Emre Kongar'ın Resmi Internet Sitesi



Kitaplar
   Red Bullet Kitapların Listesi
   Red Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Red Bullet Aydınlanma
  Red Bullet Medya Notu

Söyleşiler/Yazılar
  Red BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Red BulletKızlarıma Mektuplar
  Red BulletBen Müsteşarken
  Red Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Red BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Red BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Red BulletTrajikomik
  Red BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş

Aydınlanma yazıları her Salı, Medya Notu yazıları her Cuma, Güncel her Pazartesi yenilenir.

MEDYA NOTU

 

EMRE KONGAR

 

HER ŞEYE KARŞIN ÖZGÜR MEDYA VE VAKİT GAZETESİ

 

Bugün yine birbiriyle ilgisiz iki konuya değineceğim.

Birinci konu özgür medyanın işlevi.

İkincisi de Vakit gazetesi hakkında Ahmet Hakan Coşkun'un 4 Aralık Pazartesi günkü Hürriyet'te yazdığı yazı.

* * *

Önce özgür medyanın işlevine çok kısaca değinmek istiyorum:

Evet Türkiye'de medya, kamuoyunu bilgilendirmek yerine biçimlendiriyor.

Evet Türkiye'de medya, siyasal iktidara bağımlı.

Evet Türkiye'de medya, dinci medya ve holding medyasının kıskacında.

Evet Türkiye'de medya, bir yandan holdinglerin halkla ilişkiler bülteni gibi, öte yandan laik demokratik rejim aleyhtarı el ilanları biçiminde.

Bütün bunları biliyoruz.

Ama yine de özgür medyanın bütün bu eksik ve yanlışlarına karşın, yağmanın ve yolsuzlukların açığa çıkarılmasında çok önemli bir işlev yüklendiği görmezden gelebilir miyiz.

Ayrıca başta insan hakları olmak kaydıyla, özellikle kadın hakları konusundaki olumlu katkılarını reddetmek olanaklı mı.

Sanıyorum bugünkü medyanın bütün yanlışlarına ve eksiklerine karşın yine de sadece bu iki işlevi bile "hiç yoktan iyidir".

* * *

Ahmet Hakan Coşkun, "Tarikatçılar Vakit mi okur" başlıklı yazısında şöyle diyor:

" 'TAKVA' filminde görülen tek gazete Vakit gazetesi.

Peki buradan yola çıkarak, 'Tarikatçı dediğin Vakit okur' diyebilir miyiz?

Hayır, diyemeyiz.

Çünkü Türkiye'de tarikatlar arasında bir 'klas' farkı vardır.

Mesela... 'İskenderpaşa Dergahı' mühendislerin ilgisini çekmiştir. Mesela... 'İsmailağa Dergahı', yoksul ve eğitimsiz ama büyük şehre tutunmaya çalışanlara hitap eder. Mesela... 'Menzil Dergahı', taşranın dini hayata uzak tiplerini kerametle etkiler.

Neyse... Uzatmaya gerek yok.

Söylemek istediğim şudur:

Her sınıfın tarikatı farklıdır.

'Takva'da anlatılan tarikat ise, özellikle alt sınıfları hedef alan bir tarikat...

Bu açıdan filmde görülen tek gazetenin Vakit olması çok doğru bir tercih. Eh, ne de olsa Vakit, çok uzun zamandır İslami kesimin 'lümpen/proleter' kesimlerinin ruhunu okşayan bir yayın çizgisi izliyor."

* * *

Ahmet Hakan'ın yazısından önemli bir bilgi ediniyoruz:

Demek ki dinci medya, tarikatlara bağlı olarak sınıflanabiliyor.

Bu sınıflamaya esas olarak alınan aralarındaki sınıf farkı da tarikatlar arasındaki sınıf farkına koşut.

(Sınıf ve sınıflama sözcüklerinin farklı anlamlardaki kullanımlarına dikkat! Bundan sonra Medya Notlarında böyle sözcük oyunları yapmayı sürdüreceğim.)

 

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 12 Mayıs 2008