda ne yapacağız? Bu söylediğim ilk 4 ay 100 günde. İlk 1 yılda ne yapacağız?

-İlk 1 yılda ise, çiftçiye mazotu 1,5 liradan vereceğiz.

İki; asgari ücret üzerindeki vergiyi kaldıracağız ve asgari ücret net 1500 lira olacak. Üç; %10 seçim barajını kaldıracağız. Dört; 1 yıl içinde hiçbir üniversite öğrencisi benim yurt sorunum var demeyecek, çocuklarımız yurtlarına kavuşmuş olacak, Beş; teşvik sistemini değiştireceğiz katma değeri yüksek ürün üreten sanayiye özel destek vereceğiz. Böylece Türkiye'nin dünyada rekabet etme gücünü yükselteceğiz. Altı; vergi ve sigorta prim borcu olmayan kobilere ve esnafa ödedikleri vergi ve sigorta primi kadar 1 yıl süreyle sıfır faizli kredi vereceğiz.

Geliyorum stratejimizin dördüncü ayağına. Ne dedik? Birinci sınıf demokrasiyi getireceğiz. İki; üreten Türkiye'yi, katma değeri yüksek ürün üreten Türkiye'yi inşa edeceğiz. Üçüncüsü ürettiğimizi hakça bölüşeceğiz. Yoksul, işsiz, aç, sefil, garip gureba kalmayacak. Herkesin karnı doyacak. Hiçbir çocuk bu topraklarda yatağa iç girmeyecek. Kimse açlığından ölmeyecek. Çünkü bu ülkede açlıktan çocuklar öldü. Herkesin saygınlığı olacak. Stratejimizin dördüncü ayağı, bütün bu kazanımlarımızı korumak zorundayız. Demokrasimizi güçlendirerek derinleştirmek zorundayız. Kazanımlarımızı korumak ve devamlılığını sağlamak içinde sağlıklı ve güçlü halka hizmet etmeyi şiar edinmiş bir devlet yapılanmasını yeniden inşa etmek zorundayız. Bunun için devletteki kurumların tamamının güçlü olmasını istiyoruz. Sıcak siyasetin oralara müdahale etmemesini istiyoruz.

* * *

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının satırbaşları böyle.

Ayrıca bir de bildirge kitapçığı var...

Çok kapsamla ve çok daha sistematik.

Gelecek haftalarda ona da yakından bakarız.
 


ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

KİTAPÇILARDA

Turk Toplumbilimcileri-Kapak Icimizdeki Zalim-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1) Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Nisan 2015

Valid HTML 4.01 Transitional