Emre Kongar'ın Resmi* Internet Sitesi


Loading

Kitaplar
   Green Bullet Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar
  Green BulletAydınlanma
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum

Yazılar
  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Green Bullet Kısa Özgeçmiş

Green Bullet Curriculum Vitae (in English)

Green Bullet Güncel Arşivi

Green Bullet Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ANAYASA MAHKEMESİ NE İŞE YARAR?
 

Türkiye'de rejim tartışmaları yarım yüzyılı aşkın bir süredir bir arpa boyu ilerlemedi mi?

"Milli irade" kavramının çarpıtılması yoluyla "çoğunluk baskısı" demokrasi diye hâlâ nasıl yutturulabiliyor?

Parti bağlılığı, iktidar dalkavukluğu, güce tapınma, menfaatperestlik, insanların vicdanlarını karartmaya ve zihinlerini bulandırmaya nasıl devam edebiliyor?

* * *

Türkiye, Çok Partili Rejim'e geçtiğinden beri, demokrasi kavramı sürekli istismar edildi:

Demokrasinin, olmazsa olmaz koşulları, ifade özgürlüğü, muhalefet hakkı, yargı bağımsızlığı daima "çoğunluk" adına sınırlanmak ve kısıtlanmak istendi.

"Çoğunluk yönetimi" tek başına, "milli irade" ve demokrasi diye yorumlandı.

Oysa, ifade özgürlüğü, muhalefet hakkı, yargı bağımsızlığı, demokrasinin mukaddes, yani dokunulmaz değerleridir.

Bu mukaddes değerler "çoğunluk" tarafından bile ihlal edilemez.

Bu konularda referandum da yapılamaz!

* * *

"İktidarın" bu mukaddes değerleri ihlal ederek demokratik rejimi, otoriter ya da totaliter bir rejime dönüştürmesi olayı, Almanya'da Hitler ve İtalya'da Mussolini zamanında yaşandı.

Seçimle iktidara gelenlerin, demokrasinin boşluklarından yararlanıp otoriter ya da totaliter rejim kurmaları, sadece kendi ülkelerini değil, bütün dünyayı da kana buladı.

İnsanlık, İkinci Dünya Savaşı ile, demokrasinin bu şekilde yozlaştırılmasının bedelini çok ağır ödedi.

İşte Anayasa Mahkemeleri, demokratik ülkelerin bir daha böyle bir felaketle karşılaşmasının önlenmesi için düşünülen bir mekanizma olarak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra önem kazandı.

* * *

Bir Anayasa Mahkemesinin esas görevi, demokrasiyi, demokrasinin mukaddes değerleri olan temel hak ve özgürlükleri, onların güvencesi olan yargı bağımsızlığını korumaktır.

Mahkeme bunları kim karşı koruyacaktır?

Hiç kuşkusuz, ülkeyi yönetenlere, yani iktidara karşı.

Peki Anayasa Mahkemesi demokrasiyi nasıl koruyacaktır?

Bunu iki yolla yapar:

Birinci olarak, bu hak ve özgürlükleri sınırlayıcı ve kısıtlayıcı yasaları engeller...

İkinci olarak, bu hak ve özgürlüklerin güvencesi olan Adalet mekanizmasının bağımsızlığını ve tarafsızlığını korur.

* * *

Demokratik hak ve özgürlüklerin en büyük düşmanı, "kendisi gibi düşünmeyenlerin" hak ve özgürlüklerini kabul etmeyen "çoğunluklar" veya onların temsilcisi olduğunu iddia eden iktidarlardır:

Çünkü ellerinde bu hak ve özgürlükleri, onların koruyucusu olan yargı bağımsızlığını sınırlayabilecek ve kısıtlayabilecek hem yürütme hem de yasama gücü vardır!

İşte Anayasa Mahkemesi tam bu noktada devreye girer:

Temel hak ve özgürlükleri, yargı bağımsızlığını, çoğunluğa ve iktidara karşı korur!

Hem tarihi hem siyasi hem de hukuki görevi budur.

Bunun dışındaki tartışmaların bir anlamı yoktur!


Paylas

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 6 Şubat 2012