|
Kitaplar
  
Kitapların
Listesi
  
Remzi
Kitabevi
Makaleler
Articles in English
Sürekli Yazılar
 
Aydınlanma
 
Medya
Notu
Söyleşiler/Yazılar
 
Demokrasimizle
Yüzleşmek
 
Kızlarıma
Mektuplar
 
Ben
Müsteşarken
 
21.
Yüzyılda Türkiye
 
Yozlaşan
Medya ve Yozlaşan Türkçe
 
Babam,
Oğlum, Torunum
 
Trajikomik
 
Kişisel -
Genel
Kısa Özgeçmiş
Curriculum Vitae (in English)
Güncel Arşivi
Ana Sayfaya Geri Dönüş
|
|
Aydınlanma yazıları her Salı, Medya Notu yazıları her Cuma, Güncel
her Pazartesi yenilenir.
AYDINLANMA
EMRE KONGAR
FAZIL SAY'IN ELEŞTİRİSİ: 'TÜRBANCILAR'
 
Ünlü müzisyenimiz, besteci ve piyanist Fazıl Say,
Türkiye'ye hâkim olan "dincilik" havasından kaygılanarak,
önce kendisi gibi laik ve demokratik görüştekilerin azınlıkta
kaldıklarına dikkati çekti, "Türkiye'yi terk edebilirim"
dedi ve sonra da "teslim olmayacağız" diyerek mücadele
edeceğini belirtti.
Atatürk'e hakaret edenlerin, laiklik karşıtlığını ya da etnik
bölücülüğü demokrasi diye yutturanların, Türklerin Ermenilere
"Soykırım" uyguladığı yalanını savunanların baş tacı edildiği
ülkemizde, Fazıl Say'ın bu haklı kaygısı, hemen haksız
saldırılara konu oldu.
* * *
AKP'nin "türban ve İmam-Hatip eksenli dinci siyaseti" ve "yayılmacılığı" sadece Fazıl Say'ı mı kaygılandırdı?
* * *
İşte size "türbanlı" evlatlarımızın tutum ve
davranışlarına ipotek koymaya yönelik bir "türbancı" görüşü;
okuyun bakalım ne hissedeceksiniz?
Hasan Karakaya, 21 Eylül 2006 tarihli Vakit
gazetesinde şöyle yazıyor:
"Birincisi; 'imam'ın sarığı 'beyaz'dır, asla 'leke'
kabul etmez...
İkincisi 'başörtülü' veya 'çarşaflı' kısacası
'tesettürlü' bir kadının; sokakta, parkta, tren, dolmuş veya
otobüste 'sakız çiğneme' veya 'sigara içme' gibi bir
özgürlüğü olamaz!..
'Evinde' ne yapacaksa yapsın, ama 'sokağa' çıktığında
'dikkatli' olmak mecburiyetindedir!..
Hayır, mecburiyet de değil, buna 'eli mahkûm'dur!..
Peki, niye böyledir?..
Çünkü 'imam', bir 'lider'dir, bir 'önder'dir...
Başındaki 'beyaz sarık' da, onun bir 'misyon sembolü'dür!..
'Beyaz'dır; çünkü 'saflığın, arılığın, temizliğin'
sembolüdür!..
'İmam'ın görevi, işte bu saflığa 'leke' düşürmemektir!..
Aynı şekilde;
'Başörtüsü' veya 'çarşaf' da bir semboldür...
Evet, 'İslam'ın sembolü'dür!.. Onu başında taşıyan her kadın
veya kız, bir 'tercih' koymuştur ortaya...
'Sıradan bir kadın/kız' olmadığını, bir 'misyon'
yüklendiğini bütün dünyaya deklâre etmiştir!..
O halde, 'söylem'lerine de, 'eylem'lerine de dikkat
etmek mecburiyetindedir!..
Çünkü, 'kendisi' değildir artık!.. 'Sıradan bir fert'
olmaktan çıkmıştır!..
Dolayısıyla, yapacağı bir hata, 'Ayşe, Fatma, Kübra' olarak
kendisini bağlamakla sınırlı kalmayacak, 'temsil ettiği din'in
hedef tahtasına oturtulmasına yol açacaktır!..
Bu böyle biline!.."
* * *
"Türbancı" Karakaya, daha sonra "türbanlı" evlatlarımızın
neler yapamayacağını da belirtiyor:
"'Başını örtecek' ama, televizyon ekranlarına çıkıp şakır şakır
'göbek' atacak!.. 'Tesettüre bürünecek' ama, bilmem hangi
şarkıcı bozuntusunun konserine gidip, 'ona sarılmaya'
çalışacak!.. 'Başını örtecek' ama, 'çıktığı erkek'le
sokaklarda/parklarda 'el ele' tutuşup, 'sigara' tüttürecek!..
Yok öyle yağma!.."
Ve devam ediyor "türbancı" Karakaya:
"Ya 'yaşantını' gözden geçireceksin, ya da yüklendiğin
'misyon'dan sıyrılacaksın."
* * *
"Türbanlı" ve "türbancı" ayrımı yapmak ve
"türbancıların" maskesini düşürmek zorundayız.
|