Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Green Bullet Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
Tarihimizle Yüzleşmek-Kapak

PİYASAYA
ÇIKTI


YENİ BÖLÜMLERLE
GENİŞLETİLMİŞ BASIM

EMRE KONGAR


 

TARİHİMİZLE YÜZLEŞMEK


 

Remzi
Kitabevi

Kitabın kapağını görmek için resme tıklayınız.
Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 2 Mayıs 2016

Dinden Demokrasi Çıkacağına İnananlardan ve CHP'nin Hareketsizliğinden Bıktım.

AKP'nin, "Demokratikleşme" maskesi altında gizlediği, dinci, baskıcı, buyurgan yüzü ortaya çıktıkça, ona destek veren "kullanışlı aptal", "liberal solcuların" pişmanlık yazıları da çoğalıyor.

Bunları okurken güleyim mi ağlayayım mı şaşırıyorum...

Çünkü bu pişmanlık yazılarında AKP'nin mevcut uygulamalarını protesto etmek ağır basarken, geçmişte yanılmış olmanın gerekçelerini anlatmaya çalışmaları hiç bir mantığa sığmıyor:

"Kendisine saygı duyan, karşısındakinin söylediğine de inanırmış..."

"Koskoca parti yalan söyler miymiş..."

"Niyet okumak olanaklı değilmiş..."

"Özgürlükleri gerçekten geliştirmişler..."

"Ülke Kemalist laik baskı altındaymış..."

"Türkiye'de kamu alanı dinden soyutlanamazmış..."

"Dindar insanlar kendilerini baskı altında hissediyorlarmış..."

"Silivri'de askeri darbeler ile hesaplaşılmış..."

"Yargı eskiden de vesayet altındaymış..."

"Halk, sorunlarını din üzerinden tartışmaya alışmış..."

Ve dinden hareket ederek siyaset yapan AKP Türkiye'ye demokrasi getirecekmiş!

* * *

Geldiğimiz nokta ise belli:

Eşit ve adil koşullarda yapılmayan seçimler.

Yargının siyasal iktidarın emrine verilmesi.

Basın özgürlüğünün yok edilmesi.

Laikliğin inkârı.

Kürt sorununun inkârı.

Ve tek adam yönetimi.

Bütün bunlarda, dincilerin desteğinden daha fazla desteği, "kullanışlı aptal" (deyim kendilerinindir) liberal solcular verdiler.

Şimdi de abuk sabuk gerekçelerle kendilerini aklamaya çalışıyorlar...

Eskiden de yanlış ve haksızdılar...

Bugün de yanlış ve haksızlar...

Çünkü eski hatalarında ısrar ediyorlar.

* * *

Bu "muhalifleri" belirtirken Gülen Cemaati'ni bilhassa dışarda bıraktım, çünkü onlarda ne "aldatıldık" iddiası var, ne de eski yaptıkları, yazdıkları ve söylediklerinden pişmanlık.

Ama yine de ben onlara da yapılan haksızlıklara karşı çıkıyorum.

Hesap sorulması gereken konular, Silivri davaları ve bu davalarla ilgili eylem ve söylemlerken, bunların üzerine gidilmiyor, bir takım holdinglere el konuyor ve buralardaki kaynaklar yağmalanıyor.

Elbette ben de bunlara karşı çıkıyorum.

Silivri'nin hesabını sormak gerekirken, 17-25 Aralık 2013'teki yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının "darbe girişimi" olduğu iddiası ve "Fethullah Gülen Terör Örgütü" üyeliği suçlamalarıyla hesap soruluyor.

* * *

Demokrasinin üç temeli de tehlikede görünüyor bu günlerde:

Serbest ve adil seçimler...

Yargı bağımsızlığı...

Laiklik...

* * *

Demokrasiden geri atılan bütün bu adımlar, CHP'nin etkisiz muhalefeti sırasında gerçekleşti.

CHP'nin bir an önce silkinip eyleme geçmesi gerekiyor...

Ama üzerindeki ölü toprağını ne zaman atıp hareketlenecek belli değil.

 


ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

KİTAPÇILARDA

Gezi Direnişi-Kapak Icimizdeki Zalim-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1) Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Mayıs 2016

Valid HTML 4.01 Transitional